+ Konuyu Cevapla
Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Abdurrahim Karakoç

  1. #1
    wzuhal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-08
    İtibar Puanı
    22
    Mesajlar
    479

    Abdurrahim Karakoç

    HAYATI

    1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.

    İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.

    1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

    Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynakIanmaktadır.27 Mayıs darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaraIığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.30'a yakın mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı. Çünkü,o, insana ve İslâm'a yapılanların zulüm olduğuna inanmıştı. Şiirlerinde esas unsur insandır.
    Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

    1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:
    'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'

    30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.

    KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ
    'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.
    Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.
    Bana gelince:
    Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.
    Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.
    En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...'

    Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.

    Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. Kim bilir nereye ve ne zamana kadar...

    Yayıncı'dan:
    Halk şiirimizin en büyük üstadı Abdurrahim Karakoç, yaşayan canlı şiirleriyle, tatlı üslubuyla hep bizim sesimiz oldu; düşündüklerimizi, söylediklerimizi şiirleştirdi; hislerimizin tercümanı oldu..O bir söyleşide bunu şöyle dile getiriyor:
    'Galip Erdem bey'in dediği gibi,inandığımız her şeyi söylemesek bile, söylediğimiz her söz işimizin ve inancımızın aynası olmalı.'
    Karacaoğlan, Emrah, Aşık Ömer, Kayıkçı Kul Mustafa, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Köroğlu, Dadaloğlu, Seyrani, Bayburtlu Zihni, Çıldırlı Aşık Şenlik, Şarkışlalı Aşık Veysel Şatıroğlu gibi şahikadaki isimlerden sonra, günümüzde halk şiirinin en doruktaki ismi hiç şüphesiz Abdurrahim Karakoç'tur.

    O kendini şöyle tanıtmaktadır:

    'İman kaynağımdır, tevhit havuzum
    İslâm'ın dışında arama beni
    Muhammed-ül Emin tek kılavuzum
    Putların peşinde arama beni.

    Hak kelâm duyduğum kitap Kur'an'dır
    Başka yok! . Uyduğum kitap Kur'an'dır
    Dolduğum, doyduğum kitap Kur'an'dır.
    Beşerin 'boş'unda arama beni'

    ESERLERİ
    Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) , El Kulakta (1969) , Vur Emri (1973) , Kan Yazısı (1978) , Suları Islatamadım(1983) , Beşinci Mevsim(1985) , Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994) , Yasaklı Rüyalar(2000) , Gökçekimi(2000) , Gerdanlık-I(2000) , Gerdanlık-II(2002) , Gerdanlık-III(2005) ,Parmak İzi(2002) ,
    Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)



  2. #2
    Tecrübeli Üye adogan2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-09
    İtibar Puanı
    7963
    Mesajlar
    9,167
    BEBEĞE ÇAĞRI

    Soyguncu soysun da, vurguncu vursun
    Sen ana karnında boşa durursun
    Doksan günde çık gel, dokuz ay dursun

    Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

    Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
    Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden
    Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden

    Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Makam armağandır, koltuk hediye
    Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye
    Ne diye beklersin söyle ne diye?

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Göz kırpınca sıfırı çok sayılar
    Zirveye tırmandı topal ayılar
    Yağcı yeğen arar haydut dayılar

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

    Artık banka soymak basit eğlence
    Günde milyar hiçtir ' yurtsever genç' e(!)
    Dünyaya duhül et, gel biraz önce

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul
    Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul
    Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

    Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
    Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
    Önce onları gör, sonra bizi gör

    Doğmaya gayret et doğmaya bebek
    Sonra geç kalırsın yağmaya bebek
    Emeğine sağlık.Buraya taşıdığın için teşekkürler...




    " Mahşerin 4 Atlısı! "

  3. #3
    Tecrübeli Üye adogan2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-09
    İtibar Puanı
    7963
    Mesajlar
    9,167
    BEBEĞE İHTAR

    Geçmişte yağmanın hasat dönemi
    Acele gel diye çağırdım seni
    Şimdi iş değişti dur, dinle beni
    Dokuz aylık yolu altmış ayda çek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Emmin, dayın annen, baban kereste
    İşçi, memur, çiftçi, çoban kereste
    Çarşı, pazar, yazı-yaban kereste
    İnsanlar ya mertek, ya orta direk
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Doğarsan üç günlük iş bulamazsın
    Acıkırsın, ekmek, aş bulamazsın
    Ucuz toprak, beleş taş bulumazsın
    Yaşamak rezillik, rüsvaylık demek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Arı peteğinde ağulu bal var
    Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var
    Sıkıver dişini, annene yalvar
    Buradan rahattır orda beklemek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan
    Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan
    Değişti bahçıvan, bozuldu bostan,
    Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek
    Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

    Vaziyet bambaşka vaziyet oldu
    Yaşamak işkence, eziyet oldu
    Dalkavukluk üstün meziyet oldu.
    Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek
    Sözümü dinlersen hiç doğma bebek.

    GeriAntolojiArkadaşına GönderYukarı
    --------------------
    BİR GÜZEL ÜLKÜ

    Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
    'Ezel'den 'Ebed'e müjde taşıyan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yesi'deki kutsal aşkın mayası
    Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası
    Söğüt'teki has kilimin boyası
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Yunuslayın 'Et-kemiğe bürünen'
    Selim ruhta Yavuz serdar görünen
    Şems misali cümle kirden arınan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği
    Debreştikçe yakın eyler ırağı
    İman kalesinin bayrak direği
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Riya duygusuyla dolup taşmamış
    İlimden, irfandan uzaklaşmamış
    Benlik çamuruna ayak basmamış
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Dedem Korkut töresiyle töreli
    Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı
    Kırk yıl önce.. aklım erdi ereli
    Bir güzel ülküdür günül verdiğim.

    Her kapıda bir hesaba girmeyen
    İnancından zerre taviz vermeyen
    Dost alnına kara leke sürmeyen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı
    Kendine put yapmaz heykeli, resmi
    Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz
    Güneştir.. bir doğdu, bir daha batmaz
    Menfaat uğruna kimseyi satmaz
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şiddeti, kavgası, kanı olmayan
    İçinde öfkesi, kini olmayan
    Sonsuza uzanan, sonu olmayan
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Bedir’den Bizans’a akıp gelen o
    Küfür setlerini yıkıp gelen o
    İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk
    Sebillerde hayat, kubbelerde renk
    Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Nizâm-ı Âlem'dir, Hakk'ın sözü bu
    Söylediğim cümle.. sözün özü bu
    Tek damlada umman eyler bizi bu
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ülkü demek makam, mevki, taç değil,
    Ülkü demek totem, sembol, haç değil
    Kul icadı kof ilkeler hiç değil,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Taze filiz vermiş Edebali’yle
    Çiçeklenmiş Hacı Bayram Veli’yle
    Ulubatlı Hasan’daki hâliyle
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Şehitlerin kanlarıyla ıslanan
    Destan olup Mavera’dan seslenen
    Atıf'larla Said'lerle beslenen
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Türk'e ihsan olmuş “Kavm-i Necip”lik
    Boş hayâldir bu şerefe rakiplik
    Hayatlar gergeftir, ameller iplik
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile
    Postaladım gönül denen zarf ile
    Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,
    Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

    GeriAntolojiArkadaşına GönderYukarı
    Konu adogan2 tarafından (18-12-2009 Saat 02:15 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesajlar Birleştirildi




    " Mahşerin 4 Atlısı! "

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198