+ Konuyu Cevapla
Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Sembolerde kulanılan 3 yolun açıklaması(sırlara iniş)

  1. #1
    -YASAKLI- üstünkural - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    200

    Sembolerde kulanılan 3 yolun açıklaması(sırlara iniş)

    Mısırlıların semboleri 3 türde yazılırdı..duygulara,sezgilere,akla direkt hitap eden hiyeogrilif yazılar kulanılırdı..

    Halen maji camiasında ve okült insanı bu sırları uygun figür ve işaretlerle kulanmaktadırlar..3 büyük peygamberde aynı yöntemi kulanmıştır!

    hz isa incilde anlatılan sembolik işaretlerin bilinç altına işlendiği ve majik tesir verdiği bizce doğrudur..

    Kuran'da bazı harflerin ve şifrelerin kendimce araştırarak şahit olduğum bazı sırlara ulaştım..
    Tevratta isimlerin ve kutsal adların matematiksel yanı ve doğaya uyumu harika bir şekilde tema edilmiştir.Üç kutsal kitabın bizi neden derinden etkiliyor olmasının sırrı burda yatıyor...

    Merak

    merak bizleri araştırmaya ve sonunda yararlı olsun olmasın, keşfettiğimiz ve başkası tarafından bilinmeyen bir şeyi keşfettiğimiz için süper egotatmin edilmiş olur!!...

    DİKKAT!,süper ego bilindiği gibi üstsel bilinç alanına girer ünlü psikiyatrılar süper egonun açıklamasını bahsetiğim temaşa ile aynı olduğunu sakın unutmayın...

    Keşfedilen sırlardan çok size burda sırların anhtarlarını vereceğim..
    Bazı okültistler bana saldırabilir,yada kendi kendine neden bu konuları açıklıyor diyebilir...

    Benim amacım faydalı ve tam olmasada çok eksikte olmayan bir anlatımla dualarınıza mazhar olmak..

    1 DUYGUSAL ALANIMIZ.
    duygularımızın etki yanı alıcı ve dişidir
    duygularımızın eril yanı vericidir..duygularımız etkiye tepki meselesi ile açıklamak yeridir..

    Dişi etki sahibi iken eril tepki halindedir...Bu iki duygunun biri içe diyeri dışa dönüktür...dışa dönük olan eril,içe dönük olan dişi'dir..cesaretli olan eril,cesaretten yoksun dişil alanlardır..böylece bir etki tepki meselesinden (semboliziminden binlerce mana çıkarılabilir!.
    BEYNİN SOL LOBDİŞİL,SAĞ LOB ERİLDİR...
    Duygusal sembolizimin anahtarları size etki eden, resim,yazı,dıram,konu vb şeylerin sizde tepki olarak baktığınız tepki doğru yönde ise ? duygusal senbolizim sizde çalışıyor demektir...

    Örneğin-siz bir hüzünlü tabloya bakıyorsunuz ve gülüyorsanız sizin duygusal sembolizminiz çalışmıyor demektir..etkiye tepki vermiyorsunuzda ondan..

    2 SEZGİSEL ALANIMIZ, üstsel bilinç alanı ne erildir ne dişi'dir... Bu yüzden melekler cinsiyetsizdir..

    Yarı uyku yarı uyanık halde görünen meleklerin bazıları cinseliği belli,bazıları belli olamıyor..

    DİKKAT! UYANIK VE MADDE ALEMİ İLE EKTOPLAZMİK GÜÇLERLE YERYÜZÜNE ADAPTE OLAN BİR MELEK CİNSELİĞE MAHKUMDUR...HARUT VE MARUTUN ZİNA İŞLEMESİ DIRAMI ÖRNEK VERİLEBİLİR......

    Derin tırans ve benzeri uygulamalrda ulaşılan saf bilinç ve üstsel farkındalıkta melekler cinsel olgudan yoksundur!...bu konuya devam edeceğim sonra..
    mazur görün
    Evet devam ediyorum..

    Sezgisel üst bilinc alanında gördüğümüz tüm varlıklar cinsiyeti belli olsada cinselliği yoktur;nedeni bu dereceye varan insan oğlunu cinsel arzuları ölmüştür!..

    Evliyalar ve bazı majisyenler cinsel yanını durdurma kiçin 360gün orucu teklif etmişler...

    Nitekim şeyh abdul kadir el geylani hz, melekler alemine ve ruhçuluk güçlerine ulaşmasını 360gün boyunca arzularına-nefsine savaş açması ile ulaşmıştır.....Ünlü bir kaç majisyende bu tekniği aynen onaylamış ve arzulara savaş açmışlardır..

    Kısaca duygusal etkiye tepki yasasını tersine çevirip, acı çekecekleri yerde sevinmiş,sevinecekleri yerde ağlamışlardır..Arzuları içsel dürtülerle etki edip, et,süt,bal,meyve yemesinin telkinin dürtüklerken onlar bu etkiye kayıtsızkalmış olurlardı....

    ermiş,majisyen ve evliya arzulardan gelen etkiye kayıtsız kalıp olduğu yerde durmuş ve nefsine acı vermiştir..yada onun tersiniyapmıştır....
    Sezgilerin sembolü derin düşünmeye ve tıransa iten sembollerdir...

    kısaca semboleri ister okuyarak-yada yazarak ,sonuçta sizi sarhoş edip dünyadan soyutlandıran suni güçlerdir..
    Zaten bu uygulama ile doğayı kulanarak doğa üstü ve güçler meydana getiriliyor...
    Sarhoş oluncaya kadar devam edilen zikir törenleri vs bu alana girer.


    3 AKILSAL BİLİNÇ..akıl-mantık duygular ve sezgileri bıraktığı an dünyadan başka bir hükmü tanımaz.....tanınmayan yere girdiği an(boşluk)oluşur..ben yada hiç bişi sıfatına bürünür..

    etki ve tepkiyi aklı ile süzer ,etkinin kendisince kabul olanına geç der,benimsemediğine dur der..konrol elindedir.....

    Ağır çalışır,temkinli ve iddalıdır..öz güveni sayesinde tüm sezgi ve duygulara hükmeder....Akılın semboleri sade vemantığa yatacak olay ve dıramların tamamıdır..istediğinde akıl sezgiye onay vermez-hatta duygularını arka plana atıp sadede çalışır..bazı bilim adamları gibi...

    Bilim dalındaki mantıklı olan tüm alanlarda kulanılan semboler akılsal bilincin eseridir..çünkü dünyada yalıyoruz ve akıl burda hüküm gösteriyor..istese kendinden büyük olan tanrıyı kabul eder ve kendini aşağı çeker..isterse üste çıkıp ben tarıyımdader!....

    Aslında bu 3 duygu şu alemlere eş değerdedir.. dünyamız duyguların etki ve tepki kısmı ile alıcı verici yanı ile keşfedilir ve aklı doğmuş olurr..

    Akılda geldiĞİ ruhsal alemle düyada tanıştığı etki ve tepkiyi bildiği için berzahla semboleştirdim,yani hem dünyaya hem rüya olan ruhsal aleme girebiliyor...... duygu ve akılın çalışması ile soyutlanma ve sadeleşme-kendini imha yolu ile sezgiyi ortaya çıkarır ve geldiği ilk ham madde olan saf enerjiye dönüşür..burası fırekans alanların bir biri ile telapat gibi anlaştığımız yerdir..Sezgiler ruhsal alemi anlatan bir güç ve kuvettir......dünyaya saplanmış bir duygu madde bağımlılığı ile açıklanılır..madde bağımlı şu sınıflarla anlatılır,para,uyuşturucu,eş,dost vs bu etkenler bizi dünyaya bağımlı yapanetkenlerdir ve ilk geldiğimiz kökeni unutturur..sen nerden geldin ey yolcu?
    Kalın sağlıcakla...
    Konu üstünkural tarafından (01-10-2008 Saat 22:03 ) değiştirilmiştir. Sebep: Evet devam ediyorum

  2. #2
    EyLüL
    Guest
    tsk..
    devamını bekliyorum..

  3. #3
    -YASAKLI- üstünkural - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    200
    Düzenledim+Tamamladım..yalnız o kadarIDA derin tema işlemedim .

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Nis-08
    İtibar Puanı
    27
    Mesajlar
    299
    HÂRUT İLE MÂRUT VE MELEKLERİN İSMETİ


    Meleklerle ilgili İslâm itikadı gözden geçirilirken "Meleklerin Allah'a isyan etmiyecekleri" açıkça görülmektedir. Bu husus, Kur'an-ı Kerim âyetleri ile de sabittir (67).
    Hâl böyle iken, Hârut ve Mârut adındaki meleklerle ilgili olarak halkın dilinde dolaşan ve bazı kitaplarda yer alan yersiz söylentilerin İslâmî inançlarla bağdaşması kâbil değildir. O söylenti şudur Yeryüzüne indirilen bu iki melek, -hâşâ- Zühre adındaki güzel bir kadına tutulmuşlarmış da, kendisiyle güya zina etmek istemişlermiş de, o fahişe de bu meleklerden Allah'a şirk koşmalarını istemiş fakat melekler, bu teklifi kabul etmemişler.
    Bir defasında bu melekler, o kadına, aynı arzuyu tekrarlayınca Zühre, kucağında taşıdığı çocuğu gösterip "bunu öldürmedikçe dediğinize razı olmam" demiş, melekler bu teklifi de kabul etmemişler.
    Başka bir gün, bu çirkin teklifi gene tekrarlamışlar. O kadın da elinde taşıdığı kadehin içindeki şarabı içmedikleri takdirde arzularına râm olmıyacağını söylemiş imiş de onlar da -hâşâ- şarabı içmişlermiş. İçkinin tesiriyle sarhoş olunca o çocuğu öldürmüşler ve kadınla da güya zina etmişler. Zühre adlı bu fahişe, Hârut ve Mâruttan göğe çıkarken okudukları İsm-i âzamı sorup öğrenmiş imiş ve öğrendiğini okuyarak semaya çıkmış ve orada yıldız olup kalmış. "Zühre" adlı yıldız işte bu kadın imiş!!!
    Meleklerin yüce mahiyetine ve pırıl pırıl şerefine uymayan bu gibi beyanların hepsi zayıftır (68).
    "Bunlar, İsrail oğullarının verdikleri haberlere râcidir. Çünkü bu hususta isnadı, günahtan masum ve her hususta doğru bulunan yüce Peygamberimize ulaşan sahih ve merfû bir hadis yoktur" (69).
    "Ne Allah Teâlâ'nın kitabında, ne de Resulullah (s.a.v.)'ın hadislerinde bu haberin doğruluğuna delâlet eden bir beyân da yoktur" (70).
    "Bu bâbta uydurulan hurâfelere îtimad olunmamalıdır. İşte sahih olan haber kitabullahtadır" (71).
    Bu haberin doğru ve mûteber olmadığına delâlet eden hususlardan biri de şudur: Hârut ve Mârut isimli bu meleklerin yeryüzüne inmesi, Süleyman Aleyhisselâmın Peygamberliği zamanına tesadüf etmektedir. Halbuki "Zühre" yıldızının yaratılması, göklerin halk olunduğu zamanda olmuştur (72).
    Hârut ve Mârut isimli bu melelerle ilgili meselenin ehl-i sünnet mezhebi hükümlerini zedelemiyecek yönü şudur:
    Süleyman Aleyhisselâm zamanında, şeytanlaşmış insanlar, cin şeytanlarını sihir yoluyla kendilerine bağlamışlardı. Cin şeytanları semâlara doğru yükselerek, yeryüzündeki hâdiselerle ilgili konuşma-lardan kulak hırsızlığı yaparlar ve meleklerden duydukları bir söze yüz de yalan katarak o devrin kâhinlerine ve sihirbazlarına haber verirlerdi.
    Şeytanların nâşir-i melaneti olan bu kimseler, yalanyanlış bu haberleri, halkın arasında yaymaya çalışırlar ve yazarak halka okurlardı.
    Bu kâhinler; cin toplamayı, onlar vasıtasıyla sihir yapmayı ve efsunculuk şekillerini halk arasında yaydılar. Beşerî topluluklarda baş gösteren fesat ve kargaşalıklar yüzünden halk arasında yanlış inançlar yayılmaya başladı. Bir takım kimseler, cinlerin gayb-ı bildiğini iddia eder ve inanır oldular.
    İşte bu sırada Cenâb-ı Hak, hikmet-i ilâhîsi iktizasından olarak Hârut ve Mârut isimli bu iki meleği yeryüzüne indirdi ve Bâbil şehri halkına gönderdi.
    Bu melekler, halka sihrin zararını ve mahiyetini haber veriyor, mucizeyi sihirden ayırd edecek bilgi ile insanları techize çalışıyorlardı. Sihrin doğruluğuna inanıp veya sihre dâir olan şeyleri kullanıp da küfre gitmemeleri için halkı ikaz ediyorlardı. Bu hususla ilgili âyet-i kerimeyi, muhterem okuyucularımla birlikte tetkîk ve tahlil etmek isterim:
    "Şeytanların; Süleyman'ın mülk(-ü saltanat ve nübüvvet)i aleyhinde uydurup takip ettikleri şeylere (yalanlara) uydular. Halbuki Süleyman asla kâfir olmadı. Fakat o şeytanlar kâfirdiler ki, insanlara sihri (büyücülüğü) ve Bâbil'deki iki meleğe, Hârut ve Mârut'a indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki onlar (o iki melek): "Biz ancak fitneyiz (imtihan için gönderilmişizdir), sakın (sihir, büyü yapıp da) kâfir olma" demedikçe, hiç bir kimseye (sihir) öğretmezlerdi. İşte onlardan (o iki melekten) koca ile karısının arasını ayıracak şeyleri öğreniyorlardı..." (73).
    Yukarıdaki âyetin meâli tedkik süzgecinden geçirildiğinde bazı hakikatlerin ortaya çıktığı gözden kaçmamaktadır. Şöyle ki:
    a) Âyet-i kerimedeki "ve mâ ünzile" ilh.. cümlesi, yukarıdaki "es-sihra" kelimesine mâtuftur. Mâtuf le mâtufun aleyhin birbirine mubâyin olacağı nahvî bir zarurettir. Bu itibârla Hârut ve Mârut'a indirilen bilgiler sihir değildi. Fakat sihir halinde kullanmaya müsaid bulunuyordu, Bu sebeple o bilgileri kötüye kullanmanın küfr olacağı, bizzat bu melekler tarafından, "telâ tekfur" ihtâriyle haber veriliyordu.
    b) "Es-sihra" kelimesi, "yüallimûne" fiilinin ikinci mef'ûlü; "ve mâ ünzile" cümlesi, onun matufu olduğuna göre, sihri de meleklere indirilen bilgileri, sihir olarak kötüye kullanmayı da halka öğreten şeytanlardı.
    c) Melekler; sihrin mahiyetine ışık tutuyorlar, onun itikadî zararlarını ve amelî safhasının küfre götüreceğini haber veriyorlardı. Sihrin haram olan yönü, onun nasıl yapıldığını bilmek olmayıp, ameli haysiyetidir (74). Yani, sihrin nasıl yapılacağını bilmek değil, bizzat sihri yapmaktır. Bir bıçağı kurban kesmekte kullanmanın suç olmayıp, bir cinayete âlet yapmanın haram olduğu gibi...
    d) Hârut ve Mârut, sihrin ilmî cihetine ışık tutarken "Biz ancak bir fitneyiz (imtihan için gönderilmişiz), sakın (sihir yapıp da) kâfir olma" diyerek sihrin amelî tarafından halkı nehyetmekte ve gerekli ikazda bu-lunmaktaydılar.
    e) Koca ile karısının arasını ayıracak şeyi öğrenme arzusunun halktan gelmiş bulunduğunu, Hârut ile Mârut'un "Gelin, size zevc ile zevcenin arasını ayıracak şeyi öğretelim" diye bir çağrı vâki olmadığını âyetin metnindeki "yeteallemûne=öğreniyorlardı" ifadesinden açık ve seçik olarak anlamaktayız.
    İşaret edilen bu noktalardan başka Hârut ve Mârut, diğer melekler gibi, günahtan uzaktırlar Kur'ân-ı Kerim'de meleklerle ilgili olarak bu-yurulmaktadır ki:
    "Onlar, Allah'ın kendilerine emrettiği şeylere asla isyan etmezler" (75).
    "Hayır, onlar, ikrama mazhar edilmiş kullardır. Bunlar söz(leriy)le asla onun önüne geçmezler. (Bilakis) bunlar ancak onun emriyle hareket ederler" (76).
    "(Evet) kendilerine her suretle kâhir ve hâkim olan Rablerinden korkarak (daima ona inkıyad ederler. Melekler de) ne ile emr olunurlarsa onu yaparlar" (77).
    Kitab-ı ilâhînin bu açık beyanı karşısında meleklerden günahın vukuu nasıl kabul edilebilir? Muhâlfarz, onların günah işlediği kabul edilecek olsa, yaptıkları o günahın da Allah'ın emri olması gerekir. Kur'an-ı Sâdıku'l-beyânın şu âyet-i böyle bir ihtimali, kat'iyetle reddetmektedir:
    "Allah, hiç bir zaman kötülüğü emretmez" (78).
    "Biz o melekleri hak(km hikmeti ve kaderin bir iktizası) olmadan indirmeyiz" (79).
    Bunun dışında kalan ve meleklerin ismetiyle münasip düşmeye cek beyanlar, fehmin yerini vehme bırakmış insanlara has bir davranış olur.
    (67) Sûre-i Tahrim, 6; Nâhil, 50.
    (68) Tefsiri Kurtubî, c, 2, s. 52.
    (69) Tefsir-i İbni Kesir, c. 1, s. 141.
    (70) Celâl: Akâid-i Adudiye Şerhi, 56.
    (71) H. B. Çantay, Kur'an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerim, c. 1, s. 33., 56 nolu hâşiye.
    (72) Tefsir-i Kurtubî, c. 1, s. 52.
    (73) Sûre-i Bakara, 102.
    (74) Hak Dini Kur'an Dili, c. 1, s. 447.
    (75) Sûre-i Tahrim, 6.
    (76) Sûre-ı Enbiyâ, 26-27.
    (77) Sûre-i Nahl, 50.
    (78) Sûre-i Ârâf, 28.
    (79) Sûre-i Hicr, 8.

  5. #5
    -YASAKLI- üstünkural - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    200
    yeni bir dil yeni bir sisteme kucak açınız...sembollerin dilini anlamaya çalışınız lütfen..çünkü semboler evrensel tekbüllerin bir biri ile ilşkilerini olduğu gibi ve tüm hafızalarda aynı tesiri verirler.........semboler tüm dinlerde ve tüm sanatlarda kulanılmış bir genenektir..işlerinizi harflerden çok sembolerin görütü halindeki olanları ile yapmaya çalışınız..matematiksel semboleri görüntülü sembollerle birleştirin lütfen!...


    matematik ruhun üst bilincin uyarılmasında kulanılır... görüntülü sembol,özelikle hiyeroglif tekniği "alt bilinç seviyeleri uyandırır..matematikten türetilen semboller ruhu,hiyerogrolip sembollerde bedeni temsil eder..burdan itibaren bedene can verecek zekayı kendinde bulabiliyorsan ne mutlu sana..sana malzemeyi verdim öğrenci gerisini ilahi şiir ve betimleme,tekabüler ve üstsel gezegenlerle birleştir ve işini doğru yap ödülünü al..aman dikkat! haksızlık yaparsan ciddi yara alırsın.. ..

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198