pınar sende bişey kopyalarken dikkat et ne yazıyor
pınar sende bişey kopyalarken dikkat et ne yazıyor
Konu HAVASHOCA tarafından (15-05-2009 Saat 20:48 ) değiştirilmiştir.
''HAVVASUL_ESRAR İLE DERTLERİNİZE DERMAN BULUN'' yazan
REKLAM BANNERİNDE TELEFON NUMARAM YAZIYOR. İŞLEM YAPTIRMAK İSTEYEN ARASIN
Konu Mira tarafından (13-05-2009 Saat 13:50 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesajlar Birleştirildi
Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
Haddimi Bilirim Derim..
bırak başlığı sen önce içeriği kontrol et içeriği değiştir
sen başlığı değiştiremezsin
bu yazı Allah a ve islama hakaret için yazılmış
inanmayla ne ilgisi var
okusana kopyaladığım yeri ne yazıyor
''HAVVASUL_ESRAR İLE DERTLERİNİZE DERMAN BULUN'' yazan
REKLAM BANNERİNDE TELEFON NUMARAM YAZIYOR. İŞLEM YAPTIRMAK İSTEYEN ARASIN
aykırı ortalığı karıştırma lütfen ben okudum konuyuda dinledim bana anlatıldı burda anlatmam uzun sürer ben kopyalarken hata yaptım sadece başlıkta da sorun yok konu içeriğindede yanlışlar var düzeltme yapmaya çalıştım iyilik yapmaya çalışırken batırdım herşeyi yüzüme vurmana gerek yok tama mı?moderatörler inşallah bu konuyu kilitler bunaldım valla
Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
Haddimi Bilirim Derim..
hata yapmış olabilirsin karıştırmış olabilirsin
benim amacım burda senin üzerine gitmek değil birebir islama saldırı olan kısmı yazıdan bir çıkarmışsın sorun kalmamış![]()
Konu HAVASHOCA tarafından (15-05-2009 Saat 20:50 ) değiştirilmiştir.
''HAVVASUL_ESRAR İLE DERTLERİNİZE DERMAN BULUN'' yazan
REKLAM BANNERİNDE TELEFON NUMARAM YAZIYOR. İŞLEM YAPTIRMAK İSTEYEN ARASIN
aynen katılıyorum AYKIRI
zavallılar...
Sevgili Pınar945 iyi niyetle yola çıkıp hata yapmış diye onu asmamız gerekmez. Bir hata yaptığını ve özür dilediğini yazmış, bu alınanlar için kafi olmalı bence. Velevki Pınar945 iyi niyetle değil de hakikaten böyle inandığından konuyu açmış olsaydı biz Müslümanlar yine sükunetle karşılayıp sakince cevaplamalıydık. Her zaman neden böyle sert bir tutum takınırız anlamakta zorlanıyorum. Hem niçin şahsın düşüncelerini hedef alarak suçlamışız? "Kötü" gördüğünün ya da sandığının aslında kötü olmadığını açıklamak daha doğru olmaz mıydı? Bu bakımdan Sevgili Pınar945'in yaptığı hata kadar verilen cevapların bazılarını da hatalı buluyorum. Bu aslında ümmet olarak sürekli tekrar edegeldiğimiz bir hata ve kurtulmamız da mümkün gözükmüyor. Tek çare neye niçin inandığımızı bilmek ve İslam'ı daha iyi anlamak için okumak, okumak... Ayetlerin sadece meallerini değil de niçin ve ne zaman indiğini bilmek bile bizim üstümüze bir görev iken yalın daha çok kulaktan dolma İslami bilgilerle meydana çıkıp genelde bir çuval inciri berbat edebiliyoruz. İşin acı tarafı savunduklarımızın çoğu bizim hayatımızda olmayabiliyor. Mesela namaz kılmayanları hararetli bir namaz savunucusu olarak görebiliyoruz. Sizce de garip değil mi?
Sevgili Aykırı, sükunetle tefekkür edersek senin yaptığın alıntıları daha büyük hata olarak kabul etmemiz gerekir, çünkü kötü sözü yaymakta kötülüktür. Ama sende iyi niyetinle hareket ediyorsun değil mi? Dostlar, kardeşler, muhatabımız Allah'a inanmıyor olabilir; bu, onu suçlamamızı ve ona hakaret etmemizi gerektirmez. Doğru bilip iman ettiğimizin neden doğru olduğunu savunmalı ve O'nu ispata çalışmalı değil miyiz?
Bir de şunu söylememe izin verin lütfen.
Hala hayatta olan, hala nefesini teslim etmemiş olan bir ateistin "hayvandan daha aşağı" olduğuna nasıl hükmettiniz? Son nefesini vermeden evvel iman edip şehit olmayacağından nasıl emin oldunuz? Ya onlar son nefeste iman ederken biz imanımızı kaybederek can verirsek? "Hayvandan aşağı" ifadesi kafir olarak son nefesi vermiş olanlar için değil mi? "Onlar hayvanlar gibidir" ifadesi son nefesini vermiş ve kesin olarak kafir gitmişler için değil mi? Yaşayanlar için Allahü Teala Kur'an'da bu ifadelerin tümünü kullanabilir. O, kimin kesin olarak kafir öleceğini biliyor ama biz bu bilgiden mahrumuz. Biz bu kadar kesin konuşamayız.
Falanca Müslüman öldü - Yanlış.
Falanca kafir öldü - Bu da yanlış.
Falanca Müslümandı inşallah Müslüman öldü. - Doğru
Falanca kafirdi, ölümünü Allah bilir. Ben, kafir olarak gittiğini sanıyorum ama Allah bilir. - Doğru
Böyle ders verir gibi yazışıma bakıpta alınmayın. Hocalarımızın öğrettiklerini aktarmış oldum sadece... Hem Efendimiz Aleyhisselam, 'din nasihattir' buyurur. O nedenle varsa kusurum affola. Selametle.
NOT: Herkes kapısının önünü süpürse problem kalmaz sanırım. Hatalı olduğunu düşündüğümüz iletilerimizi silersek yanlışımızı tashih etmiş oluruz diye düşünüyorum. Pınar945 kardeşimiz de sonradan yaptığı açıklamayı ilk mesajına eklese olası yeni cevapları engellemiş olur böylece konu gereksiz uzamaz. Bunu teklif ediyorum, yine de siz bilirsiniz.
* Kibir, ayağa bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur. (H. Bayram-ı Veli)
http://ebuciran.blogspot.com
http://www.antoloji.com/mehmet_secer
evet arkadaşlar -aykırı- kardeşimiz bu çok değerli zamanını bence bu konuya yoğunlaşarak ziyan etmiştir... pınar suçlu değil bence. lanet ateistlerin ve içlerinde içten içe ölümden sonrasının korkusunu yaşayan bazı hayvandan aşşağı kimselerin yazdığı bir zırvalık için bukadar zaman ayırıp üzerinde tartışmamız bize zarar vermiyormu... boşverelim bunları. birkaç arkadaşta başta yazmış. Kuran-ı Kerim sapmışları saptırır doğru yolu bulmuşları daha doğru yapar... tartışmak bile anlamsız.. herkes nasibini alır bu yazıda.. selam ile
Fetih suresi
29. Muhammed Allah’ın Resûlü’dür.(1) Onunla beraber olan (mü’min)ler, kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında ise çok şefkatlidirler. Onların (namazda) rükû yaptıklarını (ve) secde ettiklerini görürsün. Onlar, Allah’tan (daima) lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin eserinden (meydana gelen) nişanları vardır.(2) Tevrat’taki vasıfları budur. İncil’deki vasıfları da (şöyledir: Onlar) filizini çıkaran, derken onu (filizini) kuvvetlendiren, kalınlaşan, zamanla gövdesi üzerinde doğrulup dikilen bir ekin gibidir ki ekincilerin hoşuna gider, (Allah Resûlü’nün ashâbı ile birlikte böyle gelişip kuvvetlenmesinin misalle anlatılması) kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip de sâlih amel işleyenlere, mağfiret ve büyük mükâfat vaadetmiştir.
--------------------
Bakara Suresi102. (Yahudiler, kitaplarından yüz çevirip sihirle meşgul oldukları için,) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytan(ların ve şeytan ruhlu insan)ların: “Bunu sihirle elde etti.” şeklindeki (uydurma) sözlerine uydular. Halbuki Süleyman (bir peygamber olarak, mucize gösterdi; onların iddia ettiği gibi, sihir yaparak) küfretmedi/nankör olmadı. Fakat o şeytanlar, insanlara Babil’deki Hârût ve Mârût isimli iki meleğe indirilen (ilhamla bildirilen) şeyi(1) (yani) sihri (büyüyü) öğreterek kâfir oldular. Halbuki onlar, (o iki melek, mucize ile sihrin farkını bildiriyor ve): “Biz ancak bir imtihan için (gönderilmiş)izdir; sakın (sihir yapıp da) kâfir olmayın!”demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmiyorlardı. Buna rağmen (yahudiler) kadınla kocasının arasını ayıran şeyleri bunlardan (kötü niyetle) öğreniyorlardı. Ama onlar, Allah’ın izni olmaksızın onunla hiçbir kimseye zarar verecek değillerdi. Yine de onlar, (o yahudiler) kendilerine fayda sağlayacak olanı değil, zarar verici şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu satın alan (ve satan) için, âhirette (cennetten) bir nasip olmadığını biliyorlardı. (Onların sihir yapmayı benimsemekle) kendilerini sattıkları şey ne kötü! Keşke bilselerdi.
--------------------
Bakara Suresi34. Hani biz meleklere: “(Kudretim için) Âdem’e secde edin(3) demiştik de İblis hariç, hepsi hemen secde ettiler. O ise direndi (secde etmedi), büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
--------------------
Bakara Suresi250. Savaş için, Câlût ve askerlerine karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır (ve sebat) yağdır ve ayaklarımızı sabit (bizi metanetli) kıl ve kâfirler toplumuna karşı bize yardım et/zafer ihsan eyle.”
--------------------
Bakara Suresi24. Eğer bunu yapamazsanız, -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız-yakıtı insanlar ve taşlar olan, kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının. [krş. 66/6]
(Kur’an’ın bir âyetine bile inanmayan veya değer vermeyen elbet kâfir olur. Münâfıklar da aynı gruptandırlar. Çünkü onlar, hem dilleriyle müslüman olduklarını söylerler, hem de her fırsatta Kur’an’ın hükümlerine ve İslâm’ca yaşantıya karşı çıkarlar.)
--------------------
Bakara Suresi258. Allah kendisine hükümranlık verdi diye (şımarıp azarak), Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan (Nemrut)’u görmedin mi? Hani İbrahim: “Benim Rabbim (kudretiyle) hem dirilten, hem öldürendir.” deyince, o: “Ben de yaşatır ve öldürürüm.” demişti. (Bunu bir îdamlığı serbest bırakmak, bir suçsuzu da öldürmekle yapmıştı.) İbrahim: “Şüphesiz ki Allah, güneşi doğudan getiriyor; haydi sen de batıdan getir!” deyince o kâfir (Nemrut) şaşırıp kalmıştı. Allah (hakkı kabul etmeyen, gücü ve yetkiyi yalnız kendinde gören) zalimler toplumunu doğru yola eriştirmez.
--------------------
Nisa Suresi80. Kim Peygamber’e itaat ederse, muhakkak Allah’a itaat etmiş olur. Kim de (itaatten) yüz çevirirse (üzülme), biz seni onların üzerine bir bekçi göndermedik.
(Hz. Peygamber; Allah’ın kulu, elçisi ve İslâm dîninin temsilcisidir. Ahlâkı Kur’an’dır. Allah’a inananlar için, dünya ve âhiret işlerinin tümünde en güzel örnek odur (33/21). Söyledikleri ve yaptıkları Allah’ın gözetimi ve izni altındadır. Kur’an’ın örnek uygulayıcısı odur. Kendisinin buyrukları da Kur’an’ın ruhuna uygun olup, yalnız kendi zamanıyla kayıtlı değil, bütün zamanlarda geçerlidir. Çünkü ona Kur’an’ı açıklama yetkisi verilmiş (16/44) ve hikmet öğretilmiştir. Sağlam kaynaklardan gelmiş hadislerine itibar etmeyip, yalnız Kur’an’a dayandığı iddiasıyla Peygamber’i sadece bir aracı kabul etmek, kâfirliğin ve dinsizliğin bir köprüsüdür. Çünkü hayat dîni olan İslâm, Allah’ın bildirmesi ve Resûlü’nün açıklama ve uygulamasıyla meydana gelmiştir. Âyette belirtildiği üzere Allah’a itaat ve sevgi, Resûlü’ne -onun hadis ve sünnetine- uymakla gerçekleşir.(1) Kim de bunlara gönül rahatlığıyla teslim olmazsa iman etmiş sayılmaz.
--------------------
Maide Suresi54. Ey iman edenler! Sizden kim dîninden dönerse, o zaman Allah, (sizin yerinize) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü’minlere karşı gayet alçak gönüllü/yumuşak, kâfirlere karşı da oldukça onurlu ve sert bir toplum getirir ki, onlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, (her şeyi) bilendir.
Konu aşkınsonhecesi tarafından (14-05-2009 Saat 17:08 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesajlar Birleştirildi
Bu Konuyu Paylaşın !