Arkadaşlar böyle bişi yok bu kimsesiz bir insanın günlerce kalan ceseti ...
Üç saat önce defnedilen genç çıkarıldıktan sonra, onu gören aile fertleri ve tüm akrabaları şok olmuşlar. Çünkü kabire koydukları genç idi, fakat üç saat sonra önlerinde yatan saçları bem-beyaz olan, sanki çok ihtiyar bir insanın cesedi idi. Saçlari beyaz, bütün bedenine inanilmaz seviyede işkence ve azab vermenin izleri bulunuyordu. Ellerin, kolların ve ayakların kemikleri kırık vaziyette. Kaburga kemikleri kırık ve bedenin içeresine inanılmaz bir şiddetle basık durumdaydılar. Bütün bedeni ve yüzü yekpare bir morluk hale gelmişti. Kurtuluşu artık ummayan ve sonsuz acıya mazhar olduğu açık gözlerinden ve kurumuş kandan gencin inanılmaz bir işkenceye tutulduğunu gösteriyor.
Ölen gencin akrabaları İslam âlimlerine yöneldiler. Onlar da durumu öğrendikten sonra, hepsi dilbirliği ile Kabir azabının ibretli bir örneğin olduğunu ifade ettiler. Ki Allah (c.c.) ve Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) Kabir azabından haber veriyor ve ümmeti sakındıryorlar.
Şok geçiren baba oğlunun şımarık hayat yaşayıp, çeşitli günahlarda bulunup namazlarını kılmadıgını itiraf etti.
Allahın yolunda, yani Cihadda şehid olanlardan başka ölen her bir insan Kabir imtihanından geçecektir. Kıyamet gününden önce insanı bekleyen ilk korkunç bir sınav.
Dil Sustukça KALP konuşur.Dil Konuştuça KALP susar.
Arkadaşlar böyle bişi yok bu kimsesiz bir insanın günlerce kalan ceseti ...
yaf cok korkunc ve igrenc ama gerceklik payıda yok degil hani hak herseyin dogrusunu bilir ürperdim valla
Kabir azabinin hem bedene hem ruha yapildigi hadisi seriflerdede geciyor.
Dil Sustukça KALP konuşur.Dil Konuştuça KALP susar.
Evet kabir azabı var fakat bunun resmi yukarda ki değil):
resim büyük ihtimal sahte ama Allah kabir azabının k sından bile korusun bizleri...
Azap
Maddi Azap
Bkz. C / Cehennem
Manevi Azap
Mânevi azâbın sebebi nedir?
Mânevi azâbın temelinde ya bedenin alışkanlıkları, bağımlılıkları vardır yada şartlanmaların getirdiği değer yargılarının oluşturduğu duyguların yol açtığı azap vardır
Düşünsel Azap
Cehennem’in maddi azâbından hadsiz hesapsız güçlü olanı mânevi yani düşünsel azâbıdır!. Kişi kendisine azap veren yanlışlarından arınmadıkça Cehennem’den çıkmaz!.
Meğer ki o arada kendisine Şefaat ulaşsın!
Azap ve Mutluluğun Kaynağı
Azap veya mutluluğun kaynağı, birimlerin, birimsel varlıkları içinde birbirlerine bakmalarından; ve bu bakış açısından doğan değerlendirmelere saplanmalarından doğar!
Birimlerin, birimsel varlıklarının bilinç boyutunda mevcut olmadığını farketmeleri ve; varlıklarının, tümel aklın aksettiricisi olduğunu idrâk etmeleri nisbetinde de, azap veya mutluluk kavramı varlığını tüketir; ve bütün birimler, "eş değer" ifade etmeğe başlar.
Ancak, bu da aksettiricideki tümel aklın görüntüsü ölçüsünde olur!
Birim, kendisinde ve dışında, her şeyde görünenin tümel aklın bir eseri olduğunu farkederse, her şeyi bir gözle görür ve artık onun için tüm zıtlar yok olur...
Sadece, tümel aklın bir gözüyle diğer gözünü seyrettiği âşikâr olur.
v
İnsanın ölümötesi yaşamda gördüğü azapların sebebi, dünyadaki düşünceleri, duyguları ve kabulleridir.
Bunlar bilinç altına girer, ruha yüklenir. Beyin durduktan sonra o kişi diri diri o mezara girdiği andan itibaren kendisine yüklenmiş olan veriler istikametinde bir yaşam yaşar. Bu da büyük bir ihtimalle “kabir azâbı” şeklinde meydana gelir; yanlış şartlanmalarla programlandığı için!.
demiştim.
Yani kişinin kabulleri ile alâkalı olan bir olay...
Bunu da izah sadedinde dedim ki:
Aynaya baktığınız zaman gördüğünüz yapıyı, eğer “ben bu bedenim” diyorsanız; kendinizi o aynada gördüğünüz beden yapı kabul ediyorsanız, bu kabulünüz otomatikman ruhunuza yüklendiği için ölümle birlikte ruh bedeni terkedip çekip gidemeyecek, bu bedenle birlikte diri diri mezara gömülmek ve o azâbı çekmek zorunda kalacaksınız!.
diye bu noktayı işaret ettim.
Azap ve Sıkıntılardan Kurtulmanın Sırrı
Yaşanılan olaylar, “insan”ı gerçeğin dünyasına yönlendirir. İnsanı, hayâl dünyasından çıkartır.
En önemli nokta burasıdır!.
Hepimiz kendi kafamızda bir hayâli dünya yaratırız. Hayâli değerler oturturuz. Hayâli kavramlar meydana getiririz. Ve, öyle bir dünyada yaşar, orada kendimizi hapsederiz!.
Halbuki, yaşanılan gerçekler öyle değildir.
İnsanın hayâl dünyasındaki değerleri ne kadar çoksa, yaşamın gerçekleri ile karşılaştığı zaman duyacağı azap da o kadar fazla olur.
Ne kadar gerçekçi yaşarsan, Allah’ın yarattığı bu Sistem ve Düzeni, ne kadar gerçekçi bir biçimde anlayıp değerlendirebilirsen, olaylar karşısında o kadar az etkilenirsin. Olaylar seni o kadar az sarsar.
Ve, kendini o kadar sağlam bir geleceğe hazırlarsın!.
Dolayısıyla, gerek dünyada yaşarken, gerek daha sonrasında; çeşitli azap ve sıkıntılardan, yanmalardan kurtulmak; dünyada yaşarken huzura ermek, ancak ve ancak Allah’ı bilmek, O'nun var ettiği Sistem ve Düzeni idrâk etmekle mümkün olur.
Kim, Allah’ı ötede bir tanrı gibi düşünüyorsa, o anda veya o düşüncesi devam ettiği sürece, dünyada da, âhirette de azâp çekmeye mahkûmdur. Kendi azâbını kendisi oluşturuyordur.
Nitekim, Hadis-i Şerifte ;
“Cehennemde ateş, odun yoktur!. Herkes kendi ateşini, odununu dünyadan kendi götürür,”
buyuruluyor..
Dünyada edindiğin yanlış değerler, yanlış şartlanmalar, yanlış kabuller, senin bu dünyada da yanmana, azâp çekmene sebep olur, öbür dünyada da!.
Konu Mira tarafından (22-07-2009 Saat 17:07 ) değiştirilmiştir.
beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi,şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni.Elif,Lâm,Râ
roz bu kadar korkma yaf sende bilirsinki bu tip şeyler yok tur bu gibi kabir azapları nda bedende hiçbir belirti olmaz çünkü beden degil ruhtur bunları yaşayan hem böyle insanların görebilecegi azaplar ve helak ların sonu nuh aleyhisselam devrinde son buldu ve insan oglu tambir sınav içine girdi böyle şeyler göz önünde olsa idi sınavın ne anlamı kalırdıki herkes ne olacagını bilir görür ve ona göre yaşardı önemli olan görmeden bu nlara iman etmek ve sınava hazırlan mak degilmidir
Hadis No : 5479
Ravi: Hani Mevla Osman İbnu Affan
Tanim: Hz. Osman (ra), bir kabrin üzerinde durunca sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: "Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun!" dediler. Bunun üzerine: "Çünkü Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir." Hz. Osman devamla Resulullah (sav)'ın şu sözünü de nakletti: "(Ahiret aleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!" [Rezin şu ziyadeyi kaydetti: "Hani der ki: "Hz. Osman (ra)'ın şu beyti inşa ettiğini işittim: "Eğer ondan necat buldunsa, büyük musibetten kurtuldun. Aksi halde senin kurtulacağını hayal etmem."]
Kaynak: Tirmizi, Zühd 5, (2309)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5480
Ravi: Ali
Tanim: Şu ayet ininceye kadar kabir azabından şüphelenmeye devam etmiştik. (Mealen): "Sayınızın çokluğuyla övünmek sizi oyaladı. Öyle ki, kabirleri ziyaret ettiniz."
Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Tekasür, (3352)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5481
Ravi: Aişe
Tanim: Hz. Aişe, anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Aişe de Resulullah (sav)'a kabir azabından sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalatu vesselam'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim."
Kaynak: Buhari, Cenaiz 89; Müslim, Mesacid 123, (584); Nesai, Cenaiz 115, (4, 104, 105)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5482
Ravi: İbnu Abbas
Tanim: Resulullah (sav) (bir gün) iki kabre uğradı ve: "(Bunlarda yatanlar) azab çekiyorlar. Azabları da büyük bir günahtan değil" buyurdular. Sonra sözlerine şöyle devam ettiler: "Evet! Biri, nemimede (laf getirip götürmede) bulunurda. Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı." Aleyhissalatu vesselam sonra yaş bir hurma dalı istedi, ikiye böldü. Birini birinin üzerine dikti, birini de öbürünün üzerine dikti. Sonra da: "Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler" buyurdular.
Kaynak: Buhari, Vudu 65, 56, Cenaiz 82, 89, Edeb 46, 49; Müslim, Taharet 111, (292); Tirmizi, Taharet 53, (7
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5483
Ravi: İbnu Ömer
Tanim: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet veya cehennemdeki) yeri arzedilir. Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir). Kendisine: "Allah seni kıyamet günü diriltinceye kadar senin yerin işte budur!" denilir."
Kaynak: Buhari, Cenaiz 90, Bed'ül-Halk 8, Rikak 42; Müslim, Cennet 65, (2866); Muvatta, Cenaiz 47, (1, 239);
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5484
Ravi: Zeyd İbnu Sabit
Tanim: Resulullah (sav), bizimle birlikte, Beni Neccar'a ait bir bahçede bulunduğu sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı, nerdeyse (sırtından yere) atacaktı. Karşımızda beş veya altı kabir vardı. Aleyhissalatu vesselam: "Bu kabirlerin sahiplerini bilen var mı?" buyurdular. Bir adam: "Ben biliyorum!" deyince, (aleyhissalatu vesselam): "Ne zaman öldüler?" dedi. Adam: "Şirk devrinde" deyince Aleyhissalatu vesselam: "Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim" buyurdular ve sonra şunları söylediler: "Kabir azabından Allah'a sığının!" Oradakiler: "Kabir azabından Allah'a sığınırız!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Cehennem azabından da Allah'a sığının!" dedi. "Cehennem azabından Allah'a sığınırız" dediler. "Fitnelerin açık ve kapalı olanından Allah'a sığının!" dedi. "Açık ve kapalı her çeşit fitneden Allah'a sığınırız!" dediler. "Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığının!" buyurdu. "Deccal'ın fıtnesinden Allah'a sığınırız!" dediler.
Kaynak: Müslim, Cennet 67, (2867)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5485
Ravi: Ebu Eyyub el-Ensari
Tanim: Güneş battıktan sonra, Resulullah (sav) çıkmıştı, bir ses işitti: "Bu, kabirlerinde azab çeken Yahudiler(in sesidir)!" buyurdular.
Kaynak: Buhari, Cenaiz 88; Müslim, Cennet 69, (2869); Nesai, Cenaiz 114, (4, 102)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5486
Ravi: Enes
Tanim: Resulullah (sav) bir kabirden bir ses işitmişti: "Bu ne zaman öldü? (bileniniz var mı?)" buyurdular. "Cahiliye devrinde!" dediler. Bu cevaba sevindi ve: "Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım kabir azabını size de işittirmesi için dua ederdim" buyurdular.
Kaynak: Müslim, Cennet 68, (2868); Nesai, Cenaiz 114, (4, 102)
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5487
Ravi: Enes
Tanim: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup: "Muhammed (sav) denen kimse hakkında ne diyordun?" diye sorarlar. Mü'min kimse bu soruya: "Şehadet ederim ki. O, Allah'ın kulu ve elçisidir!" diye cevap verir. Ona: "Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekana tebdil etti" denilir. (Adam bakar) her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennete bakan bir pencere açar. Eğer ölen kafir ve münafık ise (meleklerin sorusuna): "(Sorduğunuz zatı) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!" diye cevap verir. Kendisine: "Anlamadın ve uymadın!" denilir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopa ile vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden ibaret olan) iki ağırlık dışında ona yakın olan bütün (kulak sakileri) işitir."
Kaynak: Buhari, Cenaiz 68, 87; Müslim, Cennet 70, (2870); Ebu Davud, Cenaiz 78, (3231); Nesai, Cenaiz 110, (
Gönder | Yazdir ]
Hadis No : 5488
Ravi: Enes
Tanim: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ölüyü, (mezarcı kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır."
Kaynak: Buhari, Rikak 42; Müslim, Zühd 5, (2960); Tirmizi, Zühd 46, (2380)
Gönder | Yazdir ]
--------------------
Hades Sende inaniyorsan ehli sunnet itikandinda bir sey var Kabirde Ruhun Vucuda Yariya kadar tekrar geri verilecegi..![]()
Konu melbourne tarafından (08-06-2008 Saat 12:42 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
Dil Sustukça KALP konuşur.Dil Konuştuça KALP susar.
fena işkence yapmışlar yazık yaaa![]()
Bu Konuyu Paylaşın !