fortuneteller Nickli Üyeden Alıntı
Kehf suresinde anlatıldığı üzere, öğrenme ile elde edilen bilgiden ayrı olarak, Allah tarafından lütfedilen Ledünnî bir ilim de vardır. Hz. Hızır’a (a.s) da verilen ve işin iç yüzünü gösteren bu ilmi, gizli karakterlerinden dolayı ilk anda anlamak kolay değildir.
Bilhassa riyazet ve fazla ibadet sayesinde ulaşılan bu gizli bilgiyi herkesin hazmedemeyeceği, böylece insanları yanlış bir anlayışa götürebileceği sufiler tarafından dikkate alınarak, kalblerine doğan bu bilgileri kapalı bir üslûpla, rumuz ve işaret yoluyla ifade etmeyi tercih etmişlerdir. Nitekim yaptıkları tefsirlere sadece tefsir değil, işaret adını vermişlerdir. İşte bunun için tasavvufî tefsire İşârî Tefsir denmiştir.
Kur’an’da gizli ilimler, sırlar, hikmetler ve işaretler mevcuttur. Kur’an’ın incelikleri bitmez. Alimler ona doymaz. Her akıl onu aynı seviyede anlamaz. Takva nuru olmadan Yüce Allah’ın gerçek muradı anlaşılamaz. Çünkü Yüce Allah bu kitabın ancak muttakiler için bir hidayet kitabı olduğunu, kalbi perdeli olanların onu anlamayacağını haber vermiştir.
İman nuru zayıf olan kimsenin, ilahi hükümleri ve Allah’ın muradını anlama idraki de o derece zayıftır.
Peygamber olmadıkları halde, Allah tarafından haber alan ve kendilerine çeşitli ilimler ilham olunan kimselere muhaddesûn denilir. Bu ilme mazhar olan kimseler, olayları önceden keşfedebilirler, diğer insanlara kapalı olan durumlar ve ilimler onlara açılır.
Bilindiği gibi, gayb ilmi, Allah’a mahsus olmakla birlikte, bazı gaybî bilgileri, dilediği bir kuluna mucize veya keramet olarak, ya vahiy veya ilham yoluyla bildirebilir.
Hadislerde, her ayetin bir zahiri, bir de batını olduğu ifade edilmiştir. Bu hadislerde zahir ile batınının anlaşılmasında insanların farklı olduğuna dikkat çekilmektedir.
Abdullah b. Mes’ud’un rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Kur’an’ın bir zahiri, bir batını, bir haddi ve bir matla’ı vardır.”27
Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Rasulullah şöyle buyurmuştur:
“İlimler arasında sedef içerisindeki inci gibi bir ilim vardır ki, onu Allah’ı bilen alimlerden başkası bilemez. Onlar bu ilmi söyledikleri zaman, Allah’tan gafil ve cahil olanlardan başkası onu inkar etmez.”30
Onu da ehli olanlar bilir ve ihtiyaç kadarını açıklarlar. Bu iş zahir ilim yanında yüksek derecede bir ruh olgunluğu, kalp temizliği, nefis eğitimi ve manevi destek ister.
kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz.
Bu Konuyu Paylaşın !