resmi eklemezsem içimde kalır
![]()
Abidin Dino' nun Mutluluk isimli tablosunu bir çoğunuz görmüşsünüzdür belki de. Hani çoluk çocuk, kedi köpek
aynı yatakta yüzlerinde bir mutlulukla uyurlar..
O resimde tasvir edilen insanları tanıyorum ben. Evime biraz uzakta bir yerde yaşıyorlar. Denize oldukça yakın
eski bir evleri var. Daha doğrusu eski bir yeldeğirmeninden bozma bir ev. Değirmenin pervaneleri bile hala zamana
direniyor.
Adaya gündelik gezmeye gelenleri ağırlıyorlar. Küçük bahçelerinde asma çardağın altında bir kaç masa ve sandalye
de ikram ettikleri şeylerle yaşamlarını idame ettiriyorlar. Ayşen Hanım güzel gözlemeler yapıyor. Yusuf Bey de
servis hizmetine bakıyor. Bazen de misafirlerin arabalarını yıkadıktan sonra eline uzatılan bozuklukları
biriktirerek akşam ediyor. Çocuklardan en küçükleri bir kız. Diğeri de ondan daha zayıf bir kaç yaş büyük bir
delikanlı. Oldukça saygılı ve onurlu çocuklar..
Sabah Yusuf Bey'i gördüm sahilde. Orada kayanın üzerine oturmuş denizi izliyordu. Havalar ısınmaya başladı, yakında
adaya gelen misafirleri için yeni bir şeyler planlıyormuş. Ama eldeki imkanlar kısıtlı olunca neler yapabileceği
konusunda fikir alışverişi yaptık..
Sözün bittiği yerde, O na sorma fırsatım oldu. Aslında dilimin ucunda uzun yıllar sakladığım ve cevabını kendi kendime
bulabileceğimi umduğum bir soruydu bu. Onca zaman geçmesine rağmen soru hala dilimin ucunda dişleriminn arasına
sıkışmış duruyordu. Cevabı bilinen bir şeye inat etmenin gereksizliğini anladığımda kendisine sorma cesareti de
bulmuş oldum.
O'na;
- Yusuf Abi, mutlumusun? diye sorduğumda, hiç düşünmeden cevap verdi..
- Çok Şükür.
Fakat bu "Çok şükür" ucu açık bir cevap gibi geldi bana. Hani durumuna razı olmak anlamında mı, yoksa gerçekten
mutluluğun şükürsel ifadesi mi?
Ben bunları aklımdan geçirirken durumu anlamış olmalı şöyle devam etti.
- Sen benden Yetmiş yıllık hayatımı bir soru ile cevaplamamı bekliyorsun. Elbette uzun bir yaşam en kısa cümle
ile ifade edilmeli diye de ekledi sonradan.
- Sırrı Nedir? diye sorduğumda, gülümsedi. Ve devam etti.
- Herşeyden önce nasip kısmet ama, nasip ve kısmetten sonrakiler daha önemli.
Bu önemli noktada Ayşen Hanımın rolü çok fazla imiş meğer. Elli üç yıllık sevginin zaman nasıl direndiğini sorduğumda
etkileyici şeyler söyledi bana.
Diyor ki;
- Bir kadının sevgisi kazandıktan sonra, bunu güvenle saklamayı bileceksin. Eğer O nun güvenini yıkacak şeyler yaparsan
bu eski değirmen gibi sende tüm rüzgarada boşa kanat çırparsın.
- Sevgiyi mutlaka belli etmeli ve bunu her daim göstermekten de asla sıkılmamalısın. En sevdiğin insanı, başkalarının
yanında da başkalaştırmamalısın.
- Çok farklı inançlarınız bile olsa, öncelikle o na inanmalısın.
- O nu başkalarına sormak gereği hissetmemeli, başkalarının o nun en iyi özelliklerini anlatmasına izin vermelisin.
- Çok sevdiğini çok severek anlayabilirsin. Ama bunu anlaman bir ömür sürebilir.
Soruma karşılık geveze çenesi tutmuş ardın sıra anlatıyordu. Susturma düğmesi olmadığı için, nazikçe selam verip
yürümeye başladım.
Yamacı çıkmış gözden kaybolurken arkamdan ıslık öttürerek "Unutmaaa Öyle en iyi kadını en iyiler bulur" diyerek
bağırıyordu.
Merdivenin basamaklarında biraz oturdum ve düşündüm bu akşam.
Kadınlar çok mu karışık, yoksa benim aklım mı karışık? Yoksa bizim Yusuf amca çok mu şanslı...
Nasip nedir?
EQ
Düşlerin en güzelini kendim yarattım. Sıkılıp kendimden yeni bir Ben yarattım ayaküstü..
Nekadar keder varsa toplayıp bir çırpıda yaktım Denizlere buladığım umudumla..
resmi eklemezsem içimde kalır
![]()
17.01.10
Güzelim Yürekten ßağlıyam Sene
- Bir kadının sevgisi kazandıktan sonra, bunu güvenle saklamayı bileceksin. Eğer O nun güvenini yıkacak şeyler yaparsan
bu eski değirmen gibi sende tüm rüzgarada boşa kanat çırparsın.
Yüregine saglik eqinox. Okurken gözlerim doldu.
Ölümüne ''Mavi''ﺍ ﻞ ﺮ
yüreğinize ve emeğinize sağlık![]()
Sükût gerekliydiSustum........
Bu Konuyu Paylaşın !