+ Konuyu Cevapla
Toplam 9 sonuçtan 1 ile 9 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ahmet İnam'la Sıradışı Bir Sohbet

  1. #1
    devrikcumle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-08
    Bulunduğu yer
    simeranya
    İtibar Puanı
    1185
    Mesajlar
    2,612

    Ahmet İnam'la Sıradışı Bir Sohbet

    Mantık, bilim felsefesi, bilgi teorisi başta olmak üzere, felsefe tarihi, kültür felsefesi ve ahlak felsefesi alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof.Dr. Ahmet İnam, Türkiye Felsefe Derneği Başkan Yardımcılığı'nın yanı sıra, ODTÜ Felsefe Bölümünün başkanlığını yürütüyor... Ahmet İnam ile hayat üzerine bir sohbet...

    - Sevgili hocam, memleketin durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Feci şekilde kokuşmuş bir şeyler var. Şimdi tabi bu lafı 1500 sene önce Platon da söylüyormuş, 500 sene önce Hamlet de söylüyordu, otuz yıldır da ben söylüyorum. Hayatımız kokuşuyor, güzel bir söz değil ama böyle. İnsanların seyrettiği televizyondizileri kötü, okuduğu kitaplar kötü, ama benim şikayetim bunların kötü olduğunu söyleyen insanlardan.

    Sürekli şikayet edene entel diyoruz. Ne kadar çok şikayet ederseniz o kadar entelektüel oluyorsunuz.Oysa Entelektüel mutlu bir adamdır, burada mutlu demek memnun anlamında değil. Mutludur, yaşanan çirkinlikleri görür fakat bunları kabul etmez.

    Çirkinlikleri nasıl düzeltebileceğini düşünür, yolunu yordamını bulur.

    Kokuşmuşluk, önce kendimizle olan ilişkimizde başlıyor.

    Kendimizi çok fazla değerli gördüğümüzü sanmıyorum. İşin beteri kendimizi adam yerine de koymuyoruz.

    Yemek yemiyor artık çağımız insanı. Tıkınıyor. Yemeğin tıkınmaya döndüğü, sevişmenin düzüşmeye döndüğü bir çağda yaşıyoruz. Bütün bunlar yozlaşmış bir hayatı gösteriyor, çünkü ortada zevk yok. Zevkin hançerlendiği bir yaşam var.

    - Kendimizi nasıl kurtarırız bu hançerden?

    Hazların peşinden koşarak değil tabi. O da hayatımızı sürdürmek için, sabah sekiz akşam beş çalıştığımız işler kadar kokuşma belirtisi. Eğlenmek için yaptığımız şeyler de otomatikleşiyor. Çünkü şu film seyredilecek deniliyor, herkes o filmi seyrediyor, şu yazar
    okunacak diye emir geliyor, herkes o yazara çullanıyor. Fakat herkes o yazardan ne anlıyor? Madem ki farklıyız, herkes o farkı yaşamalı. Ama fark da bize giydirilen bir şeye dönüşüyor.

    Beymen'den giyinince farklı oluyorsun. Kendimizden kaynaklanmıyor. Yani diplomalar,nasıl yaşayacağımız, her şey bize dışarıdan giydiriliyor. Ama kim giydiriyor derseniz, kimse giydirmiyor aslında, birbirimize giydiriyoruz. Böyle olunca yaşama sevinci kayboluyor, bu çok büyük bir tehlike.

    - Öğrencilerinizin yarısının anti-depresan kullandığı doğru mu?

    Bizim ODTÜ civarında hayat bir beladır diye algılanıyor herhalde. Sürekli şişiriliyor gençler, sen akıllısın diye. Ailelerin de beklentisi büyüyor. Ama küçük bir başarısızlıkla karşılaştıklarında hemen bunalıma giriyorlar. O kadar el bebek gül bebek yaşamaya alıştırılmışlar ki, acılara tahammülü olmayan insanlar yetişmeye başlıyor. Yaralar almaya başlayınca, bir çıkış noktası bulamayınca ya ilaçlarla tahammül etmeye çalışılıyor ya da savunma mekanizmaları aşırı gelişiyor.

    - Bu durum başarıya koşullanmaktan mı kaynaklanıyor?

    Başarılı olsan, başarının hiçbir ölçütü olmadığı için, nerede duracağını bilemiyorsun ve başarı dangalağı oluyorsun. Sürekli önüne havuç konmuş eşek gibi koş Allah koş. İşkolik oluyorsun. Başarısız olsan geride durmaya tahammül edemiyorsun. O yüzden başarı ve başarısızlığın dışında bir hayatı seçmiş olabilirsin, yani serseri olmak çok daha iyidir bence. Başarısızlık ve büyük beklentiler bir aradaysa o zaman anti- depresancı oluyorsunuz. Bunların dışında üçüncü bir yaşamın peşindeyseniz yaratıcı olmak zorundasınız. Yani dünyaya posta atmış, egemen değerlerin dışında bir insan olmak gerekir. Dünyaya posta atabilmeniz için de önce kendi değerlerinizin olması gerekir.

    - Mutsuzluk bulaşıcı mı?

    Pısırık, güvensiz insanların bu kokuşmuşluktan çıkma şansı yok. Mutsuz ve sinirliysen bol bol sigara içersin ve kısa bir süre sonra ölürsün.

    Mutsuzluk uzun sürmez. Trafikte kavga edersin, bir araba sopa yersin. Sevgilinle sevişemezsin, iktidarsız olursun. Onun için rahat olmak lazım. On derste rahat olma kitapları şimdi çok satıyor. Orada yazanların tam tersini yaparsan belki biraz rahatlarsın.

    - Hayvan dergisine verdiğiniz beyanatta: "Bilge dediğin fırlama olur demişsiniz. " Bu görüşünüzde ısrarlı mısınız?

    Gayet ısrarlıyım, hatta bu görüşümü daha da ileri götürdüm, bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt olur diyorum. Bilge, hayatın bütün hazlarının ardından koşar ama o hazların hiçbirinin dangalağı olmaz. Serserilerle konuşur, berduşlarla arkadaşlık eder, bir sürü dedikodunun farkındadır, magazinleri izler ama bulaşmaz. Günde on beş dakika televizyon izler ama sonra genellikle evleri iki katlı olduğundan yukarı çıkar, Mevlana'yı Farsça'sından okur, yatmadan önce iki bardak şarap içer. Bilge adamda hem sokakta süren hayatı yaşayabilme yeteneği ve gücü vardır hem de o hayatın dışına çıkabilme cesareti. Yani bilge insan, hayatın içindedir. Leman'ı, Penguen'i okuduğu zaman esprileri anlar, mel mel bakmaz. Yani ben bilgeyim, bu adamlar ne biçim espri yapıyor, çok ayıp demez. Son çıkan küfürleri bilir. Yeni küfürler üretir. Yaşamdan tat almayı bilir ama bunu hiçbir zaman ayağa düşürmez. Ayağıyla yaşadığı yaşamı, yukarı çeker. O küfür ettiği zaman, küfür onda besmele gibi bir şey olur.

    Bizde bilge, yerinden kalkmaz, ak sakallı, yemek yemez, çişi gelmez biri olarak bilinir. Oysa bilge dediğin doğal gaz kuyruğuna girer, sırasını kapan olursa kavga eder, gerekirse karakolluk olur. Bu tanıma göre bilgelik, akademisyenlikle pek örtüşmüyor.

    Akademisyenlik kötü bir iş. Bilgeliğe aykırı, otuz yıldır millete not veriyorum, kusturucu bir şey, bıktım anasını satayım, hepinize sıfır diyeceğim bir gün. Ya da hepinize yüz, ne fark eder. Bilgelikle akademisyenlik arasında bir ilişki olabilir, o da yaşı 18- 20 olanlarla sürekli bir arada olmaktan kaynaklanan bir şey. Bu avantajı kullanırsanız, yeni kalabilirsiniz.

    - Biraz da aşktan konuşalım mı?

    Aşkta benim teorim şu; aşk doğuştan hormonlarla ilgilidir ama aynı zamanda kazanılması, edinilmesi gereken de bir şeydir. Emek ister.Hormonu iyi salgılayan aşık olduğunu sanabilir, çıldırabilir, azabilir ama aşk ayrı bir şey. Bir sanat, bir güzellik yaratmaktır aşk. Hıyarların, hamhalat heriflerin işi değildir. Diyelim ki kızın birini görüyorum, içime bir ateş düşüyor ve aşık oluyorum. Yok öyle yağma, böyle beleş bir şey olabilir mi? Ateş düştükten sonra ne halt yediğine bağlı olarak aşk olur ya da olmaz. Ateş düştükten sonra o ateşi düşüren kişiye gidip onu söndüreyim hemen diyorsan, orada aşk yoktur. Ama aşk düştüğünde; kendimizi, hayatı, yaşadığımız kültürü anlamaya ve dönüştürmeye çalışıyorsak, işte aşk odur. Bize insan olduğumuzu hatırlatır ve büyük bir sorumluluk yükler.

    Aşık olduğum zaman aklıma şu gelmeli, aşığım, demek ki yapacak çok iş var. Yani sevgilimle pastanede buluşacağım veya bir arkadaşın evine gidip yiyişeceğiz... Bu da yapılmalı tabi de yalnız bunu yapıyorsanız aşk falan yoktur. Yani burada, arkadaşın evine gittik, yiyiştik. Aşka giriş bile yok burada yiyiş var. Yani aşk, o yemekten aldığımız enerjiyle bir yere bir ağaç dikebiliyorsak, bir insana yardım edebiliyorsak, farklı kitaplar okuyabiliyorsak, gereğini yerine getirdiğimiz şeydir.

    Aşk eşittir sevgili değil, iki kişilik de değil çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla'yı sevmek değildir. Leyla'da bütün insanlığı sevmektir.

    - Bir entelektüel olarak mutlu musunuz?

    Yalnız kaldığım zaman, genellikle gece ikiyle dört arasında mutlu olurum. Televizyonu açarım ama seyretmem. Sesini dinlerim, duvarlara bakıp öyle düşünürüm, belki yazasım gelir bir şeyler karalarım. Uykum gelince, bu dünya düzelmez arkadaş deyip yatarım. Bugün de kurtaramadık dünyayı ne yapalım derim.

    Hesabi duruş, mutluluğu öldüren şeydir. Örneğin Nıetzsche, adam hayatı boyunca bunu anlattı.

    Ama Nietzsche'yi okuyup karamsar olan adamlar var, onlara sopayla girişmek istiyorum bazen. Adam demiş ki, ben bir enerjikaynağıyım. Benim insan gibi insan olabilmem, içimdekilerin olabildiğince bastırılmadan ortaya çıkabilmesidir. Oysa yaşam buna izin vermiyor, birbirimizi maskelemek zorunda kalıyoruz. Gerçi Freud medeniyetin temelinin bu olduğunu söylemiş. Biz de içimizdeki hayvanlığı bastıracağız diye, içimizdeki insanlığı da bastırmışız. Hala içimizdeki erotik enerjiyle ilişkimizde sakatlık var. Erotik yanımız ortaya çıktıktan sonra ayıp bir şey yaptığımızı düşünüyoruz. Onun için vatan millet sakarya, ilim aşkı, sanki hiç eros yokmuş gibi davranıyoruz, dava adamı kalıbına sığınıyoruz.

    Bütün bu kalıplarım dışında felsefe; çözüm arayanların değil, soru soranların yeridir, şeytanla muhabbettir. Ne zaman ki şeytan sizi alt eder, o zaman insan olduğunuzu anlarsınız.

    Emrah SERBES
    Konu Lucky tarafından (22-11-2009 Saat 04:06 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ruhenâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-08
    İtibar Puanı
    78
    Mesajlar
    450
    güzel tesbitler var...
    teşekkürler
    .

  3. #3
    Editör Lucky - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-08
    Bulunduğu yer
    Türkiye
    İtibar Puanı
    1555
    Mesajlar
    12,130
    devrikcümle Ahmet İnam' ı tanımamı sağladığın için teşekkürler.

    İşte! doğduğum, büyüdüğüm ve öleceğim güzel ülkem.


  4. #4
    thechoosen
    Guest
    ünvanın hakkını hakkından çok vermiş bir isim....
    umut verici..
    gülümsetici...
    düşündürücü...
    yüreğine sağlık devrikcümle
    iyi ki paylaştın bu yazıyı

  5. #5
    nymph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    Bulunduğu yer
    Mersin-yok gitti.
    İtibar Puanı
    18
    Mesajlar
    1,171
    çok beğendim.farklı ve ilginç tespitleri var.

    emeğine sağlık devrikcümle.

  6. #6
    Zem_heri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    2,429
    çok güzel bir reportaj paylaştığın için teşekkürler. ne kadar doğru tesbitler hayatın bi yerinde durup böyle reportajlara keşke daha sık raslasak.

  7. #7
    DENIZEROS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-08
    İtibar Puanı
    89
    Mesajlar
    1,282
    Alıntı Zem_heri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok güzel bir reportaj paylaştığın için teşekkürler. ne kadar doğru tesbitler hayatın bi yerinde durup böyle reportajlara keşke daha sık raslasak.

    tesuf ederim !

    --------------------
    bunlari zaten biliyoruz ! adami bosuna konusturmuslar
    Konu DENIZEROS tarafından (14-10-2008 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesajlar Birleştirildi
    insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. Tıpkı rüya esnasında aslında yatağımızda hareketsizce yattığımıza ihtimal veremiyeceğimiz gibi... Azrail öldürmeden ölebilmeliyiz...

  8. #8
    Zem_heri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    2,429
    Denizeros sitenin geneli neden kadın sence, bunları zaten bildiğimiz ve böyle yaşadığımız için mi , yoksa bi kesimin değerlerini tamamen kaybetmiş olmasından mı . neyse b konu derin ))
    Bu arada kuklana bayıldım çok güzel bu avartarın hep kalsın bence )

  9. #9
    cdorder - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-08
    İtibar Puanı
    24
    Mesajlar
    244
    çok beğendim yazıyı...

    çok samimi bir anlatımla fikirlerini açıklamış, ve çokta doğru tespitler var..
    teşekkürler...
    Düşüncensin sen, kardeş, düşüncen
    Düşünceyi düşünce et, kemik kalır senden.
    Gül bahçesisin, düşüncen gülse;
    Kütüksün külhana sürülen yok eğer dikense.

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198