Markos

İstanbul Presbiteryen Kilisesi'ne Tesekkurler.
Alıntıdır..

Markos Müjde’nin[1] Vaftizci Yahya ile başladığını vurgular. Markos, Mesih’in vaaz ettiği mesaj ve yeryüzündeki yaşamını MÜJDE’ye dahil eder. Markos Müjdeyi yazmakla aslında Mesih’in döneminde yaşamış kişlilerin Mesih’e ve Onun işlerine dair anlatılan öyküleri kendi Müjdesinde bir araya getirmiş oldu. Markos’un Müjdesi büyük ölçüde Petrus’un vaazlarına dayanmaktadır. Markos’un, Petrus’un vaazlarını tercüme ve kayıtlara geçirme yönü bu Müjde’de Petrus’un tanıklığını çok belirgin kılmıştır. Petrus’un konuşmalarındaki sıralama Markos İncilinde özet olarak karşımıza çıkar:



Markos 1:1 Elçilerin İşleri 10:36-38

Markos 1:14 Elçilerin İşleri 10:37

Markos 1:4-8 Elçilerin İşleri 10:37

Markos 1:10 Elçilerin İşleri 10:38

Markos 1:16-10:52 Elçilerin İşleri 10:38

Markos 11-14 Elçilerin İşleri 10:39

Markos 15:1-39 Elçilerin İşleri 10:39

Markos 16:1-8 Elçilerin İşleri 10:40





Çarmıha geriliş Markos’un Müjdesinde ağırlıklı bir yer tutar. Dört Müjde içinde bu bölüm diğerlerine göre daha fazla yer tutar.



Markos Müjdesi Mesih’in bütün hayatını kronolojik bir sıralama içinde incelemeyi amaçlamaz. Çünkü Markos, Mesih’in yaşamına, ölümüne ve dirilişine tanıklık edecek kimselere gerekli olan şeyleri basit ve kısa bir şekilde vermeyi arzular. Markos Müjdesini basitçe dört kısımda özetleyebiririz:

1-) Müjdenin vaaz edilmesi Vaftizci Yahya’nın hizmeti ile başlar.

2-) İsa’nın Celile ve etrafındaki yerlere olan hizmeti.

3-) Yeruşalim’e son ziyareti ve çarhıma gerilmesi

4-) Gömülmesi, dirilmesi, öğrencilere görünmesi ve öğrencileri görevlendirmesi

Bu dört kısım Müjde’nin amacını bize verir.



Markos bize Mesih’in hayatını örneklerle göstererek (1:13; 12:35-37) Mesih hakkında ileri sürdüğü gerçeklerin kabul edilmesi gerekliliğini vurgular. Çünkü O gerçek İsrail’lidir.



Bundan başka Markos, Mesih’i İnsanoğlu yönüyle tanıtırken Onun Tanrı Oğlu olarak ilahi yönünü vurgular. O, İnsanoğlu olarak günahları bağışlama yetkisiyle gelen (2.10) Tanrı Oğludur (1:1), O Rab’dir (2:8).



Müjde yalnızca teolojik gerçekler değildir. Bu yüzden de Markos için Müjdenin yoksullara ve zenginlere, bilgelere ve cahillere vaazı çok önemlidir (12:24). Çünkü Müjde Tanrı’nın gücüdür (Romalılar 1:16). Öyleyse bu Müjde kötülüklerin ve hastalıkların üzerine vaaz edilmelidir (1:27; 16:15-18).



Markos Müjdesi bizleri Mesih’in uluslara olan ilgisi ile tanıştırmayı ihmal etmez (6:45-9:32). Bu gerçek kilisenin de bir misyonu olmalıdır. Markos bunu Yahudisel bir ifade ile açıklığa kavuşturur: Halka ders verirken şunları söyledi: «`Benim evime, tüm ulusların dua evi denecek’ diye yazılmamış mıdır? Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz.» (11:17). Mesih hakkında ulusların da en son itirafı şudur: İsa’nın karşısında duran yüzbaşı, O’nun bu şekilde son nefesini verdiğini görünce, «Bu adam gerçekten Tanrı’nın Oğluydu» dedi (15:39).


Tanrı’nın Egemenliği (Krallık)

1:15 «Zaman doldu»[2] diyordu, «Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı.[3] Tövbe edin, Müjde’ye inanın!»

Mesih’in gelişi Son Günlerin başlangıcını oluşturdu. Tanrı’nın işi ve Müjdesi büyüyen bir şekilde yeryüzüne yayılmaya başladı. Tanrı’nın Krallığı herşeyi tam yönetmesidir. Bu krallık şimdi insanların kalplerini Mesih’e çekerek kurulmaktadır. Krallık büyüyen bir şekilde hayatın her alanına dokunmakta ve herşeyi Mesih’in Rabliği altına gertirmektedir. Mesih’in gelişi, hizmeti ve ölümü, dirilişi ve Müjdenin tüm dünyaya vaazı Krallığın dünyaya geldiğinin kesin kanıtlarıdır. İsa şeytanı bağlamaya gelmiştir. Böylelikle insanlığa Tanrı’ya giden yolda kapı açmış oldu. Artık kilise bir halk ile sınırlı değildir, bütün dünya halklarına açılmıştır. İsa’nın getirdiği Krallık herşeyi etkilemektedir. Bu yüzden İsa’yı 1.15 ayetinden hemen sonra kötü ruhları kovarken (1:21-28), hastalıkları iyileştirirken (1:29-31) görüryoruz. İsa’ya değişik hastalıkları olan kişileri getiriyorlar (1:32-34) ve o da onları iyileştiriyordu. İsa düşmüş bir dünyaya değişim getirmek onu yenilemek istiyor. İşte bu şey Tanrı’nın Krallığıdır. İsa bu krallığını getirmek için karanlığın güçlü adamını bağlamaya gelmiştir (3:22-27). İsa yeryüzündeki tüm hizmeti, vaazları, mucizeleri ile Tanrı’nın Krallığını ilan ederken bu krallığın gelecekte tamamlanacak ve mükemmelleşecek olduğunu vurgular. Onun yaptıkları toprağa tohum saçmaktır, ürün olgunlaşınca (gelecekte) biçilecektir (4:26-29). Aynı şekilde hardal tanesi benzetmesi Mesih’in şahsında şimdiki zamanda gösterilen Tanrı’nın Krallığına işaret eder (4:30-31). Mesih’in fırtınayı dindirmesi (4:35-41) ölüyü diriltmesi (5:38-42) Tanrısal Egemenliğin bir işaretidir. Çünkü Egemenlik tam olarak geldiğinde artık lanet olmayacaktır (Vahiy 22:3), öyleyse hastalık, kıtlık, açlık (6:35-43), salgınlar ve felaketlere (4:35-41) Tanrı’nın Egemenliğinde yer yoktur (Vahiy 21:4). Mesih Tanrı’nın Krallığını büyütmeye o kadar adanmış bir hizmetçidir ki, kendi memleketinde reddedildiğinde (6:1-4) yılmaz ve havarileri kendi yaptığı mucilerin yetkisiyle görevlendirip ikişer ikişer Krallığın ilanı ve yayılması için gönderir. Ama İsa’nın vaaz ettiği egemenlik bilginlerin, dindarların değil çocukların miras alacağı bir şeydir (9:14-15).


Mesih – Tanrı Oğlu, Davut oğlu, İnsanoğlu

8:29 ayeti Markos Müjdesini bir anlamda ikiye bölmektedir:

O da onlara, «Ya siz, ben kimim dersiniz?» diye sordu.

Petrus, «Sen Mesih’sin» cevabını verdi.



Mesih İsa bu ayete kadar kendisini mucizeler ve diğer olaylar aracılığı ile tanıtıyor. Petrus’un Mesih’i tanımasından donra ise İsa Mesih ölüp dirileceğini bildirmektedir (8:31). Bundan sonraki bölümler Mesih’in çarmıha odaklı bir şekilde yüremesini göstermektedir. 1:1; 8:29;15:39 ayetlerinde Mesih’in Tanrı Oğlu olması açık bir şekilde görülür.



Markos, Müjdeye Tanrı Oğlu Mesih İsa ile ilgili olduğunu ilan ederek başlar (1.1). Mesih İsa’nın vaftizinde (1:11) ve dağdaki görünümün değişmesinde (9.7) Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu vurgulanır:

1:11 Sen benim sevgili Oğlumsun,

9:7 Sevgili Oğlum budur



Buradaki ifadeler Mesih’in ezeli ve ebedi oğulluğunu vurgular. Çünkü Tanrı Sen Oğlum oldun demiyor. Demek ki Mesih vaftiz olmadan önce Tanrılık sıfatını taşımaktadır.



Çarmıha gerilmesinde önce Mesih İsa yüksek Kurulun sorgusundayken (14:61) Başkahin Ona Yüce olan’ın Oğlu sen misin? Diye sorduğunda Mesih’in cevabı Ben’im olur (14:62). Mesih İsa çarmıh’ta ruhunu verdiği zaman orada bulunan Romalı yüzbaşı ‘Bu adam gerçekten Tanrı’nın oğluydu’ demiştir.



Bunun dışında kötü ruhlardan başka kimse Mesih’in Tanrı Oğlu olduğunu söylemez (3:11; 5:7).


Davut oğlu

Dönemin Yahudi öğretisinde de Mesih, Davut oğlu olarak geçer (12:35). Yahudi öğretisine göre Davut en büyük kraldı. Onun oğlu olarak gelecek olan Mesih ise ondan biraz daha aşağıda bir Kral olacaktı. İsa bu yaygın yanlış anlaşılmayı silmek istedi. Bu yüzden İsa Davut’un Mesih hakkında Rab olarak bahsettiğini hatırlatır (12:36-37) Kör dilencinin Mesih’e verdiği isim ‘Davut oğlu’dur (10:47, 48).


İnsanoğlu

Markos Müjdesi okuyuculara İsa Mesih’in beden almış Tanrı olduğuna dair güven aşılar. Markos’un okuyucuları Tanrı kendisini Mesih’te gösterdiğini, Tanrı Oğlu’nun kendisi hakkındaki ünvanını İnsanoğlu şeklinde açıkladığına tanık olurlar.



İnsanoğlu aramızda yaşayıp mucizeler yapmakta ve çarpıcı vaazlar vermektedir. Mesih’in İnsanoğlu olarak açıklandığı bölümlerde Onun karakteri, yaptığı işleri ve görevinin önemi daha anlaşılır bir şekilde karşımıza çıkar.



Mesih İsa’nın kendisi hakkında İnsanoğlu unvanını kulanması Kutsal Kitap’ta Daniel 7:13-14 ayetlerinde açıklığa kavuşur. Mesih’in ilan ettiği krallığın bahsi de yine Daniel kitabında müjdelenmiştir.



Mesih’in kendisinden İnsanoğlu olarak bahsetmesiyle birlikte bir Krallığı müjdelemesi Getsamani bahçesinde ‘Abba, Baba’ diye seslenişinde daha açıklığa kavuşur (14:36). Mesih, Üçlük inancını bizlere verirken, Krallığın Sahibinin ‘Abba’ (Baba) olduğunu görmemize yardımcı olur.



İnsanoğlu hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye gelen bir hizmet görücüdür (10:45). Öyleyse İnsanoğlunun vaaz ettiği Krallıkta şerefli tacı giyecek olanlar en alçakgönüllü olanlar olacaktır. Bir gün İnsanoğlu Babasının görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte gelecek ve Tanrı’nın Egemenliğininin kudretle gerçekleştiği görülecektir (8:38-9.1). Fakat önce İnsanoğlu acı çekmeli, reddedilmeli, öldürülmeli, ve üçüncü gün dirilmelidir (8:31). Böylece Krallık görülecektir.



Petrus’un İsa hakkında Sen Mesih’sin şeklindeki tanıklığına karşın İsa onlara bu gerçeği kimseye söylememeleri yolunda uyarıda bulunur (8:29). Çünkü Yahudiliğin geleneksel olarak Mesih beklentisi politik bir özgürlük getirecek bir Kral şeklindedir. Ancak bu Mesih dünyasal anlamda bir zafer kazanmaya değil, üçüncü gün görkem içinde dirilmek üzere acı çekip ölmeye gelmiştir (8:31). O halde öğrencilerin ardından yürüdükleri Mesih Yahudi halkını Roma esaretinden kurtaracak askeri bir kahraman değildir. Bu yüzden Onu izleyenlerin savaşan Mesih imajını öncelikle kafalarından atmaları gerekir. Bunun için Mesih Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin şeklinde bir uyarı yapar (8:34). İşgalci Roma’nın halka açık bir şekilde uyguladığı idam yöntemi olan çarmıh havarilerin iyi bildiği bir şey olması sebebiyle Mesih’in bunu mecaz anlamda kullanmadığı açıktır.


Acı çekmek ve Görkem

M.S. 64 yıllarında büyük Roma yangını meydana geldi. Bundan sonra Hristiyanlara yönelik saldırlar daha da arttı. Markos’un Müjdesi bu saldırlar karşısında yok olma tehdidi altındaki Hristiyanlara büyük bir güvence vermekteydi. Efendileri çölde denenirken yabani hayvanların[4] arasındaydı. Hristiyanlar vahşi hayvanlara atılırken, yakılırken, çeşitli işkencelerle yüzleşirken Markos’un Müjdesi ile dünyaya meydan okumaya güç buldular. Mesih İsa da Romalılar elinde acı çekmişti, kendileri de Mesih adından dolayı acı çekmekteydiler. Kendi çektikleri acılarda acı çeken İnsanoğlu’nun sözlerini Müjde’nin özü olarak algıladılar:

Markos 8: 34Öğrencileriyle birlikte halkı da yanına çağırıp şöyle konuştu: «Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin. 35Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek; canını benim ve Müjde’nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. 36İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? 37İnsan, kendi canına karşılık ne verebilir? 38Bu vefasız ve günahkâr kuşağın ortasında, kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da, Babasının görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geldiğinde[5] o kişiden utanacaktır.



Markos Müjdesi Mesih’in Kudüs’e girişinden itibaren (11:1) geçen zamana ağırlıklı bir yer vermiştir. Ancak bu bölümden önceki olaylarda Mesih’in acı çekeceğinin işaretlerini verir:

1-) 2:1-12 ayetlerinde felçli bir kişinin iyileştirilmesi Mesih’e olan düşmanlığı belirginleştiğini görmekteyiz.

2: 6‑7Orada oturmakta olan bazı din bilginleri ise için için şöyle düşündüler: «Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı’ya küfrediyor! Tek Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?»



2-) 2:13-17 Levi’nin, diğer havarilere katılması olayı:

16Ferisilerden bazı din bilginleri, O’nu günahkârlar ve vergi görevlileriyle birlikte yemekte görünce öğrencilerine, «Niçin vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?» diye sordular.



3-) 2:18-22 Mesih oruç ile ilgili olarak konuştuğunda:

18Yahya’nın öğrencileriyle Ferisiler oruç tutarken, bazı kişiler İsa’ya gelip, «Yahya’nın ve Ferisilerin öğrencileri oruç tutuyor da, senin öğrencilerin niçin tutmuyor?» diye sordular.



4-) 2:23-28 ;Sebt günü ile ilgili öğretiş:

24Ferisiler İsa’ya, «Bak, Sept günü yapılması yasak olanı neden yapıyorlar?» dediler.



5-) 3:6) Eli sakat adamı iyileştirdiğinde:

2Bazıları İsa’yı suçlamak amacıyla, Sept günü hastayı iyileştirecek mi diye O’nu gözlüyorlardı. 6Dışarı çıkan Ferisiler, İsa’yı yok etmek için Hirodes yanlılarıyla hemen görüşmeye başladılar.



Bu olaylarla 11:27-12:37 ayetleri arasında geçen beş ayrı hikayeyi aynı paralelde görmekteyiz. Mesih’in kimliği ve kişiliği, Mesih’in öğretişleri dini önderlerin ve halkın ileri gelenleri tarafından tuzağa düşürülmeye çalışılarak yok edilmeye çalışılmaktadır:

1-) 11:27-28 Yine Kudüs’e geldiler. İsa tapınakta gezinirken başkâhinler, din bilginleri ve ihtiyarlar O’nun yanına gelip, «Bunları hangi yetkiyle yapıyorsun, bunları yapma yetkisini sana kim verdi?» diye sordular.



2-) 12:12 İsa’nın bu benzetmede kendilerinden söz ettiğini anlayan Yahudi önderler O’nu tutuklamak istediler; ama halkın tepkisinden korktukları için O’nu bırakıp gittiler.



3-) 12:13 Daha sonra İsa’yı söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla Ferisilerden ve Hirodes yanlılarından bazılarını O’na gönderdiler.



4-) 12:18-19 Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler İsa’ya gelip şunu sordular: «Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: `Eğer bir adamın kardeşi ölüp bir dul bırakır ama çocuk bırakmazsa, sağ kalan kardeş, ölenin karısını alıp soyunu sürdürsün.



5-) 12:28 Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel bir cevap verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O’na, «Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?» diye sordu.



Diğer yandan Vaftizci Yahyanın öldürülmesi (6:14-29) o dönemin nasıl bir ruhsal anlayışının hakim olduğunu anlamamıza yardım eder. Hirodes’in Mesih İsa hakkında duyduğu tanıklıklar kendisine oldukça şaşırtıcı gelmişti. Bunun sonunda Hirodes Mesih’in dirilmiş Yahya olduğuna kanaat getirmesi aslında Onun için hayati tehlike demekti:

6:14 Kral Hirodes de olup bitenleri duydu. Çünkü İsa’nın ünü her tarafa yayılmıştı. Bazıları, «Bu adam, ölümden dirilmiş olan Vaftizci Yahya’dır. Olağanüstü güçlerin O’nda etkin olmasının nedeni de budur» diyordu. 15Başkaları, «O İlyas’tır» diyor, yine başkaları, «Eski peygamberlerden biri gibi bir peygamberdir» diyordu. 16Hirodes bunları duyunca, «Başını kestirdiğim Yahya dirilmiştir!» dedi.



Vahtizci Yahya İlyas’