Go Back   Lahuti.com > Paranormal Fenomenler & Parapsikoloji > Doğaüstü Olaylar



 
Seçenekler
Alt 23-07-2008, 17:25   #1
 
NİFO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: ZEYTİNBURNU
Yaş: 27
Mesajlar: 676
Tecrübe Puanı: 2
NİFO yakında ünlü olacak gibiNİFO yakında ünlü olacak gibi
Thumbs down Cin,Muska,Büyü,Nazar...





CİN VE CİNLER ALEMİ
Cinlerin insanlarla birlikte olanlarına "Mir", (çoğulu ummar,avamir)denir. Çocuklara musallat olanlarına "Ervah", habis karakterli olanlarına "Şeytan", üstündekilere "Marid", daha güçlü olanına "ifrit" (çoğulu afarit) denir. "Hubs" cinlerin erkekleri, "habais" ise dişileridir.
Cinler, hacmi ve kütlesi olmayan, reel dünyadan başka bir boyutta yaşadığına inanılan varlıklardır. Halk arasında cinlerin erkek, perilerin de kadın olduğu düşünülür. Cinler gerçekten de insanlarla benzer bir yaşam döngüsüne sahiptir; erkekli dişili bir yaşam sürerler, doğarlar, yaşarlar, ürerler ve ölürler. Cinlerin İnançları ve idealleri vardır. Onlar da insanlar gibi yer içer,evlenir sosyal hayatı ve arkadaşları vardır. Yaşam süreleri 800 ile 1000 yıl arasındadır.

Kuran-ı Kerim’de cinlerin dumansız ateşten yaratıldıkları belirtilir; yani cinler enerji birikimidir. Ayrıca Ilk cinin CANN isminde bir varlık olduğu bilinmektedir: ‘CANN’I DA YALIN BİR ATEŞTEN YARATTI’ (Rahman suresi ayet: 15)

Yine Kuran’ın bir çok Ayetinde Cinlerin; Ateş halinde bulunan dünyanın içine, merkezine kadar inmek, göklerde ışık hızında gezinmek ve benzeri işler yapabilmek için zorlanmadıkları anlatılmaktadır. Ama Dünya ve çevresinden ayrılamadıklarını da yine Kur-an’dan öğrenmekteyiz.‘BEN O CİNLERİ DE İNSANLARI DA ANCAK BANA KULLUK ETSİNLER DİYE YARATTIM.’ (Zâriyet surêsi ayêt: 56)

İnsanoğlu cinlerden üstündür; cinlerin insanlar gibi üstün duyguları yoktur, mantıkları yoktur, muhakeme yetenekleri yoktur, akıllarını tam olarak kullanamazlar, sadece verilen görevi yerine getirirler. Ve fakat cinler, insanları bilinç altına girerek onları etkileyebilirler. Cinlerin en gelişmiş özellikleri çok hızlı hareket edebilmeleri, istedikleri insan ve hayvan(yılan,deve,köpek v.b) şekline girebilmeleridir.

Bizim bu dünyayı kullandığımız gibi cinler de dünyayı kullanırlar. Genelde düşünce yapıları ve inanışlarına göre yaşamları vardır.Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Kimi zaman onlarla bilmeden iç içe yaşarız, eski zamandan günümüze gelen bir çok inanış, cinlerle iç içe yaşamamızdan kaynaklanmaktadır.

Mesela ; karanlıkta yada yağmurlu bir havada destursuz yere basmamak, gece tırnak kesmemek, ıslık çalmamak, gibi.

Bazı cinler, evlerin banyoları, samanlıklar, helalar gibi pisliğin içinde yaşarken; bazıları da odalar, salonlar gibi, temiz yerlerde yaşar. Kendilerine ait şehirleri, köyleri vardır.

İyi cinler insanları korkutmamak adına kendilerini pek fazla göstermezken; kötü cinler bir büyü sonucu ya da kendilerine zarar verecek bir harekkette bulunulduğu vakit insanlara görünürler. Bir yerlerden ses gelmesi, gece yatarken kapı çalması, ışıkların yanıp sönmesi, çeşmeden su akma sesinin gelmesi gibi işretlele varlıklarını belli ederler.

Cinler insanları öldürmek gibi bir davarışta bulunmazlar. Allah onlara bu izni vermemiştir. Cinlerin kademelerine göre hüddam, ifrit gibi değişik rütbeleri vardır. Cinleri bir bina yüksekliğinde ve hatta daha büyük, kanatlı, çift başlı, yılan kafalı gibi şekillerde görmek mümkündür.

Müslüman bir cin, insana zarar vermez. Hayır işlerinde kullanılırlar, görev alırlar, zararsızlardır. Kendilerine zarar verildiğinde, rüyalarda neden zarar verildiğine dair hatırlatmalar yaparlar ve de sizi korkutmadan olayı anlatmaya çalışırlar. anlamadığınız taktirde, en son yol olarak korkutarak anlatırlar.

Onlarla bizim aramızda bir enerji yoğunluğu farklılığı vardır, bu yüzden onları göremeyiz fakat onlar bizleri görebilirler. Hareket kabiliyetleri çok fazladır olarak onlardan farkımız üstünlüğümüz irademizdir, mantığımızdır:burası çok önemli dikkat edilmesi lazım iradeye. Genelde insanları bilinç altına girerek etkilerler.

Cinlerin kabileleri vardır: her kabile bir farklı görev üstlenir. En kötüleri ise şeytana tapanlardır; amaçları devamlı suretle kötülük yapmaktır. Bazı insanlara musallat olurlar onların başka karşı bir cinsle evlenmelerine izin vermezler kendileriyle cinsel ilişkiye zorlarlar zarar vermek isterlerse verebilirler fakat bunların şartları vardır

Cinlerin yaradılışı insanlardan öncedir. Bildiğimiz Şeytan lanetlenmeden önce cinlerin ileri gelenlerinden biriydi. Allah-ı Teala'nın emrine karşı gelen Şeytan sonsuza dek lanetlendi. açılıyor.

Aşırı korkuyla, aşırı sevinçle, Cin ve Ruh daveti yapmakla, mistizmi yanlış kullanmakla, başkalarının size büyü yapmasiyla, cinler yaşantımızı alt üst edebilir. Cinlerin verdiği zararlardan kurtulmak ve korunmak elbette mümkündür. Ancak yinede bilinçsiz yapılan korunma yarar yerine zarar verebilir.

Cinler genellikle harabe ve çöllerde, hamamlarda, hurma öbeklerinde, çöplüklerde, türbe ve mezarlıklarda bulunurlar. Cinler erkeklerden çok kadınlara musallat olurlar. Cin insan suretine büründüğünde uzun sure bu halde kalmaz. Bazen ayrılırlar. Bu ayrılık anlarında kişi gayet sağlıklı dengeli biri gibi görünür. Hiçbir hastalık belirtisi göstermez. Cin varken namazdan, zikirden, Kur'an okunmasından hoşlanmaz. Tuvalette uzun sure kalmayı ve yalnızlığı tercih ederler.

Bizimle aynı mekânı paylaşan cinler, başka bir âlemin yani gayb âleminin varlıklarıdır. Gayb bilinmeyen demektir. Allahû Tealâ her şeyi çift yaratmıştır. Âlemler de karşılıklıdır.

-İçinde yaşadığımız bu âlem Zahirî âlemdir. Karşıtı ise öldükten sonra nefslerimizin yaşadığı Berzah âlemidir.

-Cinlerin yaşadığı Gayb âlemi var. Karşıtı ise onların öldükten sonra nefslerinin yaşadığı Berzah âlemidir.

-Meleklerin yaşadığı Emr âlemi

- Zülmanî âlem

- Bir de yaradılıştan önce var olan yokluk, mekânsızlık âlemi

72/CİN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).
Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet (bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse, mürşidini arar.

72/CİN-15: Ve emmel kâsitûne fe kânu li cehenneme hatabâ(hataben).
Kasitun olanlara gelince, onlar cehenneme odun oldular.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.



Cinlerin Yiyecekleri

Abdullah B. Mesud (RA) Allah Resulu'nun (SAV) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
Cinler Peygamber Efendimiz'den azık isteyince "Allah’ın adı anılmış olup elinize gecen her kemik sizin için etten daha boldur. Eti yenilebilir hayvanların tezekleri de binekleriniz için yemdir"
buyurmuştur. Tabii bu yiyecekler mümin cinler için geçerlidir. Kafir cinlere gelince, onlar üzerine Allah adının anılmadığı her şeyi yerler-içerler ve helal görürler.

Şeytan İnsanlaırn Yemeklerini Nasıl Yemez?

Cabir (RA) dedi ki: Allah Resulu'nun şöyle buyurduğunu işittim. "Kişi evine girdiği zaman ve yemeğe oturduğunda Yüce Allah’ın ismini zikrederse şeytan kendi yoldaşlarına şöyle der "Bu gece size bu evde yatak da yok, yemek de yok! Eğer eve girdiğinde Allah’ın adini zikretmezse
şeytan yoldaşlarına şöyle der "Yatacak yeri buldunuz! Yemeğe oturduğunda Allah’ı zikretmezse "Yatağı da buldunuz, yemeği de" der.


ALLAHU TEALA'NIN KUR'AN EMRİ NASILDIR?

- Zuhruf 36- Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz , Buyuruyor. Allah yolunda olan bir kişinin nefsinin kalbi Allah’ı zikrettiği anda aydınlanır. Zikri bıraktığında ise karanlıklar dolar. Ancak zikre bağlı olarak kalıcı nurların miktarı kadar aydınlık kalır. Şeytan tesirlerine devam eder. Bu nedenle Allahu Teala DAIMI ZIKRI Kuran-i Kerimde her kuluna emrederek Farz kılmıştır.

- Müzemmil 8- Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabbinin (Allah’ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulaş, vasıl ol).

- Ahzab 41- Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey amenu olanlar! Allah’ı çok zikirle (Günün Yarısından fazla) zikredin.

- Nisa 103- Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.

Ayetlerde görüldüğü gibi Allahu Telala zikri, çok zikri ve Daimi zikri farz kılmış. Nisa 103'e göre bir insanin bu 3 halin dışında bulunması (Ayakta,otururken ve uyurken) mümkün olmadığı için her halimizde hep Allah'ın adını zikretmemizi emretmiştir. Zikirli iken ne olur? Şeytan asla yanımıza yaklaşamaz ve yoldan çıkaramaz. Kuran ZIKRIN en büyük ibadet olduğunu da söylüyor.
- Ankebut-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
(Resulum)Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı kıl, çünkü namaz kötülükten ve fuhşiyattan meneder ama ALLAH"IN ZİKRİ EN BÜYÜKTÜR. diyor.
En büyük ibadet ZİKİR.

Bu âlemler hangi durumdalar?

Sevgili ziyaretçiler, karışık gibi gözüken bu durum Rabbimizin ilmiyle ve yaradışıyla hayranlık uyandıracak şekildedir. Bu âlemlerin hepsi de iç içe bulunmaktadır. Böyle oldukları halde birbirlerine karışmazlar. Bir âlemden diğerine geçiş söz konusu olabilir. Dünya ilmi buna karadelik ismini vermiştir.
İnsanlar da cinler de dünya adı verilen bu gezegeni beraber paylaşmaktadır.

51/ZARİYAT-49: Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur ki; öğüt alıp düşünürsünüz.

Cin ve şeytan çarpmasının bariz belirtisi, kişinin hareketlerinde gözle görülür bir bozulma ve rahat yürüyememesi gelir. Adımlarında ve konuşmalarında dengesizlik olur. Söyleyeceklerini birbirine bağlamada güçlük çeker. Sizlerinin arasında mantıklı bir anlam ilişkisi kuramaz.

Çarpılma, insanın yapmak istediği veya düşündüğü bir hususu sağlıklı bir şekilde idrak edememesidir. Bunların bazıları başka hastalıklarla benzer belirtiler gösterebileceği gibi bazıları da kendine özgü çok farklı belirtiler gösterir.

Cinlerin insanları çarparak sara nöbetine sokmaları çoğunlukla öfke ve cezalandırma gayesiyle olur. İnsanlardan bazıları cinlere eziyet edebilir veya cinler onların kasten eziyet ettiklerini düşünürler. Kişi farkında olmadan cinlerin üzerine küçük su dökebilir veya kaynar su boşaltabilir. Ya da farkında olmadan cini öldürebilir. Bu da bilmeden cinin bulunduğu yere ağır eşya koymak, taş koymak veya yüksekten düşmek gibi nedenlerle olur. Özellikle kırlarda deliklere tuvalet yapmamak, özellikle tuvalete, hamama ve benzeri yerlere girerken besmele çekmek, yılan, akrep, siyah kedi ve köpeğe zarar vermemek gerekir. Yılan, akrep, siyah kopek öldürülebilir ancak yaralı bırakılmamalıdır.

Büyüklerimiz bu tür olayların yaşandığını bildikleri için çöplük kenarından geçerken, açığa tuvalet yaparken, sıcak kul ve sıcak su dökerken "Destur" denmesini hep tembih ederlerdi.

YAŞANMIS BİR ÖRNEK

Şeyh Ebu Bekir Cabir'in anlattığı yaşanmış bir olayda: Şadiye isminde bir ablam vardı. Çocukluğumuzda bir gün evin alt tarafından çatıya, ucunda sepet takılı iple eşya taşıyorduk. Sepeti yukarıya çekerken ablam da çekmek istedi fakat ağırlığına dayanamayıp çatıdan düştü. Düştüğü yerde bir cin bulunuyormuş. Cinin canı yanmış. Cin ablamdan intikam almaya başladı. Her hafta 2-3 kez uykuda geliyor ve onun boğazını sikiyordu. Zavallı ablam bu acıya dayanamayıp havalara zıplıyordu. Cin ancak ölü gibi nefessiz kaldığında bırakıyordu. Bir keresinde ablamın ağzından bu işkenceyi ablamın canını yaktığı için yaptığını söylüyordu. Cin sadece uykuda geliyordu. Yıllar geçiyor ve cin ablamın yakasını bir turlu bırakmıyordu. Zavallı ablam bu acıları yasayarak 10 yıl sonra yine cinin boğazını daha fazla sıkmasıyla çırpınarak son nefesini verdi. Bu olayı bizzat gözlerimle görerek yaşadım.

CİNİN GELİŞİ NASIL ANLAŞILIR?

Cin eğer hastanın içinde ise su alametler zuhur eder:
1-Cin bağırmaya başlar, sızlanır, çığlık atar, acı çeker ve kişinin
ağzından konuşur.
2-Hasta sağa-sola sert bir şekilde bakmaya baslar ya da ellerini
gözlerine kapatır. Bakışları donar yahut şiddetli bir şekilde açıp-kapar.
3-Vücudu titremeye başlar, sağa sola döner.
4-Hasta bayılır ve cin hastanın dilinden konuşur. Bazen de cin adını
söyler.

CİNİN ÇIKIŞINDA GÖZETİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?

Cin el veya ayak parmağından, ağızdan veya burundan çıkmalıdır. Göz, karın ve benzeri noktalardan çıkmasına izin verilmez. Bedenden çıkmadan önce "Esselamu Aleykum" demesi talep edilir. Hasta okunan ayetlerden etkilenir, sağa sola titrerse cinin hala bedende olduğu bilinmelidir.

CİN BEDENDEN ÇIKMAKTA DİRETİRSE NE YAPMALIDIR?

Ayetel Kursi, Yasin Suresi, Saffat Suresi, Duhan Suresi, Cin
Suresi, Humeze Suresi, A'la Suresi,Kafirun Suresi, gibi cinleri rahatsız
ettiği bilinen Kur'an Sureleri okunur.

PEYGAMBER EFENDIMIZ'E (S.A.V.) BUYU YAPILMIŞ MIDIR?

Lebid Bin Asim adında Beni Zurayk Yahudilerinden biri Resulullah'a büyü yaptı. O kadar ki Resulullah (S.A.V.) hiç yapmadığı bir şeyi yapmış gibi görünüyordu. Hanımlarına yaklaşmadığı halde yaklaştığını sanıyordu. Bir gün Resulullah (S.A.V.) dua etti ve "-Ey Aişe! Allah bana istediğimi verdi. Iki adam geldi. Biri başucuma diğeri ayakucuma oturdu.
Başucuma oturan ayakucuma oturana dedi ki:
-Bu zatın hastalığı ne? Diğeri
-Bu zata buyu yapılmış.
-Kim yapmış?
-Lebid Bin Asam
-Ne ile yapmış?
-Tarak,kıl ve hurma kabuğu ile.
-Onlar nerede?
-Zervan kuyusunda temel taşının altında, dedi.

Sonra Resullullah (S.A.V.) Efendimiz Hz.Ali.Zubeyr(ra),Talha(ra) ve Ammar'i(ra) kuyuya gönderir. Suyu boşaltırlar. Kuyunun suyu, suda Bekletilmiş kına gibidir. Dibindeki taşı kaldırır ve sacının kılı ve tarağının bir dişi ile bir ipliğe iğneyle atılmış onbir düğümle düğümlenmiş halde bulurlar. Resulullah'a getirirler. Allahu Teala Muavvezeteyn yani Felak ve Nas Surelerini indirir. Bu iki surede 11 ayet vardır. Ayet okundukça ve çözüldükçe Resulullah'in(S.A.V.) hastalığı tamamen iyileşir ve eski sıhhatine kavuşur.

Ashabı Kiram o yahudiyi öldürmek için izin istemişseler de Resulullah izin vermemiştir. Çünkü tasarruf altında olduğu için ve nefsinin afetleri olmadığı için kimseye kızmamıştır ve intikam almak da istemez.

Cebrail A.S. da "Seni Allah’ın izni ile okuyorum.Allah sana eziyet veren her şeyden, göz ve hasetten sana şifa versin" diyerek okudu.

BU OLAYIN HIKMETİ NEDİR?

Bu olay Yüce Allah’ın O'na olan lütuf ve korumasının açık delillerinden biridir. Resulullah (S.A.V.) rahatsızlığı hissettiği anda duaya başlamış ve çok dua etmiştir. Bu rahatsızlıklara şifa olacak Felak ve Nas Surelerinin (Muavvezeteyn Sureleri) inmesine vesile olmuştur. Şifa
Kur'andadır.

SİHİR VE BÜYÜ NASIL TESİRSİZ HALE GETİRİLİR?

Bir ipe çözülmesi kolay iki yüz düğüm atılır. Büyü yapılanın önüne bir çay bardağı su konulur. Büyü yapılan kişi veya tecvidle Kur'an-i Kerim okuyan birisi Felak suresini okur, birinci düğüme üfler ve çözer. 100 Felak suresi okunur ve düğümler çözülür.101. düğümde Nas suresi okunmaya başlar ve 100 Nas suresi okunduğunda 200 düğüm de çözülmüş olur. İp bardağın içinde ıslatılır ve bardaktaki su içilir.

Cinler, melekler ve seytanlar gibi akil ve duyu organlarimizla kavrayamadigimiz, görünmeyen-bilinmeyen varliklardandir. Cinler hakkinda, tüm yaratilanlarin yaraticisi Yüce Rabbimizin insanliga ulastirdigi mesajlarin bir arada oldugu Kur'an-i Kerim de bilmemiz gereken ölçüde bilgi verilmistir.
Cinnin yaratilisi su sekilde ifade olunmaktadir:
"Cinleri öz atesten yaratti. "(Rahman Suresi) " Cinleri de daha önce zehirli atesten yaratmistik."(Hicr 27)
Kur'an-i Kerim'de degisik lâfizlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir. Bunlardan 22'si cinn, 5'i cânn, 5'i de cinnet olarak geçmektedir;
Cinn :Isra (88), Kehf (50), Zariyat (56), Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29),
Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En'am (100,112,128,130)
Cânn : Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)
Cinnet : Hûd (119), Secde (13), Saffat (158) 2kez, Nâs (6)

"De ki: Cinlerden bir toplulugun dinleyip de söyle söyledikleri bana vahyolunmustur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik. Dogru yola iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla ortak kosmayacagiz. Hakikat su ki, Rabbimizin sâni çok yücedir. O, ne es ne de çocuk edinmistir. Dogrusu bizim beyinsiz olanimiz, Allah hakkinda pekasiri yalanlar uyduruyormus. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkinda asla yalan söylemezler, sanmistik. Su da gerçek ki, insanlardan bazi kimseler, cinlerden bazi kimselere siginirlardi da, onlarin taskinliklarini arttirirlardi. Onlar da sizin sandiginiz gibi, Allah'in hiç kimseyi tekrar diriltmeyecegini sanmislardi. Dogrusu biz, gögü yokladik, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyledoldurulmus bulduk. Halbuki, biz onun bazi kisimlarinda dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat simdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayir mi diledi? Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kisiler, kimimiz ise bunlardan asagida olmak üzere- türlü türlü yollar tutmustuk. Su gerçegi süphesiz anladik ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'i âciz
birakamayacagiz, baska yere kaçmakla da elinden kurtulamayacagiz. Dogrusu biz, o hidayeti isitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artik ne bir eksiklige ugratilmasindan ne de haksizlik edilmesinden korkar. Içimizde, teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, dogru yolu arayanlardir. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuslardir." (Cinn Suresi 1-15)

"Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fisildayan cin ve insan seytanlarini her peygambere düsman yaptik. Bu seytanlar ahrete inanmayanlarin kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hosnut olmasi ve kendilerinin isledikleri suçlari islemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardi, sen onlari iftiralari ile basbasa birak."
(En'am Suresi 112-113)

" Allah hepsini toplayacagi gün, "Ey cin toplulugu! Insanlarin çogunu yoldan çikardinz" der, insanlardan onlara uymus olanlar, "Rabbimiz! Bir kismimiz bir kismimizdan faydalandik ve bize tayin ettigin surenin sonuna ulastik" derler. "Cehennem, Allah'in dilemesine bagli olarak, temelli kalacaginiz duraginiz" der. Dogrusu Rabbin hakimdir, bilendir. Zalimlerin bir kismini, kazandiklarindan ötürü diger bir kismina böylece musallat ederiz. "Ey cin ve insan toplulugu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karsilasmamizdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkimizda sahidiz" derler. Dunya hayati onlari aldatti da inkârci olduklarina, kendi aleyhlerinde sahidlik ettiler." (En'am Suresi 128-130)

"Cinleri öz atesten yaratti. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?"(Rahman Suresi 15-16)

"Ey cin ve insan topluluklari! Göklerin ve yerin çerçevesinden çikip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çikip gidebilirsiniz." (Rahman Suresi 33)

" Sabah gidisi bir aylik mesafe, aksam dönüsü yine bir aylik mesafe olan rüzgâri da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimis bakiri kaynagindan sel gibi akittik. Rabbinin izniyle cinlerden bir kismi, onun önünde çalisirdi. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabi tattirirdik. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (genis) legenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardi. Ey Davud ailesi! Sükredin. Kullarimdan sükreden azdir! Süleyman'in ölümüne hükmettigimiz zaman, onun öldügünü, ancak degnegini yiyen bir agaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yikilinca anlasildi ki cinler gaybi bilselerdi, o küçük düsürücü azap içinde kalmazlardi. " (Sebe Suresi 12-14)"

Bu bilgiler dogrudan ve isaret yoluyla verilmekte. Hadislerin isiginda açiklanma gerekirse insan benzeri varliklardir. Yeryüzünde yasadiklari gibi göge de yükselebilirler. Bizim anladigimiz manada atessel degil isinsal yaratiklar olmasi muhtemeldir. Isigin enerjiye dönüstürülmesinde saglanacak ilerlemelerle birlikte onlarla ilgili bir sir perdesininde kalkmasi beklenilmektedir.

Cinlerinde erkegi ve disileri oldugu gibi onlarda ürerler ve ölürler. Akil ve irade sahibidirler. Onlar da insanlar gibi emir ve yasaklara uymak Allah'a ibadet etmek için yaratilmislardir. Insanlarin peygamberleri onlarinda peygamberleridir. Cennetle de nimetlendirilecekleri oldugu gibi Cehennemle de azablandirlacak olanlari vardir.

Yeryüzündeki çalismalari devam etmekle beraber, peygamberimizden sonragökyüzüne çikip bilgi edinme girisimleri, koruyucu melekler ve delici alevlerle engellenmistir.

Farkli kültürel seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde ileri derecede bilimsel ve sanatsal etkinlikleri görülmüstür. Ordu da yer aldiklari gibi, mühendislik, ustalik ve dalgiçlik görevi yapmislar, heykeller, büyük havuzlar ve sabit kazanlar insa etmislerdir. Günümüzde laboratuvar düzeyinde çalismalari yapilmakta olan, esyanin isinlamasina sahip bilgiyi onlar bundan üçbin yil önce elde etmislerdi. Geçen bu kadar süre içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri düsünülemez elbette. Çagimizda görüldügü söylenen ufolar, uçan daireler, merihliler'i n onlar olmadigi ne malum. Yeryüzü medeniyetine katkida bulunduklarini veya bulunacaklarini, Hz.Süleyman örnegi önümüzde iken söylememek mümkün mü?

Isinsal vücut yapilarindan kaynaklanan hizlari, engelleri asma özellikleri yönündeki üstünlüklerinin yanisira, mantik ve muhakeme yönünden insanlardan hayli geridirler. Ancak insanlarin anarsi çikarma, kan dökme gibi bazi olumsuz özellikleri daha belirgindir.
" Hatirla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacagim, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çikaracak, orada kan dökecek insani mi halife kiliyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceginizi herhalde ben bilirim, dedi." (Bakara 30)

Cinler, ne gelecegi bilerler ne de kendileri disinda olan olaylari bilebilirler. Gayb bilgisi Allah'a mahsustur.
"De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan baska kimse gaybi bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler" (Neml Suresi 65). Medyum, cinci ve falcilarin araciligiyla onlardan edinilecek gelecek ve geçmise ait bilgilerle hayati yönlendirmeye kalkismak onlara ibadettir, ilkelliktir, çag disiliktir. Allah Resulü'nün ifadesiyle Kur'an-a inançsizliktir, inkara yuvarlanmaktir. Öyle veya onlardan alinacak bilgiler Islam hukukuna göre geçersizdir. Dogrularin içine ekledikleri yanlislara güvenilebilinir mi? Hangisi dogru hangisi yanlis bilinebilinir mi? Bir kere bir ikileme düsüldükten sonra çikilabilinir mi?

Cinlerin insanlari görmelerine bir mani yoksa da vücut yapilarimizin farkliligi sebebiyle insanlarin onlarla isitilebilir ve görülebilir fiziksel bir beraberlige girmelerinde engeller bulunmaktadir. Bunun yani sira peygamberler ve seçilmislerin kendilkeri ile görüstükleri gerçektir. Dogruluklarina artik neredeyse kusku duyulmayacak sekilde çoklukla yasanan, belki de siz su satirlari okuyanlarinda yasadigi ve yasanmaya devam eden olaylar, bir cin maskaraligi olan ruh çagirma oturumlar ve benzeri müsahedelere dayanan çesitli TV kanallarinin gizemli adlar altinda yayinladiklari istisnai olaylar insanlarla cinler arasinda iliski kurulabilecegine bir kanit olarak niye kabul edilmesin ki?

Bu arada unutulmasin ki, onlarin hep görülmez olmadigini düsüncesine saplanmayalim. Bazi seytanlasmis insanlarin varligi malumlarinizdir. Bu tip insanlardan Allah'a siginilmasi Kur'an da açiklanmaktadir.
"O sinsi vesvesenin serrinden, O ki insanlarin gögüslerine (kötü düsünceler) fisildar. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin serrinden Allah'a siginirim!" (Nas 4-6)
Bilmedigimiz yöntemlerle zarar verme kapasitesine sahip seytanlasmis cinler vesvese verebilir, kalplerimize ser tohumlari ekebilirler. Dinimizde haram olan büyü türü isleri oyunlarina alet edebilirler. Ancak su unutulmamalidir ki mahiyeti bilinmeyen fisildamalar disinda hayatimiza müdahale yetkileri yoktur. Inançlarini yasayan, Allah'i zikreden ve kendilerinden Allah'a siginan müminler üzerinde cinlerin hiç mi hiç etkileri yoktur.
"Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah'a sigin! Gerçek su ki: Iman edip de yalniz Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (seytanin) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradir. Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah'a sigin! " (Nahl 98-100)
Bilinmelidir ki cinlerin muminleri, insanlarin müminleri gibi bizim kardeslerimiz, dünya ve ahiret dostlarimizdir.

Bizler gibi mükellef varliklar olan cinler kendileri gibi görünmeyen olan, müsterek düsmanlarimiz olan seytanlar tarafindan saptirilmaya çalisilmaktadir. Görrünmez olmalarindan dolayi onlari birbiriyle karistirmamak lazimdir. Seytanlar cinlerden farkli olup serlere odaklanmis varliklardir.

Varliklari peygamberimiz tarafindan açiklanan cinler aleminin hayvanlari, mükellef varliklar olan cinlerle karistirilarak cinlerin yilan ve köpek gibi suretlere girdikleri yanilgisina düsülebilimnmektedir. Allah'a muhatap olma yüceligine erdirilmis, Kur'an insani olmaya aday varliklar olan sorumlu cinlerin hayvan suretlerine sokulup korku salinmasi maalesef hadislere kadar sokulabilmistir.

Bir diger yaniltici husus da bazi hadisler de hastalik etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri sebebiyle kendilerine görünmez varliklar anlamina cin denilen mikroplar türünde varliklarin, mükellef varliklar olan cinleranlamina algilatabilmesidir. Bu bir hatadir, bu hataya düsmemelidir.

Cinlerin Peygamber Efendimize Imâni

Insanlarin ve cinlerin tamamina peygamber olarak gönderilen peygamberimiz halkini imana davet etmek için gittigi Taifden üzgün dönmekteydi. Sabah olmak üzereydi. Namaza durmustu.

O gün, cinleri hayrete düsüren bir olay olmustu. Cinler o ana kadar, semâlara dogru yükselip meleklerin konusmalarina kulak hirsizligi yaparak dinlerlerdi. Fakat o gün bu maksatla göklere dogru yükselmek istediklerinde üzerlerine atesvari gök taslari atilmisti. Semada meydana gelen bu olayin, yeryüzündeki önemli bir meseleden kaynaklanabilecegini düsünerek her tarafa yayilmis, arastirmaya baslamislardi.

Nasibin cinlerinden ileri gelen bir heyet, peygamberimizin bulundugu yere gelmisler, okudugu Kur'an-i Kerim'i dinlemisler, semada ceryan hadisenin sebebini anlamislar ve sonra kavimlerinin yanina dönmüslerdi. Bu durum Âyet-i Kerimelerde su sekilde açiklanmaktadir:

"Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'i dinlemeleri için sana yöneltmistik. Kur'an'i dinlemeye hazir olunca (birbirlerine) "Susun" demisler, Kur'an'in okunmasi bitince uyaricilar olarak kavimlerine dönmüslerdi. Ey kavmimiz! dediler, dogrusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini dogrulayan, hakka ve dogru yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allah'in davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarinizi kismen bagislasin ve sizi aci bir azaptan korusun."(Ahkam Suresi 29-31)

Bu vak'a, cinlerin Peygamber Efendimizle ilk karsilasmasiydi. Bundan sonra yine bir gün Peygamber Efendimiz ashabina söyle hitap etti.:
"Ben gece vakti gidip cinlere Kur'an okumakla emrolundum. Pesmden kim gelecek?" Resûl-i Ekrem bu sözü ikinci ve üçüncü defa tekrarlamissa da ashab gene önlerine bakmislardi. Son tekrarinda Ibn-i Mesud "Ben gelirim" dedi ve birlikte Mekke'nin üst tarafinda Si'b-i Hacûn'a kadar yürürler. Oraya vardiklarinda Resulullah bir çizgi çizer ve;
"Ben sana dönüp gelesiye kadar buradan disari çikma!" diye tembih eder ve ayrilir. Ibn-i Mesud siddetli bir gürültü isitir. Cinler Resûl-i Ekrem'in üzerinde keklikler gibi uçusmakta, ayaklari ile taslari yuvarlamaktaydilar. Bazilari da def çalmaktaydi. Nihayet peygamberimiz kusattilar, ve onu göremez olur. Ayaga kalkar. Resullullah eliyle oturmasini isaret eder. Kur'an okumaya basladiginda, cinler yere yapisir halde dururlar ve görünmez olurlar.
Nihayet peygamberimiz ona gelir, buyurur ki.
"Bana gelmek istemistin degil mi? Eger gelseydin sana iyilik getirmezdi. Onlar cindi. Kur'an dinlemek üzere gelmislerdi, sonra kavimlerini inzar etmek üzere döndüler. Benden azik istediler. Ben de kendilerine kemik ve deve pisligini azik olarak tahsis ettim. Kimse kemikle ve bir de deve pisligi ile taharet almasin" buyurdu.

Cincilik
Ayet ve hadisslerin cinlerin varligindan bahsedip daha fgazla açiklama yapmamasinin meydana getirdigi bilgi boslugu ve merak, Islam toplumlarinda hemen her dönemde çesitli kimselerin bu alanda özel bilgi sahibi oldugu iddiasiyla ortaya çikmasina da adeta uygun bir ortam hazirlamistir. Bazi Islam bilginlerinin cinlerin insan üzerindeki olumlu veya olumsuz birçok etkiye sahip oldugu seklindeki görüsleri, cinlerin sihir ve büyü araci olarak kullanilmasina veya böyle bir iddiaya kaynaklik etmis, neticede diger faktörlerinde sonucu, gerek müslüman toplumlarda gerekse diger Bati ve dogu toplumlarinda cincilik bir sektör haline gelmistir.

Ancak cinlerle ilgili olarak ayet ve hadislerde bildirilenlerin disindaki yorumlarin eski Iran, Türk ve Hint kültüründen intikal ettigi anlasilmistir. Islam alimlerinin çogunlugu, cinlerin tesirinden kurtulmak için Kur'an okumanin yeterli olacagini belirtmisler ve baska bir yola basvurulmasini dogru bulmamislardir.

Su halde müslüman bir kimsenin cinlerden korkmamasi ve Allah'in izni olmadan, bir varligin diger bir varliga zarar veremeyecegine gönülden inanmasi gerekir. Diger varliklardan gelecek zararlara karsi Allah'a siginmak gerektigi gibi cinlerden gelebilecek zararlar husuusunda da ayni tutuma sadik kalmalidir. Nitekim Peygamberimiz'in de cinlerin insani etkilemesine karsi Ayetü'l-kürsi'yi ve Muavvizeteyn'i (Felak ve Nas sureleri) okuyarak bu yönde davranis gösterdigi rivayet olunmustur


ALINTIDIR ERDOĞAN HOCA
__________________
Mutlaka gözden geçiriniz:http://www.lahuti.com/forum/forum-kullanimi-f23

Konu NİFO tarafından (24-07-2008 Saat 13:50 ) değiştirilmiştir..
NİFO isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Reklamlar
Alt 23-07-2008, 22:40   #2
 
shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: boyut içinde boyuttan,belki şuan yanınızda
Mesajlar: 2.149
Tecrübe Puanı: 6
shadow henüz daha yolun başında


keşke herşey o son paragrafa yazdığın gibi kolay olsaydı.adem a.s bile kandır dı ki.ona göre gerisini sen düşün lütfen
__________________
En büyük ihanet,sırları ifşa etmektir!sırrı ifşa eden,cezasını,"sır"lardan uzak yaşamakla öder!."sır"lan ki sır tutasın!.sırların açılmasını istiyorsanız,"sır"saklamasını öğreniniz.
shadow isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 24-07-2008, 13:49   #3
 
NİFO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: ZEYTİNBURNU
Yaş: 27
Mesajlar: 676
Tecrübe Puanı: 2
NİFO yakında ünlü olacak gibiNİFO yakında ünlü olacak gibi


Evet doğru ama dua yı dilden düşürmemek gerektiğini hatırlatmak istedim tekrar. Az şey yapabilmek bilebilmek, hiçbir şey yapamamaktan, bilememekten daha hayırlıdır değilmi?
--------------------
NAZAR

Nazarı değen kişiler ve özellikleri, nazar değme olayı, insanla-mal, mülkle, hayvanla ilgili nazar ve nazarlıklar, nazara karşı alınan tedbirler, uğurlu olduğuna inanılan muska vb. nazara karşı kullanılan takılar, nazara karşı söylene sözler, kurşun dökme-tuz çevirme-tütsü yapma gibi nazara karşı uygulamalar.

Hz. Aişe (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.s), akşam olup yatağına uzanmak istediği zaman hemen her gece iki avucunu birleştirip onlara üfleyerek ihlas, nas ve felak surelerini okur, üfler, önce başına ve yüzüne sürmeye başlar, sonrada iki elini bedeninden dokunabilecek her yerine sürer ve bunu üç defa tekrar ederdi. Resulullah (s.a.s) efendimiz: "Göz Değmesi Haktır" buyurmuşlardır.

Nazarı değen kimse, hatta herkes, beğendiği bir şeyi görünce Maşaallah demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Nazar değen kimseye şifa için: Ayetel Kürsi, Fatiha, Felak, Nas ve Nün süresinin son ayetinin okunması zikredilmiştir.

Hastalıkların maddi olduğu kadar manevi sebepleri de vardır.
Allah Rasulu "Nazar haktır" buyuruyor. Yani bazı insanların bakışlarının maddi ve manevi yapıları üzerinde olumsuz etki yapması bir gerçektir. Bundan Allah'a sığınmalıdır. Yine Allah Rasulu: "Eğer kaderi geride bırakabilecek bir şey varsa o da gözdür" buyurmuştur.
Nazar değmesi vardır ve gerçektir. Bazı insanlar bazi gösterişli insana ve mala, yahutta herhangi birşeye hased ve ihtirasla baktıklarında gözleri değebilir, bunun neticesi olarak da o insan yahut o şey sihhatini kaybeder, hatta ölebilir de. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz buna isaret ederken söyle buyurmustur:"Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar.

Bunun çaresi, bakanların hasedlerini çekecek bir gösterişten uzak olmak, etrafın hasret duymasina vesile olacak görünüş ve hallerden uzak bir hayat içinde yaşamaktır. Böyle çevrenin durumuyla uygun bir tutum içinde olunursa kimse hasedle, hasretle bakmaz. Bakmayınca da göz değmesi nazar olmaz. Bununla beraber göz değmesinin sosyal bir kaynaşmaya da sebeb oldugunu söylemek mümkündür. Bundan korkan insanlar, çevrenin hased ve hasretine sebeb olacak çok gösterişli giyim ve tutumdan uzak kalırlar, birbirine yakın bir hayatı ortaklaşa hased duymadan yaşayabilirler.Bunun içindir ki, dikkati çeken güzel seylerin üzerine çirkinleştirici şeyler takarlar, göz değmesini gerektirmeyecek çirkinliğe bürürler. Insanlar baktıkları güzel şeylere “Maşaallah” demeli, Allah’a nisbetle bundan daha güzelinin yaratılmasının işten bile olmadığını hatırlayarak hasretle bakmaktan uzak kalmalılar.

Nazar Boncugunun Faydasi Var mı?

İslâm’dan önceki devirlerde nazar boncuklarında bir kuvvet ve kudret var zannedilir, bu zan sebebi ile çocuklarin omuzlarına nazar boncukları takılır, bu boncuklar nazarı önler kabûl edilirdi. Halbuki, nazar boncuğu denen renkli taşlar ve benzeri askılar, birer maddedir. Maddenin ise kendisinde ne bir zararı önleme, ne de dâvet etme kudreti vardır. Iyiliği de, kötülüğü de veren Allah’tır. Kullar kendi tutumlarıyla ya iyilipe, ya da kötülüğe lâyık olurlar. Nazar boncuğu bu durumu ne önleyebilir, ne de dâvet edebilir. Işte bunun içindir ki âlimlerimiz, bu anlamda nazar boncuğu takmanın şirk oldugunu bildirmişlerdir. Özetleyecek olursak, diyebiliriz ki:

Çocukların omuzbaşlarına takılan boncuklar ne bir kaza ve belâyi önler, ne de bir iyilik ve kötülüğe sebeb olur. Burada akla söyle bir soru gelmektedir:

Madem ki öyle, dindarlar neden çocuklarına nazar boncukları takıyor, boncuklar asıyorlar? Bu şirk olmuyor mu?

Dindarlar, nazar boncuğu gibi şeyleri takarken boncuğun kendinde bir kudret olduğuna inanmıyorlar. Belki bütün kuvvet ve kudretin yegâne sahibi olan Allah, bunlar bahanesiyle çocuğumuzu korur, nazar gibi âfetlerden muhafaza eder, inancıyla asıyorlardir. Bu sebeple, bu şirk olmaz. Ancak mekruh olur, tavsiye edilmeyen bir alışkanlık sayılır.

Bundan dolayıdır ki, birçok fikih kitaplarinda bu mevzuda söyle tavsiyede bulunulmaktadir:

Erkek çocuklariniza gümüşten, kızlarınıza da altindan “Mâşâallah” yazılı askılar asın. Böylece hem erkeklere gümüş, kızlara altın takının uygun oldugunu ifade etmiş olursunuz, hem de “Mâşâallah” kelimesiyle (Allah dilerse bundan daha güzelini, daha iyisini yaratabilir,) demiş olur; göz değmeyi gerektirecek bir durum olmadığını da hatırlatmış sayılırsınız. Bahsimizi Bediüzzaman Hazretleri’nin eserlerinden aldığımız bir cümle ile bağlamak istiyorum.

Bâzan kelâm küfür görünür, ama sahibi kâfir olmaz.

Demek ki mü’minlerin bazi söz ve hareketleri küfür gibi görünürse de mü’mini kâfir yapmaz. Zira iyi niyeti, mâsum maksadi onu küfür görünen hareketin vebalinden kurtarır.

Erdoğan hoca
--------------------
BÜYÜ

Büyü ve büyücülük medyumların doğa üstü güçleriyle insanların etkilenebileceği yönlendirilebileceği inancına büyü denir.

Büyü gizli metodlarla elde edilen ve olağanüstü kuvvetleri olan bir sanattır.Medyum Erdoğan Hoca siz saygıdeğer kardeşlerine bu konularda iyi yönde yardım çalışmaları yapmaktadır..

Bazı büyülerin sevgi,nefret,iyilik,kötülük gibi kalplere; ağrı ve hastalık gibi bedenlere etkileri vardır.

Bazı büyülerde büyücüler nesne büyüsünün tekniklerini ve eşyalarını kullanırlar.
Çoğunlukla kişinin bedeninden saç ve tırnak gibi malzemeler kullanılır.Kişinin sürekli dokunduğu giysi ve benzeri nesnelerde kullanılabilinir.Kara büyüde kötü güçlerle bağlantı kurmak,büyü de ise bunlardan kurtulmak söz konusudur.Büyü aslında sihre dayalıdır.Ancak sihrin en alt kademesindedir.Sihrin ilk şeklidir reçeteleri formülleri vardır.

BÜYÜ ÇEŞİTLERİ

Bağlama Aşk Büyüsü;

Bu tür büyülerde bir kişiyi aşk ile kendisine bağlamak esasdır.Büyü yapılan kişi kısa zamanda kendi rızası ile yaptıran kişiye sadakatle bağlanır.Kullanınlan malzemeler çeşitlidir..Bitkiler vefkler ve yaptırılacak kişinin isim bilgilerine göre değişik malzemeleri mevcuttur.

Ak büyü;

kötü ruhları kovmak talihsizliği önlemek ve nazarın kaderin kötü ruhların etkisinde olanları kurtarmak amacını
güden büyülerin tümüdür..Amacı refah zenginlik aşk ve şöhrettir..Bu tür büyü olumlu iyiye yönelik şifacı büyüdür..
Kullanılan malzeme ateş,civa,altın,gümüş,inci,kurşun,fil dişi,ay çiçeği,elma,fasulye,incir,süt,sirke,tuz,yumurt a,sarımsak vb..

Kara büyü;

Kötü ruhların doğa üstü güçlerin dostluğunu kazanarak bunların gücünü zarar verilmek istenen birine karşı kullanmayı amaçlayan uygulamaların tümü kara büyüdür.Amacı kötülük ve zarar vermektir.Kullanılan malzemeler idrar,kur kanı,karga,kara kedi,timsah dişi,mezar toprağı,kara tüy,yarasa gözü,sabun, vb.Kara büyü ya şeytanla yada ölü ruhlarla bağlantılıdır.

Kırmızı büyü;

Kara büyünün bir çeşididir..Şeytanın ve kötü ruhların büyüsüdür.Bundan dolayı ayinlerde kurban keserler kan akıtırlar.
Bu tür büyücülükte trans kara horoz kara keçi gibi hayvanları kesme vardır..

BÜYÜ ZAMANLARI

Her şey gibi büyü yapmanın da zamanı vardır. Büyü genellikle gece yapılır.Elbette gündüz yapılanları da vardır.
Ancak transa tam geçmiş ruh halinde olan büyücüler için saatin de önemi olmayabilir.

Bu arada büyünün cinsine göre zamanı ayarlanır. Ara açmak, ayırmak, düşman etmek için olan büyüler, ayın onbeşinden itibaren yeni ay küçülmeye başladığı zaman yapılır. Bağlamak, emre almak yani muhabbet için olan büyülerse ayın hilal halinden onbeşine kadar olan döneminde, yani ay büyürken yapılır.

BÜYÜ VE METAFİZİK

Büyücülük, sihrin en alt sıralarında hareket eder, pratiktir ve pratik olduğundan amaçları ve uygulamaları ile tümden dünyasaldır. Bir metafiziği yoktur. Büyü formüllere dayanır, sihirde öyle ancak sihrin amaçladığı doğal, evrensel güçlere hükmetmek, bunları sihirbazın (Magus) yararına kullanmak, bunların sayesinde evrensel bağlantılar kurmaktır.

Büyücü başkalarının iyiliği veya kötülüğü için uğraşır, sihirbaz sadece kendini ve elde edebileceği aşamaları düşünür.
Büyü ile uğraşan sihir ile uğraşmaz ama, sihir ile uğraşan büyücülüğe rahatça bulaşabilir.Büyü ve sihir sonuç verirler mi, verebilirler mi? Bu konularda, bu işlemlerde bir sonucu kesin şekilde garanti edebilmek imkansızdır. Kendi yeteneklerinden, bilgisinden, gücünden en emin olan büyücü bile deney yaptığının farkındadır. Büyü bilim değildir, sihir maddi olarak ölçülebilen bilgi değildir. Sihir ve Büyünün temel düşüncesi telkin ve iletişimdir.Bilimde iletişimdir ama sihir ve büyü başka bir iletişim kurmak niyetindedir: bilimin henüz ulaşamadığı boyutlara ulaşmak, bugün normal ötesi (paranormal) dediğimizi normal hale getirmek, iletişimi evrenselleştirmektir.21. yüzyılda iken Orta Çağa geri dönecek değiliz; büyü bir aldatmaca, sihir bir hayal olsa bile yine düşündürücü ve incelenecek bir noktada birleşiyorlar; yüzyılları aşan sağlamlıkları. Ama ve acaba onlar mı sağlam, yoksa insanoğlunun iradesi mi zayıftır.Sihir gerçek bilimdir, en yüce felsefe ve en gizemli olanı, tek bir ifade ile doğa bilimlerinin kusursuzluğu ve gerçekleşmesidir. yazıyordu 16. yüzyılda Cornelius Agrippa Kilise'yi kızdırarak. Ve büyücülük için şunları söylüyordu: Büyücülük bir bağlantıdır, büyücünün ruhundan büyülenenin gözlerinden geçip kalbine ulaşır; büyü ise ruhun aracıdır, yani arı, parlak ve ince bir buhar.

BÜYÜ BOZMAK

Tek sevap olanı yapılmış bir büyüyü bozmaktır. Böylece büyülü, yani aslında acı çekmekte olan kimse bu durumdan kurtulur.
Ancak büyüyü çözmenin de kolay olduğunu sanmamak.gerekir. Bu herkesin yapabileceği bir iş değildir.

Çünkü büyü yapan Tanrıya ortak koşmakta, yani ortak olarak başka bir gücü göstermektedir. Bu da bağışlanmaz bir günahtır..
Büyü yapan şeytanla işbirliği etmektedir. Şeytanın yardımıyla istediklerini elde etmektedir. Bu arada ilginç bir şeyi de açıklayalım:
Tanrı, din kitaplarında kendi iradesi dışında hiçbir şey yapılamayacağını kesinlikle belirtmektedir.
. Hatta büyünün bile kendi istediği zaman tutacağı açıklanmaktadır. Yani her şey Tanrının isteğiyle olur. Bir büyüyü çözebilmek için de rasgele çarelere başvurmak tehlikelidir. Yine, herkes büyü çözemez.

Çünkü buna gücü yetmez.Büyü bozabilecek kimsenin belirli özellikleri, yetenekleri olmalıdır. Dini iyi bilen, ruhu çok gelişmiş, din bilgini diye adlandırabileceğimiz biri ancak büyüyü bozabilir. Böylece o kötü etkiyi ortadan kaldırır ve kendisi de zarar görmez.Böylesine yetenekli olmayan birisi büyüyü çözmeye kalkarsa büyük zarar görebilir. Çok ağır bir güç aldığı için hastalanabilir, bir felaketle karşılaşabilir.Ama bu arada herkesçe bilinen büyü ve nazarı def eden basit usullerde vardır.
Bunlar da hafif büyüleri ve kem gözü gidermek için yeterlidir. Ama şiddetli büyülerde bu basit usullerden sonuç alınamaz.

BÜYÜ BELİRTİLERİ

Ruh halinizde bir değişiklik hissetmeniz, kendinizi tanıyamaz durumda olmanız, gece artarak devam eden sıçrayarak uyanmalar, korkunç rüyalar görmeye başlamanız, rüyalarınızda sık sık kedi, köpek gibi hayvanları görmeniz, kalp ya da midenizde ilgili rahatsızlığınız olmadığı halde göğüs kafesinizde ağrı hissetmeniz, Aşırı yorgunluk, ensenizde ağrılar, saçlarınızda elektriklenmeler olması, gözlerdeki ağrılar, gölgenizin sizi izlediği izlenimine kapılmak, ayak tabanlarınızın yanma halleri başlıca belirtilerdir.

Bazı insanlarda, aşırı etkilenme ve geç müdahale sonucu sinir bozuklukları ve akli denge bozukluklarına kadar giden olaylar mevcuttur. Bu yüzden dikkatli olup, bu belirtileri önemsemek gereklidir. Büyülerde etkinin beyin iradesiyle en aza indirilmesi mümkündür.
Erdoğan hoca
--------------------
MUSKA

Bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kağıt; üç köşeli şekilde katlanmış şey; üç köşeli bir nüsha anlamında kullanılır.Muska, genellikle olası bir hastalıktan korunmak vede tedavî
amacıyle yazılarak taşınır. Genellikle üçgen biçiminde meşin, teneke, gümüş ve altın kalplar içine konarak boyna
asılır ya da kola takılır. Dört köşeli veya kalp biçimiııde kılıflara da konan hamail, bütün İslâm dünyasında yaygın şekilde kullanılmaktadır.


Muska kelimesinin asıl anlamı nüsha dır. Arapça nüsha dan Türkçeye bu şekilde, değişerek gelmiştir.
Buna Kuzey Afrika da hurz, Doğu Arabistan'da hamaya, hafiz yahutta maâza, Türkiye'de muska, nusha veya hamail de denir. Hadis ve fıkıh kitaplarında, "rukye" olarak geçmektedir.
Muskalara sadece sûre, ayet, hadis veya bir dua yazıldığı gibi, Allah'ın, meleklerin, efsanevî kişilerin adları, anlaşılmaz
tılsımlı sözler, simgeler, yıldız işaretleri, rakamlar, rumuz ve işaretler, insan ve hayvan resimleri ile garip harf şekilleri de
yazılıp çizilmiştir. Sûre, ayet, hadis ve duanın yazıldığı muskalar İslâm dönemine; diğerleri ise, İslâm'dan önceki batıl inanç
ve hurâfelere aittir.


Muska,İslam öncesi zamanlarda, doğa üstü güçlere, cinlere ve şeytanlara karşı korunmak üzere, çeşitli şekillerde yazılıp takılmıştır. Zamanla bunlar, dikdörtgen, daire ve üçgen şeklinde tertip edilmiş yüzyıllarca kullanılmıştır. Amaç insanın bu dünyada daha güvenli bir yaşam arayışı veya yakalandığı bir hastalıktan kurtulma ihtiyacıdır. Arapların cahiliye
döneminde de muska yazmak ve kullanmak çok yaygındı.

Hatta peygamber efendimiz (s.a.v) zamanında da yazılırdı. Peygamberimiz önce muskayı yasakladı. Daha sonra yazılanları görmek istedi ve içinde küfür şirk olmayan muskayı kullanmayı serbest bıraktı.
Bu da gösteriyor ki, Allahu Tealanın isimlerini, Kuran ayetlerini, Resulullahtan gelen duaları yazmakla muska
yapmak caizdir. Muskayı; su geçirmeyen bir şeyle sarılı olarak taşımak ve tuvalete girilmesinin caiz olduğu Halebi de
yazılıdır.

Bir muskayı taşımak için içinde haram olan yazıların yazılı olmaması gerekir.En iyisi Kuran ayetlerinin yazılmasıdır.Tesirinin Allahu Tealadan olduğuna,Allah dilerse etki verip, dilemezse tesir vermeyeceğine inanarak yapılmalıdır.

Aslında,muska takmak yerine,küçük ebatlı Kuranı Kerim alıp üzerimizde taşımak en etkili olanıdır. Böylece içinde ne olduğu belli olmayan muskacı sahtekarlara da fırsat verilmemiş olur. Çünkü günümüzde hocayım adı altında sahte muska yazan binlerce kişi var. Böyle insanların yazdığı çok muskayı açıp baktım, içi ne olduğu belli olmayan yazılardan ibaretti.Vatandaş ta çarpılırım korkusuyla bakamıyor veya içinde ne yazılı diye soramıyor.

Bedeninde cin olan hastaya muska takmanın hiçbir yararı olmaz.Çok az şekilde cinlere etki edebilir fakat onların insana yapacaklarını kesinlikle engellemez.Ayet yazılı olmayan muskanın ise etkisi hiç olmaz.Tedavisi yapılmış bir kişiye;biz muska vermeyip,küçük ebatlı bir Kuran taşımasını önermekteyiz.

Hazreti Ali (radiyallu anh) ın bildirdiği bir hadisi şerifte Peygamberimiz (sallalahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor:

İlaçların en iyisi Kuran Kerimdir.

Burada maddi yani tıbbi hastalıklar değil ,manevi hastalıklar anlatılmak istenmiştir.

Bana müracaat eden kişilerin hemen tamamında muska takılı olduğunu gördüm. Fakat rahatsızlıkları geçmemişti.
Kendilerini tedaviye alıp,bedenindeki cinlerden kurtulduğunda muskanın faydasının olmadığını, hasta ve yakınları hep görmektedir.
Söylediğim her söz yüzlerce gözlem ve denemenin sonucudur.

Erdoğan Hoca
__________________
Mutlaka gözden geçiriniz:http://www.lahuti.com/forum/forum-kullanimi-f23

Konu NİFO tarafından (24-07-2008 Saat 13:49 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
NİFO isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 24-07-2008, 22:36   #4
 
shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: boyut içinde boyuttan,belki şuan yanınızda
Mesajlar: 2.149
Tecrübe Puanı: 6
shadow henüz daha yolun başında


eğer erdoğan hocayı tanıyorsanız ona söyleyiniz ki,onun beynide onların elinde esir durumda.ruhu bile duymadan.kendini kandırıyor sadece.küçük bir kuran takmak.tuvalete,banyoya,istenmeyen yerler.boynundaki kuranla.işte ben dürüstüm diyenin zihniyeti bu.asla başarılı olmaz.senbedenine elektirk dalgalarını,radyasyonu,radyo dalgalarını.tüm olumsuz dalgaları boynuna takacağın kuranla veya musakalarla veya tılsım ve vefklarle,çaputlarla durdurabilirsen o zaman sana inanırım.yazdıklarımın ne alaksı var demeyin.düşünesiniz diye onları yazdım ki.o varlılarında orjini o çünki
__________________
En büyük ihanet,sırları ifşa etmektir!sırrı ifşa eden,cezasını,"sır"lardan uzak yaşamakla öder!."sır"lan ki sır tutasın!.sırların açılmasını istiyorsanız,"sır"saklamasını öğreniniz.
shadow isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Reklamlar
Alt 25-07-2008, 01:57   #5
 
cdorder - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 311
Tecrübe Puanı: 2
cdorder henüz daha yolun başında


aklıma takılan bir kaç nokta var bu yazıda...

1- cinler enerjisel varlıklar, ateşten yaratılmışlar tamam...
peki et, kemik mamulu kütlesi olan bir insan nasıl oluyorda enerjisel bir varlığın üstüne düşebiliyor, bir yerlerini kırabiliyor yada incitebiliyor?

2-insanlar, cinlerden üstün...buda tamam...
peki bu yazıda neden cinler insanlardan korkar çünki şööle şööle diye bişi yazmıyor...yazının iki yernde bir uyarı var....
bu üstünlük bize ne kazandırıyor bu anlamda?

3-peki bizim sokaktaki bakkal amca diyorki: biz kendimizi nasıl koruruz?
yada bu anlamda yapılabilecek neler var?
__________________
Düşüncensin sen, kardeş, düşüncen
Düşünceyi düşünce et, kemik kalır senden.
Gül bahçesisin, düşüncen gülse;
Kütüksün külhana sürülen yok eğer dikense.
cdorder isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 27-07-2008, 12:47   #6
 
Muhabbetci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya/Krefeld
Yaş: 34
Mesajlar: 2.774
Tecrübe Puanı: 4
Muhabbetci yakında ünlü olacak gibiMuhabbetci yakında ünlü olacak gibi


aboo ben buraya hic dalmiyayim...Ne yazsam elestiri olacak...isler kariscak yine..

Nifo arkadasim sen eline saglik güzel yazmissin..Ama beni biliyon..Cinler büyülerle fazla aram yok benim


ben hemen geri kaciyorum...Yoksa elim durmicak , birseyler yazmak dilicek...Bunu konusu görmemis gibi yapayim , cahdirmayam
__________________
Radyo dinlemek icin Tikla
Click the image to open in full size.
3:78 "Onlardan bir zümre vardir, aslinda Kitap'tan olmayan birseyi siz Kitap'tan sanasiniz diye, dillerini Kitap'la egip bükerler. O, Allah katinda olmadigi halde, "Bu, Allah katindandir." derler. Bilip durduklari halde, Allah hakkinda yalan söylerler."
Muhabbetci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 27-07-2008, 23:03   #7
 
Nergizz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 94
Tecrübe Puanı: 1
Nergizz henüz daha yolun başında


Alıntı:
Muhabbetci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
aboo ben buraya hic dalmiyayim...Ne yazsam elestiri olacak...isler kariscak yine..

Nifo arkadasim sen eline saglik güzel yazmissin..Ama beni biliyon..Cinler büyülerle fazla aram yok benim


ben hemen geri kaciyorum...Yoksa elim durmicak , birseyler yazmak dilicek...Bunu konusu görmemis gibi yapayim , cahdirmayam

Keske elin durmasaydi Muhabbetci kardes!!! Belki senin bu konuda yazacaklarini okumak icin bekleyen (benim gibi) birileri vardir. En azindan böyle bir seyin kendisine yapilmis olduguna kanaat getrimis birisi senin görüsüne göre yanlis insanlarin elinde oyuncak olmamak icin ne yapabilir? Elbetteki dua müminin silahidir. Cani gönülden dua ederek sabretmek yeterlimidir? Cinlerin varligi ve insanlara tesir edebildikleri dinimizcede vardir. Senin bu konudaki fikirlerin en az benim icin önemliydi. Eger bir iki satir yazarsan sevinirim. Elestiriye artik alismis olman lazim. Bos ver elestirenler kadar, senin yazdiklarini severek okuyup "Allah c.c razi olsun!" deyenlerde var sana (benim gibi).
Herkese cok selamlar
Nergizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 27-07-2008, 23:23   #8
 
shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: boyut içinde boyuttan,belki şuan yanınızda
Mesajlar: 2.149
Tecrübe Puanı: 6
shadow henüz daha yolun başında


diğer yazılarımda sizlere.radyasyon olsun radyo dalgaları,tv frekans ve nice zararlı frekans ve dalgalar olsun bunların bedene girmesini neyle engelleyebilirsiniz.ben engelleyebilirim diyen varsa.bunları dua ile engelleyebilirsen sana hiç bir sözüm yok helal olsun der yolunu banada öğretmeni hangi ayeti okuduğunu bana söylemeni isterim.sizler bir sigara dumanı karşısında acizken.o canlı varlığın bedene girmesini nasıl engelliceğinizi, zannediyorsunuz.elbette ayetler var.ama yolu yöntemi bilmneden asla.hastaya ayetleri değil baştan sona kuranı okusanız asla düzlüğe çıkaramassınız.küçük bir anekdot,siz okurken o hastanın bedeninden çıkar ve belli bir yerde durur okumanız biter hastanın bedenine tekrar girer.önünüzde çok çetin bir varlık ve bir okadarda zeklı bir varlık vede dezavantajınız olan onları görmemeniz< var nasıl olurda galip geleceğinizi düşünebilirsiniz.bilimsel yanaşın lütfen.hemen Allah isterse diceksiniz,ama böyle değil kendinizi kandırırsınız.sadece astrali yaparsanız onları yenersiniz aksi takdirde asla
__________________
En büyük ihanet,sırları ifşa etmektir!sırrı ifşa eden,cezasını,"sır"lardan uzak yaşamakla öder!."sır"lan ki sır tutasın!.sırların açılmasını istiyorsanız,"sır"saklamasını öğreniniz.
shadow isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Reklamlar
Alt 27-07-2008, 23:46   #9
 
Muhabbetci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya/Krefeld
Yaş: 34
Mesajlar: 2.774
Tecrübe Puanı: 4
Muhabbetci yakında ünlü olacak gibiMuhabbetci yakında ünlü olacak gibi


Alıntı:
Nergizz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Keske elin durmasaydi Muhabbetci kardes!!! Belki senin bu konuda yazacaklarini okumak icin bekleyen (benim gibi) birileri vardir. En azindan böyle bir seyin kendisine yapilmis olduguna kanaat getrimis birisi senin görüsüne göre yanlis insanlarin elinde oyuncak olmamak icin ne yapabilir? Elbetteki dua müminin silahidir. Cani gönülden dua ederek sabretmek yeterlimidir? Cinlerin varligi ve insanlara tesir edebildikleri dinimizcede vardir. Senin bu konudaki fikirlerin en az benim icin önemliydi. Eger bir iki satir yazarsan sevinirim. Elestiriye artik alismis olman lazim. Bos ver elestirenler kadar, senin yazdiklarini severek okuyup "Allah c.c razi olsun!" deyenlerde var sana (benim gibi).
Herkese cok selamlar
Daha iki gün önce Mehmet Dogramaci abi ile bu konuya degindir...Bildiginiz gibi vahdet bey olayin yazari...Kendisi ilahiyatci ve benden daha üstad bu konularda kesinlikle...

Ona sordum cinler tam manasi ile nedir , musallat olurlarmi vesaire...

Cevap :" Cinler seytanlardir, musallat olmazlar, Vesvese verirler..!"

bu durumda vesvese veriyorsa sadece, bundan korunmak heralde ALLAHA güvenmekle olur!..Zaten cinlerin insanlara musallat oldugunu bizlere anlatan kimler??? Cinlerin ayri bir halk oldugunu, bu halkin bizler gibi colugu cocugu oldugunu anlatan kimler? Kurani kerimmi? Yok degil tabiki...Madem kuranda bu böyle gecmiyor, o zaman bu hocalar nerden biliyor bunlari?? demekki bizim bilmedigimiz bir kaynaklari mevcut? Hadislermi? Sanmiyorum cünki hadislerde pek fazla cinlere karisilmaz...Hem ALLAH seni beni yaratsin hemde cinlere karsi korunmasiz biraksin? bu mantiklimi sizce??
Yüce Rabbül alemin ne diyor" Biz size sah damarinizdan daha yakiniz!!!!"
Sah damarimdan daha yakin olan ALLAH , bizi cinlerden koruyamicakmi? Hasa ben rabbimi bundan tenzih ederim...

gecenlerde cok güzel bir aciklama gecdi elime...burda paylasayim ben...

-BAKARA SÛRESİ
(34) Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Simdi ALLAH burda Meleklere egilin diyor ama cincilerin iddiasina göre Seytan cinmis buradada, ALLAH meleklere egilin dedigine göre tabi seytanda hakli olarak bu emri duyunca" Ben cinim , ALLAH ise meleklere egilin diyor" ve hakli olarak egilmiyor , cünki emir acik ve net bir sekilde Meleklere egilin diyor , ama seytan madem bir cin , o zaman nicin egilsin?? Simdi eger Seytan cinse , emir ona verilmediginden seytanin bu olayda hic bir sucu olmaz olur, bu durumdada Müslümanlar Seytana cin demekle onu aklamis oluyorlar, isleri gücleri seytani hakli cikartmak bunlarin ..Baska bir ise yaradiklari yokdur !!-
(alinti)

Cok dogru bir tespit bu!!

Cinlere karsi korunmakmi istiyorsunuz? ALLAHA güvenin...

( cevabim ayni anda shadow kardes icinde gecerli )
__________________
Radyo dinlemek icin Tikla
Click the image to open in full size.
3:78 "Onlardan bir zümre vardir, aslinda Kitap'tan olmayan birseyi siz Kitap'tan sanasiniz diye, dillerini Kitap'la egip bükerler. O, Allah katinda olmadigi halde, "Bu, Allah katindandir." derler. Bilip durduklari halde, Allah hakkinda yalan söylerler."
Muhabbetci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 28-07-2008, 00:05   #10
 
shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: boyut içinde boyuttan,belki şuan yanınızda
Mesajlar: 2.149
Tecrübe Puanı: 6
shadow henüz daha yolun başında




hiç bir ilahiyatçı,cinler için musallat olur demezler.sadece vesvese verirler derler.peki nerde de vesvese verirler söylermisiniz.vesvese içerden mi gelir(insanın içinden)veya dışardan mı gelir.bırakın efendiler bu işlkeri sizlere bir üsteki yazımı yazdım.onlar zehirleyici ve radyasyonik varlıklar akımlı elektirik gibi,gaz gibi,radyasyon gibi.sizler ezbere işlev görmeyaye çalışıyorsunuz astrali yapmadan konuşuyorsunuz.o dediğiniz ilahiyatçı atmış kafadan.
--------------------
Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."
"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (Araf Suresi, 11-18)
__________________
En büyük ihanet,sırları ifşa etmektir!sırrı ifşa eden,cezasını,"sır"lardan uzak yaşamakla öder!."sır"lan ki sır tutasın!.sırların açılmasını istiyorsanız,"sır"saklamasını öğreniniz.

Konu shadow tarafından (28-07-2008 Saat 00:05 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
shadow isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Reklamlar

Lahuti.com ©2000 - 2009
Powered by vBulletin

SEO by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73