+ Konuyu Cevapla
Toplam 1 sonuçtan 1 ile 1 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Varlığın Yapısı

  1. #1
    -YASAKLI- Göktürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-08
    İtibar Puanı
    170
    Mesajlar
    1,642

    Varlığın Yapısı

    Venüs'e Övgü

    Aeneaslar anası yüce Venüs, insanların da
    Tanrıların da sevgi kaynağı; yol gösterirsin
    Denizde, göklerin altında gemicilere, yaşatırsın
    Dirileri, bolluk verirsin yığın yığın
    Verimli topraklara, seni görür doğan günün ışığı,
    Ey Tanrıça, sen gelirsin gider yeller, dağılır bulutlar,
    Seninle bezenir yaratıcı toprak, güzel çiçeklerle.
    Sana gülümser durgun denizlerin suları,
    Işıklarla dolar pırıl pırıl yaygın gökler.
    Görünmüş günlerin baharlık yüzü birden,
    Çözülmüş bolluk getiren güney yelleri.
    Uçan kuşlar anlatır ey Tanrıça
    Gelişini yürekten, yanık yanık, önceden.
    Yayılmış bol yaylımlarda sürüler,
    Hızla akan ırmaklardan geçerler.
    Senin güzelliğine kapılmış bütün canlılar,
    Gösterdiğin yollardan gidiyorlar canla başla.
    Ardın ardın denizlerde, dağlarda, çağlayan ırmaklarda,
    Kuşların konduğu yapraklı dallarda, geniş çayırlarda,
    Çizer bütün gönüllere güzelliklerini, sevgilerinin.
    Sensiz bütün varlıklara soylarını sürdürmenin
    Tadını veren, evreni tek başına yöneten.
    Sensiz çıkamaz tanrısal aydınlığa varlıklar,
    Doğamaz gönül çeken tatlı bir nesne sensiz.
    Çağırıcağım seni bu yazılmış dizelerde
    Yardıma, ey bizim Memius; çalışırken anlatmaya
    Varlıkların özünü, tüm çağlar içinde yüce Tanrıça,
    Sen istedin düzenlenmiş nesneleri anlatmamı,
    Şimdi gel ey Tanrıça, güzellik ver sözlerime
    Sonsuzca. Kalksın artık korku salan boğuşmalar,
    Burada bir mutluluk, barış sağla denizde, karada.
    Sensin ölümlülere barışla mutluluk veren.
    Kaleler üstünde vuruşanları da savaşlar tanrısı
    Mars'tır yöneten. Senin kucağına atar kendini
    Çokluk, yaralanınca sonsuz aşkın elinden.
    Bükülür boynu, düşer arkaya, döner sana gözleri,
    Ey Tanrıça, bağlar canını dudaklarına.
    Dinlenirken kollarında sere serpe,
    Tatlı sözcükler dökülsün ağzından,
    Ünlü Romalılar için iste mutlu barışı.
    Veremeyiz kendimizi bu işe yürekten,
    Gördükçe yurdumuzu sıkıntılara batmış,
    Alamaz ünlü Memmius'un torunları bile
    Bu yardımdan kendilerini toplum uğruna.
    Gel ey Memmius, yaşam acılarından kurtulmuş,
    İnceleyen, araştıran bir görüş, duyuş ver,
    Sana bağlanmanın armağanı olan
    Bu yazdıklarım küçülmesin gözünde senin.
    Sana göklerin de, tanrıların da, nesnelerin de
    Başlayacağım özlerine açıklamaya.
    Doğa yaratmış tüm varlıkları, düzenlemiş, beslemiş,
    Dağıtmış toplanan nesneleri yeniden,
    Doğurgan varlıklar, "yer kaplayan" denen,
    Besleyici özleri tüm nesnelerin,
    İlke dediğimiz, onlardan türemiş tanrılar da.
    Tanrılar özleri gereği ayrılmış bizden,
    Uzaklaşmış ölümsüz tanrılar,
    Sonsuz barış içinde yaşayanlar.
    Onlara sığınırız üzülünce, korkunca;
    Kıskanmadan, kızmadan, darılmadan
    Yardım ederler bize işlerimizde.


    Dinler Üzerine



    Bağlanmış eskiden beri kişilerin gözleri,
    Korkunç bağlarına vurulmuş dinlerin
    Yeryüzüne geldi geleli.
    Gösterirler gök ülkelerinden başlarını
    Titreten, korkunç görünüşleriyle ölümlülere.
    Bir ölümlü Grek ilkin bunlara karşı
    Çevirmiş yiğitçe bakışlarını, gürlemiş.
    Ne dev masalları, ne yıldırımlar,
    Ne ürperten gök gürültüleri, kırabilmiş onun
    Sımsıkı kapanmış evren kapısının
    Sürgüsünü söküp atma gücünü.
    Almış götürmüş onu anlayışının üstün gücü
    Evrenin yalımlı korkunç çevresinden öteye,
    Dolaşmış uzayın engin boşluğunu bilinçle,
    Anlayışla, getirmiş oradan bize başarısını
    Bilinenle bilinmeyen bilgilerin,
    Serilmiş yere tümden boşinançlar.
    Ezilmiş ayakların altında saçmalıklar;
    Bu başarıdır yükselten bizi göklere değin.
    Korkum var yine bu konuda, sanır mısın
    Öğretmek istediğimin sana dinsizce bir öğreti
    Olduğunu, seni bir kötü yola sürüklediğimi.
    İnanır mısın buna? Bu saçmalıklardır doğuran
    Birçok dinsizce kötülüğü, cana kıymayı hep.
    Anımsa Aulis'te Diana Tapınağı'nda kanının
    Döküldüğünü o suçsuz kızcağızın, savaşçıların,
    Soylu Yunan komutanlarının çiçekleriyle süslenmiş
    İphianassa'nın; ölüm kaplamış gençliğini kızın,
    Görmesin diye toyunlar gizlemiş geceden bıçağı;
    Görünce boşalmış gözyaşları, tutulmuş dili
    Kızcağızın korkudan, bükülmüş dizleri,
    Kapanmış yere. Ne işine yaramış bu yoksulun
    "Kızını tanrılara adayan ilk kral"
    Denmişse babasına. Yakalamış onu kimileri
    Götürmüşler sunağa, kutlu törenler bitsin
    Diye değil, mutlu bir üstünlük sağlasın
    Diye tanrılar Yunan donanmasına, görklü
    Hymene birlikleri bir adak için
    Böyle iğrenç işler öğretmiş insanlara;
    Bu saçmalıklar, bu boşinançlar,
    Böylesini yapar ancak din kötülüğün.
    Kaçar mısın bir gün, bilmem anlattığım
    Bu korkunç olaylar yüzünden, bizden,
    Nice düşlere kapıldıktan sonra dönmek
    İster misin yeniden bu yaşama,
    Korkmaz mısın yazgının ardınca gitmeden?
    İnsanlar görseydi bittiğini bir gün
    Tüm güçlüklerin, düşkünlüklerin, arar
    Bulurdu yolunu karşı koymanın, kurtulmanın,
    Gözdağı vermesinden, saçmalığından bilicilerin.
    Nedendir ölümden sonra acı çekme korkusu,
    Boşunadır bütün bu karşı koymalar, bilinmiyor
    Tinin özü, bizimle mi, sonradan mı, önce mi
    Girmiş gövdeye, dağılır mı ölünce bizimle,
    Gider mi görmeye bataklıklarını, karanlıklarını
    Orcius'un, yoksa başka gövdelere mi geçerler
    Yazgıyla? Ennius'un dediği gibi türkülerde.
    Getirmiş ölümsüz yapraklarla süslü çelengi,
    Kişi soyu, Helicon'un tepesinden, parlatmış İtalya'yı.
    Ennius diyor ölümsüz türkülerinde
    Ne bizden bir nesne kalır, ne tinden,
    Ne de Aceron'un cehennem ülkelerinden.
    Silik görüntüler üstünedir onun bu sözleri
    Ölümsüz Homeros'un başlamış alımlı görünüşünden
    Dökmüş gözyaşlarını, nesnelerin özünden açmış
    Böyle sözü, güneşin, ayın dönmesinden, olaylardan
    Ne varsa dökmüş ortaya, türkülerinde. Anlamak
    İçin, bizim usumuz, bütün yeryüzünde
    Geçen olayları, canın, tinin yapısını,
    Kuruluşunu, düşlerimizde sağlığımız bozulmuş
    Gibi bize korku salan, titreten, kıvrandıran
    Korkunç nesnelerin gerçekte ne olduğunu
    İncelemek gerek gördüğümüz, duyduğumuz,
    Toprağın kucakladığı ölü kemiklerini de,
    Araştırmak gerekir bunları da. Anlıyorum güçlüğünü,
    Karanlık düzenlerini Greklerin, yeni sözler
    Bularak, Latin diliyle bunları anlatmanın,
    Açık-seçik bir şiir içinde açıklamanın.
    Bir yandan dilimizin yoksulluğu, geniş konular,
    Erdem görkemi, yeni sorunlar, tatlı yoldaşlık
    Bırakmıyor beni sessiz geceleri bekleyim,
    Çekiyor beni katlanayım diye yorgunluklara,
    Aydınlatmak için varlığın içyüzünü.
    Hangi ışık düşmüş içine senin
    Gidermek için bu korkuyu, yüreğinin
    Karanlıklarını besleyen güçlüğü yıkmaya?
    Gün, güneş ışığı değil bu besbelli,
    Görmek gerek, açıklamak gerek evreni dosdoğru.
    Yaratılamaz varolmayan bir nesne, yoktan,
    Tanrı gücüyle, böyledir bizim görüşümüz,
    Bağlamış bütün ölümlüleri kıskıvrak
    Derin bir korku, yerde, gökte geçen olayların
    Görülmeyen, bilinmeyen tüm nedenleri
    Tanrıların elindedir, buyruğundadır diye.
    Anlarsak yokluktan varlık yaratılamaz
    Daha kolay bulunur aradığımız sonuç,
    Biliriz olmadan tanrısal ettiler nasıl
    Varolur gördüğümüz bütün nesneler.
    Yokluktan çıksaydı varlıklar, tüm türler
    Doğardı nesnelerden, gerekmezdi tohumlar,
    İnsanlar çıkardı denizden, uçan pullu balıklar
    Doğardı karadan, gökten uzun koyun sürüleri,
    Tüm küçük diriler, yırtıcı yaratıklar dizi dizi.
    Yerleşirdi çöllerde yaratıklar gelişigüzel,
    Yaşanacak yerlerde oldum olası.
    Belli yemişler olmazdı belli ağaçlarda,
    Değişirdi düzeni yaratıkların, tüm nesnelerden
    Çıkaydı tüm nesneler. olmadığından belli doğurgan,
    Bilinmezdi kimsenin anası. Tohumundan türer nesne.
    Böyledir yaratıkların oluşumu, öncedendir
    İlkelerin özleri, yaratılamaz nesneler nesnelerden,
    Hepsi belli bir türden, ayrı ayrıdır özleri
    Tüm nesnelerin başkadır nedenleri.
    Nedendir güllerin açtığı, buğdayın olgunlaştığı,
    Nedendir bunları yaz başında görmemiz,
    Yemişlerin belli bir evrede oluşu neden,
    Neden tüm nesnelerin yaratıldığı toprakta
    Güzün bağların oluşması, en güzel günde
    Aydınlığa çıkması nedendir?
    Yoktan varolsaydı belli günde
    Tüm nesneler, gelince birden çağı
    Dirilik veren doğanın yaratıklarını,
    Ürünlerini ortaya koymasının yöntemi nedir?
    Açalım sözü biraz daha; gerekmezdi nesnelerin
    Büyümesinde özlerin birleşme dönemini beklemesi,
    Yokluktan yaratılma gerçekse, birden delikanlı
    Olurdu çocuklar, geçmeden ilk ergenlik çağı,
    Büyümüş ağaçlar çıkardı yerden, oysa bellidir
    Durum, ardarda olur, nesnelerden oluşan,
    Belli bir özden doğar tüm nesneler, ayrıca,
    Böyle sürer türlerin özelliği de, bilinen,
    Bundandır nesnelerin geliştiğini, sürdüğünü
    Bilmemiz kendi özleri gereğince, bağımsız.
    Olmayınca yıllık yağmurlar, vermezdi toprak
    Mutluluk sağlayan ürünleri bolundan, kalırdı
    Besinsiz dirilerin soyu, yaşama gücü
    Olmazdı. Sözleri kuran yazı dizileri gibi
    İlkesiz varlık düşünülemez, bize kalırsa.
    Neden yaratmamış doğa insanları yürüyerek
    Geçsinler diye denizleri, büyük dağları da
    Elleriyle savuracak, oynatacak güçte, neden
    Birkaç kuşak boyu yaşamaz bir kişi, nedendir
    Bir özden gelmeyişi tüm varlıkların?
    Söylemek gerek yoktan varlık olmayacağını,
    Tüm nesnelerin kendi özünden geldiğini,
    Tatlı esintilerle serpilip geliştiğini.
    Görüyoruz üstün geldiğini işlenmiş
    Yerlerin işlenmemiş topraklardan daha,
    Elle verimli duruma getirildiğini; topraktadır
    İlk nesnel özler, orada bulunması gerekli.
    Görüyoruz işlenmiş, ekilmiş bakımlı yerde
    Dolgun yemişler veren özlerin bulunduğunu.
    Emeksiz yetiştiği görülürdü daha iyilerin
    Kendince, yoktan varolsaydı nesneler.
    Bir bakıma doğrudur ilk varlığın yok etmeden
    Nesneleri özlerine dönüştürdüğü bir bir.
    Ölümlü olsa bütün bölümleri varlığın
    Yiter gider, varolmazdı bir daha nesneler.
    Ayırmak için bölümlerini, çözmek için
    Düğümleri güce dayanmak gerekmezdi varlıkların,
    Ölümsüz özlerden kurulmuştur nesnelerin, dıştan
    Gelen, en ince boşluklarına değin giren
    Bir basınçla dağılırlar, yeniden birleşirler,
    Gizlemiş yaratan varlık bunları gözümüzden.
    Geçen günlerin, göremediğimiz işleri yok etmek
    İçin olsa, büsbütün yiter, yıkılır gider,
    Kalmazdı tüm nesneler, gönderemezdi türlere,
    Kuşaklara yaşatan ışığını Venüs, yetiştirmez,
    Beslemezdi bunları becerikli toprak.
    Nerede bulurdu denizler kaynak, nereden
    Çıkardı suları uzaklardan gelen ırmaklar,
    Nereden alırdı besini hava? Yokolurdu bitmeyen
    Sürede ölümlü nesnelerden kurulu varlıklar,
    Geçmişin bu gitmişliği içinde yeniden onarmak
    İçin evreni, sonsuz, ölümsüz özlü nesnelerin
    Bulunması gerekir, bu yüzden çevrilemez yokluğa
    Varlık, özdeş nedenlerle bağlı birbirine
    Bütün nesneler sonsuz bir özde. Yoksa ölüm
    Olurdu en ufak dokunuşları özdeklerin
    Birbirine, kurulmasalar ilksiz, sonsuz öğelerden,
    Dağılır, kopar dokuları birbirinden; oysa sonsuz
    Bir özden düzenlenmiştir bunlar, bağlıdır
    Türlü düğümlerle birbirine tüm nesneler,
    Sarsıncaya değin dokularını başka güçlü
    Bir etken, bir oluş içinde kalırlar tümden.
    Dönmez yokluğa varolan bir nesne, ayrılır
    Yer kaplayan ilkelerine tüm varlıklar,
    Sonra döner, yine bu dağılan nesnel ilkeler
    Kendi aralarında birleşir. Bütün varlığın
    Anası yerin kucağına Baba Aether'in gönderdiği
    Yağmur yokolmuş görünür bir süre, yaratır oysa
    Pırıl pırıl ürünü, yeşertir ağaç dallarını,
    Büyür ağaçlar, eğilir yemişli dallar ağırca,
    Soyumuz için, öteki soylar için oluşur
    Bunlardan besinler, görürüz illeri dolduran
    Çocukların çiçeklerce geliştiklerini, ormanda
    Yapraklar arasında ötüşen yavru kuşları
    Yaylımda yayılan, dinlenen koyunların yorgun
    Gövdelerinde dolgun memelerinden süzülen
    Ak sütleri içen, ot yiyemeyen, oynayan,
    Sıçrayan, eğlenen körpecik kuzuları,
    Yağmurdan oluşmuş tüm bu gördüklerimiz,
    yokolmaz yokolmuş görünen, yokolmaz.
    Yeni bir nesne doğurur yaratıcı varlık
    Tükenenden, birinin ölümü ötekinin doğumudur.
    --------------------
    Varlığın İlkeleri, Boşluk - Öğeler

    Göstereyim yoktan gelmediğini varlığın:
    yokolmaz artık bir kez varolan, göremeyiz
    Nesnelerin ilkelerini, budur seni yanıltan.
    Anlatayım sana gerçek olduğunu görünmeyenin de.
    Birtakım olaylar sayacağım: Önce korkunç
    Çarpışlarıyla denizi döven, kocaman gemileri
    Deviren, bulutları parçalayan, dağıtan yeller,
    Yelçevrintileri geniş ovalarda dolaşan,
    Sürükler devrilmiş büyük ağaçları, süpürür
    Tepelerini yüksek dağların, alt üst eder
    Ormanları sağnaklar, görünmeyen varlıklardır
    Gürleyen, uğuldayan, homurdanan korkunç yeller,
    Yerler toz duman, çalkanan denizler, boşanan sağnaklar,
    Uzaklara savrulan bulutlar, yeller yüzünden.
    Önce durgun görünür, sonra birden dağlardan
    İnen yağmurlarla beslenen, orman yıkıntılarını
    Silen süpüren, bütün ağaçları sürükleyen,
    Azgın ırmaklar gibi taşan esen yeller,
    Ne köprüler dayanır bu taşkınlara, ne yağmurdan
    Kabaran ırmakların gücüne direnecek ayak kalır,
    İşte bunlar gibi yıkar korkunç gümbürtülerle
    Yeller kocaman yığınları, nasıl yıkarsa
    Büyük sağnaklar önüne geleni. Ne çıkarsa
    Karşısına yüklenir, devirir sürekli vuruşlarla,
    Sarsar taşan bir ırmak gibi sürükler, sallar,
    Götürür, yokeder, atar içine çevrintilerin,
    Böyledir azgın sağnaklar, savuran kasırgalar.
    Görünmeyen, yalnızca sezilen varlıklardır
    Tüm esen yeller, yaptıkları işlerle,
    Yer kaplayan nesnel özleriyle görünen
    Büyük ırmaklarla yarışırlar. İşte böyledir
    Görünmeyen, sessiz, değişik türde korkular da,
    Görmeyiz burnumuza gelişini sezdiğimiz kokuyu,
    Duyularımıza gelen sıcağı, soğuğu da,
    Ne de işittiğimiz sesi görebiliriz, oysa
    Bunlar, tümden, yer kaplayan nesnel varlıklar,
    Bunlar olmasa çalışmazdı başka türlü duyular,
    Dokunma, dokunulma gücü olmasa gövdemizin
    Bilemezdik bunların bir tekini bile.
    Sereriz giysileri dalgaların kırıldığı kıyılara
    Islanırlar, kururlar sonra güneşte, oysa
    Ne ıslaklığın yapısını görürüz, ne de
    Sıcaklığın etkileyen özünü, besbelli
    Çok ufacık öğelere bölünmüş, ayrılmış hepsi,
    Bir yolu yoktur onları görmenin gözle.
    Yıllar geçer aradan, aşınır parmakta yüzük,
    Oyar bir oluktan damlayan su taşı geçen
    Sürenin akışında, incelir toprağa sürünen
    Kaskatı sapan demiri görünmeden evleklerde,
    Böyle yıpranır kaldırımlar da yıllar boyu
    Gelip geçenlerin ayakları altında...
    Aşınmış, kapı tokmakları biz görmeden, gizlice,
    Sık sık tapınaklara gelenlerin sağ elleriyle
    Dokunmadan, yıpranmış gördüğümüz nesneler, kırılıp
    Dökülmüş böyle sürtünmekle, dokunmakla, dağılmış.
    Gizler bizden bu olayları doğa, göstermez,
    Sonradan, ana varlık ayırır bu nesneleri bölümlere,
    Birleştirir uyarınca, yaratır yeniden, düzenler,
    Yetmez gözümüzün gücü bunları görmeye.
    Ne yaşam gücü tükenir, eksilir bu nesnelerin
    Ne yaşlanma, kocalma söz konusudur onlarda,
    Ne tuz tükenir, ne kayalar biter denizlerde,
    Anlaşılmaz bu oluşumlar kısa sürede, doğada
    Birleşemez nesneler, boşluklar var arada, evrende,
    Uygundur bunların bilinmesi, yanılmayı düşünme
    Sürekli bir araştırmada, varlık bütünü yolunda,
    Kuşku duymayasın açıklamamızdan, görüşümüzden.
    Boşluklar vardır nesnelerin içinde, el değmemiş,
    Gözler görmemiş bilesin, yoksa bir kımıldama bile
    Olamazdı bu nesnel varlıklarda, bu yüzdendir
    Tüm nesnelerin devinmesi, birtakım işler görmesi,
    Birbirinin yanında, devinmeden kalırdı hepsi
    Boşluk olmasa, engellerdi birbirini nesneler,
    Bir neden kalmazdı devinmeye, yer değiştirmeye,
    Görürüz denizleri, karaları, göklerin yükselişini,
    Daha birçok nesnenin türlü durumlarda, biçimlerde
    Devindiğini görürüz açıkça, boşluk olmasa
    Devinme de olmazdı nesnelerde, kendiliğinden,
    Kuşaklar bile varolmazdı, kalırdı kaskatı
    Olduğu yerde nesneler, kımıldamadan.
    Düşünülse bile dolu nesnelerin varlığı
    Kolay olmaz bunları varlıklarda görmek, anlamak
    Kayalardan, oyuklardan, yarıklardan sızan suların
    Besin verir ıslaklığı dökülen bol damlalarla
    Diri varlıklara kendiliğinden, gelişir böylece
    Ormanlar günden güne bolluk yağar ortalığa,
    Kaynaklardan çıkan besleyici özler dağılır
    Bütün dallara yayılır kökler aracılığıyla.
    Sesler çıkar dalgalardan, kapı sürgülerinden
    Evlerin, gıcırtılar gelir, katılık verir
    Kemiklere soğuk, olmasaydı boşluk olmazdı
    Bunlar da, görülmezdi karşılıklı dönüşme nesnelerde,
    Bir olay doğmazdı boşluğun olmayışı yüzünden.
    Nedendir gördüğümüz eşit büyüklükte nesnelerin
    Birbirinden ağır geldiğini? Yoksa eşit olurdu
    Bir yün yumağıyla kurşunun ağırlığı eş boyutlarda,
    Basınç eşit olsaydı bütün nesnelerde. Ne denli
    Düşse de somut nesneler, yine boşluklar vardır
    İçlerinde, bundandır yeğnikliği büyük olanın,
    Daha büyüktür içerdiği boşluklar, budur neden.
    Daha ağırdır içinde daha küçük boşluk olan
    Nesneler, budur anlatmak istediğim kolayca,
    Bundandır nesnelerde boşluklar dememiz de,
    Gerçekten ayırmasın seni diye, bu konuda
    Çürütmem gerekir başkalarının düşüncelerini.
    Onlar, pullu balıkların su dolar arkadan boşluklarına
    İtilir ileri, yer değiştirip diyorlar, buymuş devinme,
    Sularla çarpışarak, yüzmenin nedeni suda,
    Böyle değiştirmiş yerleri, dolu olmalarına karşın,
    Aralarında, yanlış olsa gerektir bu açıklama,
    Nasıl ilerlerdi yüzücüler, nasıl değiştirirlerdi
    Yerlerini bir kez, boşluk olmasa suların özünde?
    Geriye çekildikçe sular, boşluk nedeniyle,
    İlerler öne doğru balıklar, ya kendiliğinden
    Devinir nesneler, ya da içlerinde boşluk var
    Benimsemek gerek bu görüşü, başka türlü değil
    Devinmenin açıklanışı, başlaması bile.
    Önce çarpışır, sonra ayrılır iki nesne
    Birbirinden, soluk dolar gereğince aralarına,
    Açılan boşluğa, çok hızlı devindiğinden dolayı
    Akar gibidir yel, doldurur ortalığı baştan başa
    Birden, işte bu yüzdendir hızla doldurması
    Havanın boşalan bir yeri, açılan boşluğu da.
    Söylemek yanlıştır bu konuda, nesnelerin
    Birbirinden ayrılması, bütün öteki olaylar
    Yoğunlaşması, katılaşması yüzündendir havanın,
    Oysa yanlıştır bu düşünce, gerçekte böyle değil
    Boşluğun oluşu, yine o soluktur boşalan yeri
    Dolduran, oysa yanlıştır havanın böyle
    Katılaştığını öne sürmek, bir boşluğun
    Bulunmadığını söylemek. Nesnelerin birleşmesi,
    Çekilmesi, açılıp kavuşması düşünülse bile
    Devinmede kaçınılmazdır nesnelerin içlerinde
    Bir boşluğun bulunması, devinmeyi sağlaması.
    Göstermem gerek sana bu konuda birçok kanıt,
    Bunlarla kazanırım güvenini senin,
    Yeter anlayabilmen için gerçeği,
    Şu birkaç çizgi bile sana bolca:
    Dağbaşında birini kovalayan köpekler,
    Bulurlar koklayarak yapraklar arasında
    Burunlarıyla en kesin izleri şaşmadan, sen de
    Görürsün ötekilerden ayrı bütün nesnelerin
    İçinde saklı, görünmeyen işleri, burada,
    Kavrarsın onların özünü, bulursun gerçeği.
    Yavaşlarsa çalışman, bıkarsın konudan, o gün
    Bunu sererim gözlerinin önüne yeniden Memmius:
    Yudum yudum içmek için yaklaşıyorum kaynaklara,
    Bu bilgilerden zenginleşecek benim dilim,
    Korkuyorum yaşlılığım yüzünden bozulacak
    Diye bu derli toplu düzen. Çözülmesin sürgüsü
    Yaşadığımız kapının, duyacaksın tüm şiirlerimde
    Gösterilen kanıtların çokluğunu bu konuda,
    Dönelim bir daha eski sözümüze, burada:
    İki kaynağı vardır tüm varlığın, nesnelerin,
    Biri boşluk, öteki kurucu öğe, ilke denen,
    Bunların içinde gelişir, devinir varlık, yeter
    Sağduyu anlamak için nesnelerin oluş ilkelerini,
    Hepsinin kurucu, bütünleyen özlerini.
    Bilinmeyen olayların kavranmasında, bulamayız
    Daha sağlam bir ilke anlığımız için.
    Olmasaydı boşluk denen uzay, bir yer bulamazdı
    Nesneler, olanak kalmazdı gidip gelmeye,
    Sevinmeye, biraz önce açıkladığımız gibi
    Sana bu konuda, Üçüncü bir ilkenin
    Söylenemez bulunduğu varlık için,
    Yalnız boşluk, bir de somut nesneler var,
    Başka bir varlık olsaydı, gerekirdi onun da
    Ya daha büyük, ya daha küçük olması, görülür
    Yumuşak ya da katı bir dokunma sonunda
    Yer kaplayan nesnelerin tüm düzeninde
    Bir gelişmenin sürüp gittiği boyuna,
    Dokunma olmadan nesnenin bir bölümünde
    Ne bir değişme gerçekleşir, ne dönüşme,
    Bu yüzden, bu doldurulmamış yere gerekir
    Boşluk adını vermemiz düşünce dizgemizde.
    Hangi nedenle olursa olsun varlığın başka
    Varlıklara karşı ya etkileyen, ya da
    Etkilenen bir özelliği vardır, kesin, olamaz
    Somut varlık olmadan etkileme, etkilenme.
    Olmadan boşluk, bağımsız devinme olmaz uzay,
    Bundandır boşlukla öğeler dışında bir ilkenin
    Bulunmadığı nesnel varlık düzeninde. Güvenilmez
    Salt düşünmekle duyulara gelmeyen varlığa.
    Tüm nesneler bu iki bağdaşık ilkeden çıkar,
    Yoktur bunların dışında bir olay, bir kural,
    Göremeyiz yok edici, ayırıcı başka bir ilke,
    Bu yüzdendir taşın ağırlığı, suda akıcılık.
    Somut nesnelerde saklıdır dokunma gücü,
    Boşluk dediğimiz ilkede değil. Tutsaklık,
    Bağımsızlık, yoksulluk, varsıllık, varolan,
    yokolan, bir de bütün değişmeler olamaz
    Nesnelerin kurucu öğeleri olmadan, böyledir
    Alıştığımız, doğru dediğimiz tüm olaylar.
    Zaman kendince bir varlık değildir gerçekte.
    Nesnelerden gelir duyumlarımız, unutmalarımız,
    Gelir, çarpar duyularımız ne varsa, sonradan
    Kavranamaz duyularla zaman, nesnelerin oluşumu,
    Davranış türleri anlaşılmadan, olamaz süre,
    Savaşı gerekli kılmış Troyalılar için bakılırsa
    Söylentilere kaçırılan Melena'nın kurtarılması,
    Gerçekten bunlar olmasaydı, bilinemezdi
    İnsan soyunca bu olay bize göre, getirilemez
    Geçen günler bir daha geri, bir kez olmuş
    Bitmiş olaylar, ne olayların geçtiği söylenen
    Yerler, ne geçen günler döner bir daha geri.
    İlk yer kaplayıcı öz bulunmazsa nesnelerde
    Ne yer olur, ne bütün olayların geçtiği uzay,
    Ne güzel Helena'nın sevgi ateşi, günün birinde
    Tutuştururdu Frigyalı Aleksander'in gönlünü,
    Ne dillerde söylenen, yürekler doğrayan
    Savaşlar olurdu, ne kaleler yakılır, yıkılır,
    Ne tahta atla Grekler girerdi gece Troya'ya,
    Anlarsın bütün bunlardan, geçen olaylardan
    Kendiliğinden doğmadığını öğelerin oluşumu gibi.
    Boşluğun bile sözü edilmez bu konuda, birçok
    Olayın ortaya çıkışında etkindir kurucu öğeler,
    Onları kapsayan uzay. Nesnelerin kurucu özleri
    Somuttur, bunlar birleşir kendi aralarında
    Bağdaşır nesnel ilkeler denen kurucu öğeler.
    Çok dayanıklıdır, sıkıdır bu kurucu öğeler,
    İlközler dediğimiz, giremez içlerine başka
    Bir nesne dıştan, bölünmezler, bağlı birbirine,
    Güçtür inanmak buna gerçekten, hangi nesnelerde
    Özüne girilmez öğelerin bulunduğuna, güçtür.
    Yıldırım düşer, girer evlerin çatılarına, gökten,
    Bir gürültü kopar, bir ses, akkor oluşu gibi
    Demirin ocakta, kızgın buğularla dolar uzay,
    Dağılır kayalar, yıldırım sıcaklığından, erir
    Altın, akar madenlerin özü buzlar gibi.
    İşler sıcaklık gümüşe, yüreğe değin soğuk.
    Duyarız sıcağı, soğuğu sağ elle tutunca yukardan
    İçine su dökülen kabı, çok görülmüş evrende
    Özüne girilemeyen nesnelerin varlığı, bundandır
    Nesnelerin özüyle uğraşmam, dinle birkaç dizeyle
    Neler anlatacağım sana; sonsuzca kalan vardır,
    Gerçek bu, somut varlıklar, dayanıklı, bunlardır
    Kurucu özler, onlardır evrende tüm oluşların
    Nedeni. Öğeler, içinde nesnelerin devindiği boş uzay
    Varlığın iki kurucu öğesidir, gerçekten.
    Bilindiği gibi büsbütün değişiktir evren,
    Bozulmadan, dağılmadan tüm kurucu öğelerin
    Kendiliğinden saklandığı, kaldığı bir yerdir.
    Uzayın yayıldığı boşluk denen alanda
    Bulunmaz bir nesne, nesnelerin olduğu
    Yerde de bir boşluk olmaz, düşünülemez bu.
    Bundandır kurucu öğelerde boşluğun olmadığı.
    Bütün varlıklarda gerekli boşluk, sıkı kurucu
    Öğeleri de kuşatır boşluk, ancak görülemez
    Gizli, çevreyi kaplayan, sıkı, somut öğeler
    Düşünülse de, saptanamaz bu. Ancak kurucu ilkedir
    Nesnelerle boşluğu bağdaştıran, uyum sağlayan güç.
    En sıkı, en katı öğelerden kuruludur
    Varlığı oluşturan nesnel ilke, yalnız
    Odur ölümsüz, dağılır, ayrışır öteki nesneler.
    Olmasaydı uzayı oluşturan engin boşluk
    Düzen kurulmazdı tüm nesnelerde, yer kaplayan
    Tüm evreni dolduran değişik varlıklarda, ıssız.
    Böyledir nesneyle boşluk, ayrı, türlü düzende,
    Yoksa ne doluluk, ne boşluk kendiliğinden,
    Birçok özgün yapılı nesneler vardır şimdi
    Boş uzayı dolusundan ayıran, düzeni sağlayan,
    Bunlar dağılmaz dıştan gelen vuruşlarla, yalnız
    İçten gelen başka bir itkidir bu sağlam
    Öğeleri dağıtan, sarsan, parçalara ayıran,
    Yukarda kısaca gösterdiğim gibi, apaçık.
    Ne bükülme görülür boşluğun olmadığı yerde,
    Ne kırılma, ikiye ayrılma, ne bölünme.
    Ne derinden derine işleyen soğuklar olur,
    Ne de bulduğunu yakan, yüreğe inen ateş, sıcaklık,
    Boşluktan kopan nesne ne denli işlerse öze,
    Derine, o denli kolay olur güçlerin basıncı.
    Böyle öğrettiğim gibidir sana tüm ilkeler,
    Sımsıkı, boşluksuz, bu nitelikler onları sonsuz
    Kılan, olmasaydı evrende sonsuz bir ilke,
    Çoktan yokolurdu tüm nesneler, yiterdi,
    Sonra yeniden doğardı gördüğümüz ne varsa.
    Gösterdiğim gibi önceden, yokluktan yokluk çıkar.
    yokolmaz varolan bir nesne bir daha, bundandır
    Tüm kurucu ilkelerin ölümsüz, sonsuz oluşu.
    Ayrılır birbirinden günü gelince öğeler,
    Yenilemek, yeniden kurmak için anavarlığı.
    Sıkıdır, sağlamdır kurucu öğeler, bundandır
    Hepsinin sonsuzca kalışı, olmazdı başka türlü,
    Yaratılmazdı, sonsuzluk içinde, yeni nesneler.
    Konu Lucky tarafından (01-03-2009 Saat 01:58 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesajlar Birleştirildi

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198