+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Psikokinezi ve Kuantum Etkisi

  1. #1
    SaaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-08
    Bulunduğu yer
    Ankara-Antalya
    İtibar Puanı
    52
    Mesajlar
    611

    Psikokinezi ve Kuantum Etkisi


    Paranormal fenomenleri açıklama denemelerinin bir kısmı Kuantum fiziğinden üretilmiştir. Bunların bir bölümü gözlem teorileridir ki, hayrete düşürücü bir iddiayı ortaya koyuyorlar; bizlerin her an psikokinezi uyguladığı düşüncesini.
    Duyular Dışı Algılama (DDA) nasıl işliyor? Bu sorunun cevabını verebilmek için birçok teori oluşturuldu. Bunlardan bir kısmı, hayal sınırlarının da ötesindeydi. Yetmişli yılların ortalarından beri, gün ışığına çıkarılan modellerin içinde en çok hayret uyandıran teoriler Obzervasyon Teorileridir.(Gözlem Bilimsel İnceleme Teorileri)
    DDA'nın ardında yatan fiziksel olgulara açıklama getirebilmek amacıyla şu temel sanıdan yola çıkıyorlar; para normal olgular, temel olarak Kuantum olgularına dayanmaktadır.
    Bu atılım ilk olarak iki fizikçi, Helmut Schmidt ve Evan Harris Walker tarafından geliştirildi. Schmidt'in teorisi başlangıçta matematiksel bir DDA modeli olarak formüle edilmişti. Bu ilk etapta sınırlı bir derecede fiziksel görüşler içeriyordu ve fizyolojiyi ya da hassasiyet sahiplerinin psikolojisini tamamen gözden kaçırıyordu. Buna karşın Walker ise, kendi obzervasyon teorisinde her iki bileşeni dikkate alıyordu. Saklı değişkenler için o da bir rol tavsiye ediyor,büyük bir olasılıkla bunların temellerinde de Kuantum reaksiyonları bulunuyor. DDA ve psikokineziyi ortaya koyan kapsamlı bir teori oluşturmaya çalışıyor. Böylece şuur ve Kuantum fiziğinin garip dünyasına yeni ve değişken bir bakış açısından bakıyor.Walker'in teorisi bir Kuantum modelidir. Onu kaba hatlarıyla kavrayabilmek için,Kuantum fiziğinin en azından temel çizgilerini anlamak bir zorunluluktur. Günlük hayatımızdan tanıdığımız nesnelerin çoğu,
    "normal" büyüklükte algılanmaktadır. Oysa bunlar, milyonlarca atomdan oluşmuştur ve nesne içerisindeki bu atomların davranışı temelde daha küçük olan elektron ve nötronların dengesiz aktivitesine benzemektedir.
    "Normal" büyüklükteki nesnelerin davranışları genelde Newton'un fizik yasalarına uyum göstermektedir; ancak bunlar ışık hızına yaklaştırıldığında, tuhaf rölatif etkiler ortaya çıkıyor. Öyleyse dünyanın fiziksel yasalarının bir "bilardo topu nedenselliği"ile benzerlik taşıdığından yola çıkmamız normal bir durumdur. Bir bilardo topu belli bir açı ve uygun bir hız ile duvara isabet ettirildiğinde, her seferinde belli bir açıda yol alır. Ancak bu kopyalama/taklit, Kuantum dünyasının atom parçacıkları için geçerli değildir. Bilardo topu yerine, örneğin bir elektronu ele alırsanız ve duvarın yerine atomu yerleştirirseniz, o zaman her vuruş belirsiz bir yöne neden olurdu; elektron atomdan olabildiğince sayısız yönlere açılırdı.
    Bu davranışlar yine de yasalar dışında hareket eden olgular değildir, çünkü bir elektronun olası her açı yolları belirli olası değerlerle ölçülebilir. Çok sayıda elektronlar arka arkaya atoma doğru gönderildiğinde, açı yollarının her birinin sıklığına göre karşılıklı etkileşimin olasılığı belirlenmiş olur, bunlar bir karşılıklı etkileşimden diğerine farklılık göstermezler. Böylece Kuantum olguları kesin olan bir sabit öngörülebilirlik içerirler. Bunun anlamı, büyük grupların toplu davranışlarının tahmin edilebilir olduğudur, her bir Kuantum belirlenemez olsa dahi. Bu söylenenler, her Kuantum reaksiyonu için geçerlidir.
    Psi'ye dair bir obzervasyon teorisi der ki, psi fenomenlerinin önceden belirlenmesi sadece tahmini (Probabilistik) olabilir ve psi kendi doğasına göre zaten probabilistiktir. Walker’in teorisi bir kuantum modelidir dedik. Günlük yaşamda normal büyüklükte algılanan nesnelerin çoğu milyonlarca atomdan oluşur ve nesne içinde bu atomların davranışı temelde daha küçük olan elektron ve nötronların kendilerine has aktiviteleri gibidir. Yani atom altına inildikçe katı gerçekler bilinemeyene doğru kaymakta ve elimizin altından hızla uzaklaşmaktadır. İstersek buna spiritüelleşmek de diyebiliriz.
    Ne dersek diyelim, psi fenomeninin önceden belirlenebilmesi, bir laboratuarda hep aynı sabit şartlarda aynı sonuçları vermesi pek mümkün görünmemektedir… Bu teori, psi fenomenlerini açıklayabilmenin neden bu kadar zor olduğunu ifade edebilir.

    Psi olasılık modelleriyle ilintili olabilir. Fakat bilindiği kadarıyla o, bu ilintiyle birlikte zaman ve mekan sınırlarını aşan bir olgudur. Prekognisyon (önceden bilme) ve telepati, büyük bir uzaklığı aşarak, bu özellikleri gözler önüne apaçık sermektedir ve her psi teorisi bunları açıklamak zorundadır. Walker modeli, Kuantum reaksiyonlarının bazı aşırı yani ekstrem ve hayret uyandırıcı hipotez özelliklerini psi’nin hizmetine sunmada başarıya ulaşmaktadır.



  2. #2

    Üyelik tarihi
    Nis-09
    İtibar Puanı
    11
    Mesajlar
    168
    teşekkürler

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198