+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Lebibe Hatun (r.anha) ve Bugünkü Hanımlar

  1. #1
    KıRıK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    İtibar Puanı
    18
    Mesajlar
    367

    Lebibe Hatun (r.anha) ve Bugünkü Hanımlar

    Lübeyne Hatun; müemmel b. Habib Oğullarının cariyesi iken, Hz. Ömer'den önce müslüman olmuştu.

    Hz. Ömer, müslüman olmadan önce müşrik iken, müslümanlıktan döndürmek için Lübeyne Hatun'a en ağır işkenceleri yapardı.

    Hassan b. Sabit derki : “Ben, Umre hacısı olarak Mekke'ye varmıştım. Peygamber (S.A.V) halkı İslâmiyet’e davetle uğraşıyor, ashabı da işkencelere uğratılıyorlardı.

    Ömer b. Hattab'ın başucuna dikildim. Kendisi beline izar tutunmuştu. Müemmel oğullarının cariyesinin boğazını elleri gevşeyip yanlarına düşünceye kadar sıktı, durdu!

    Kendi kendime (öldü artık kadıncağız) dedim. Sonra onu bırakıp Zinnîre'nin üzerine yürüdü. Ona da bunun gibi yaptı.

    Ömer b. Hattab yine bir gün müslümanlıktan döndürmek için Lübeyne'ye işkence yapıyor, vurup duruyordu. Dövmekten bıkınca, yorulunca da :
    “Size acıdığımı sanmayın! Sadece dayak atmaktan yoruldum. Dinlenir dinlenmez sizi cezalandırmaya devam edeceğim. Siz bu yeni dini inkâr edip ondan ayrılmadıkça da dayaktan vazgeçmeyeceğim” dedi.

    Lübeyne Hatun, ona “Eğer müslüman olmazsan, ALLAH da sana öyle yapacaktır” dedi.

    Hz. Ebu Bekir (R.A) Lübeyne Hatunu da satın alıp âzâd etti. ALLAH (c.c) onlardan razı olsun...

    Bu kadın sahâbîler İslam uğrunda, ALLAH yolunda gözleri kör edilinceye kadar, öldürülesiye kadar boğazları sıkılarak işkenceler altında iken, yine ALLAH yolundan asla sapmazlarken bugünkü kadınlarımız ise, her türlü dünya nimetlerine sahip olduğu halde, ALLAH rızası için neler yapıyorlar acaba? Çocuklarına hangi Peygamberin, sahabenin hayatlarını anlatıyorlar! İslam’ın hangi hükümlerini öğretiyorlar! Kendileri biliyorlar mı? Öğrenme gayretini gösteriyorlar mı? Öğrenmek ve öğretmek için hiç olmazsa ayda bir dinî kitap alıp evlerine götürüyorlar mı? Ama bunun yanında çocuklarını yarış atları gibi küçükten dershanelerde yarışlara sokuyorlar. Çocuklarının dünyalığı için yemiyorlar, giymiyorlar, çocuklarına Allah’ını, Peygamberini, ahiretini öğretme yolunda değil de geçici olan üç günlük dünyalık için hazırlıyorlar. Ebedî Âhiret âlemi için maalesef masrafa ve zamana sıra gelmiyor ne hikmetse!

    Yine kadınlarımız, kızlarımız, masa örtüsü, yastık yüzü, yemek takımı, karyola takımı vesâir cehiz işleriyle ömürlerini tüketiyorlar da ALLAH için neler yapmalarını öğrenmeye, ibâdet etmeye fırsat bulamıyorlar. İbâdetlerini terk ediyorlar iş yapacağız derken, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi! Allah’ın huzurunda ömrünün nerelerde, paralarını nerelerde harcadıklarından hesap sorulmayacakmış gibi!

    Yine gafil kadınlarımız, Allah'a kulluğa ve ibâdeti unutup hayır, hasenatta; zekât ve sadakada yarış yerine, geçici dünyanın modasında, koltuk takımlarında,, büfelerde, porselen takımlarında vesâir lüks ve israfta yarışıyorlar... Kocalarını ve ailelerini de gereksiz masrafa boğuyorlar... Sahabelerin İslam anlayışı ve yaşayışı nasıl? Bizim anlayışımız ve yaşayışımız nasıl? Hiç düşünmeyecek miyiz halimizi! Allah’ın huzuruna nasıl varacağımızı!

    İslam’dan habersiz genç kızlarımız ve gafil kadınlarımız, arkadaşlarının, akrabalarının, âmirlerinin vesâirlerin kınama ve ayıplamasından utanarak başlarını örtmüyorlar, ibâdetlerini yapmıyorlar. Hâlbuki korkulacak en büyük makam Yüce Allah'tır. Allah'ın kullarının kınamasından veya cezasından korkuyorlar da niçin Allah'ın cehennemdeki azabından ve cezasından korkmuyorlar? Yoksa Âhirete mi inanmıyorlar?

    Yine bazı gafil müslüman aileler, kendileri başlarını örterler, ibâdetlerini yaparlar da, çocuklarına gelince, daha gençler, ilerde yaparlar, önce dünyalıklarını kazansınlar vesâir bahanelerle -sanki yarın yaşayacaklarına garantileri varmış gibi- güya sevdikleri ve şefkatlerinden kıyamadıkları çocuklarını bilerek kendi elleriyle cehennem ateşine atıyorlar... Dünyalıklarına kıyamadıkları sevgili yavrularının Âhiretlerini kendi elleriyle mahvediyorlar hiç aldırış etmeden...
    Cennetin Hanımefendisi

    Peygamberimiz Efendimiz (sav); ahirete rıhlet edeceğini, vefatından evvel bir sır olarak Hz. Fatıma validemize söylemişlerdi. Hz. Fatıma ise, bu sırrı Efendimizin vefatından sonra bildirmiştir.

    Âişe (r.a) şöyle dedi:
    “Peygamber (sav)’in hanımları onun yanında otururlarken Fâtıma tıpkı Resûlullah (sav) gibi yürüyerek çıkageldi. Resûl–i Ekrem onu görünce sevindi ve “merhaba kızım” diyerek sağ veya sol yanına oturttu. Sonra Fâtıma’nın kulağına bir şeyler fısıldadı. Fâtıma yüksek sesle ağlamaya başladı. Onun aşırı üzüntüsünü görünce kulağına bir şey daha fısıldadı. Bu defa Fâtıma güldü. Fâtıma’ya:

    – Hanımları yanındayken Resûlullah (sav) sadece sana bir sır verdi; sen de ağladın, dedim ve Resûlullah kalkıp gidince, ona: “Resûlullah (sav) sana ne söyledi?” diye sordum. Fâtıma:
    – Resûlullah (sav)’in sırrını kimseye söyleyemem, dedi.
    Resûlullah (sav) vefat ettikten sonra da:
    – Senin üzerindeki analık hakkıma dayanarak Resûlullah’ın sana verdiği sırrı bana söylemeni istiyorum, dedim.
    Fâtıma:
    – Şimdi olabilir dedi ve şunları söyledi: Resûl–i Ekrem kulağıma ilk defa bir şey söylediğinde, Cebrâil’in nâzil olan Kur’an âyetlerini baştan sona okumak üzere her yıl bir –veya iki– defa geldiğini, fakat bu yıl aynı maksatla iki defa geldiğini söyledi ve “Ecelimin yaklaştığını anlıyorum; Allah’a karşı saygıda kusur etme ve sabırlı ol! Benim senden önce gitmem ne iyi!” buyurdu. Bunun üzerine gördüğün gibi çok ağladım. Benim çok üzüldüğümü görünce, kulağıma tekrar bir şeyler fısıldayarak: “Fâtıma! Mü’min hanımların – veya bu ümmetin kadınlarının– hanımefendisi olmak istemez misin?” buyurdu. O zaman da gördüğün gibi güldüm.(Buhârî, Menâkıb 25, Fezâilü ashâbi’n–nebî 12, Megâzî, 83, İsti’zân 43; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 97–99).

    Not:Tam tersi nerde o büyük sahibeler ve şimdiki erkekler evvele kendi şahsım...

    Allah beni İNSAN eyleye...
    [SIGPIC][/SIGPIC]

  2. #2
    EyLüL
    Guest
    [quote=KıRıK;302225]

    Bu kadın sahâbîler İslam uğrunda, ALLAH yolunda gözleri kör edilinceye kadar, öldürülesiye kadar boğazları sıkılarak işkenceler altında iken, yine ALLAH yolundan asla sapmazlarken bugünkü kadınlarımız ise, her türlü dünya nimetlerine sahip olduğu halde, ALLAH rızası için neler yapıyorlar acaba? Çocuklarına hangi Peygamberin, sahabenin hayatlarını anlatıyorlar! İslam’ın hangi hükümlerini öğretiyorlar! Kendileri biliyorlar mı? Öğrenme gayretini gösteriyorlar mı? Öğrenmek ve öğretmek için hiç olmazsa ayda bir dinî kitap alıp evlerine götürüyorlar mı? Ama bunun yanında çocuklarını yarış atları gibi küçükten dershanelerde yarışlara sokuyorlar. Çocuklarının dünyalığı için yemiyorlar, giymiyorlar, çocuklarına Allah’ını, Peygamberini, ahiretini öğretme yolunda değil de geçici olan üç günlük dünyalık için hazırlıyorlar. Ebedî Âhiret âlemi için maalesef masrafa ve zamana sıra gelmiyor ne hikmetse!

    Kıyaslarken bu günün hayat şartlarını neden göz önünde bulundurmuyoruz.Çocuklarının bu hayat şartlarında mücadelesi için şart olan eğitim,günden güne ağırlaşan rekabet şartları..
    Ayrıca çocuğunu dünyalık için hazırlamak anne babaların görevi değil midir?Bunu yapıyor olmaları dini eğitimi eksik bıraktıkları anlamına gelmez.



    Yine kadınlarımız, kızlarımız, masa örtüsü, yastık yüzü, yemek takımı, karyola takımı vesâir cehiz işleriyle ömürlerini tüketiyorlar da ALLAH için neler yapmalarını öğrenmeye, ibâdet etmeye fırsat bulamıyorlar. İbâdetlerini terk ediyorlar iş yapacağız derken, sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi! Allah’ın huzurunda ömrünün nerelerde, paralarını nerelerde harcadıklarından hesap sorulmayacakmış gibi!

    Yastık yüzü,masa örtüsü ile uğraşmakla eleştirilen kadınların bir çoğu erkeklerle aynı ve hatta daha zor şartlarda çalışmak zorunda.Ama çalışan bir kadının da,karyola takımı işleyen bir kadının da Allah c.c.ile yakınlığını sadece gene Allah c.c. bilir.Hesabı da O'na verilir.



    İslam’dan habersiz genç kızlarımız ve gafil kadınlarımız, arkadaşlarının, akrabalarının, âmirlerinin vesâirlerin kınama ve ayıplamasından utanarak başlarını örtmüyorlar, ibâdetlerini yapmıyorlar. Hâlbuki korkulacak en büyük makam Yüce Allah'tır. Allah'ın kullarının kınamasından veya cezasından korkuyorlar da niçin Allah'ın cehennemdeki azabından ve cezasından korkmuyorlar? Yoksa Âhirete mi inanmıyorlar?

    Yine bazı gafil müslüman aileler, kendileri başlarını örterler, ibâdetlerini yaparlar da, çocuklarına gelince, daha gençler, ilerde yaparlar, önce dünyalıklarını kazansınlar vesâir bahanelerle -sanki yarın yaşayacaklarına garantileri varmış gibi- güya sevdikleri ve şefkatlerinden kıyamadıkları çocuklarını bilerek kendi elleriyle cehennem ateşine atıyorlar... Dünyalıklarına kıyamadıkları sevgili yavrularının Âhiretlerini kendi elleriyle mahvediyorlar hiç aldırış etmeden...

    Gene dönüp dolaşıp gelinen nokta...
    Yeterince yorum yapılmıştı..
    Yorum yok..

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198