Konu Kilitli
Toplam 9 sonuçtan 1 ile 9 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Yeniden Doğmak Dinsel İnançlara Karşı mı?

  1. #1
    -YASAKLI-
    Üyelik tarihi
    Şub-08
    Bulunduğu yer
    balta girmemiş amazon ormanlarından:)
    İtibar Puanı
    68
    Mesajlar
    1,706

    Yeniden Doğmak Dinsel İnançlara Karşı mı?

    Ruhun Evrimi ve Yeniden Doğmak

    Günümüzün en çok tartışılan ve hatta inanılan konularından biris Reenkarnasyon yani ruhun ölümden sonra yeniden bedenlenmesidir. Yakın zamana kadar Hinduizm´in "Tenasüh" yani öldükten sonra bitki veya hayvan olarak yeniden doğma inancıyla karıştırılan Reenkarnasyon günümüzde somut ve revize edilmiş bir Yeni Çağ inancı haline gelmiştir. Modern Reenkarnasyonun temel düşüncesi 1900´lerin ilk çeyreğine dayanır ve bu düşüncenin yurdumuzdaki öncüsü ve hatta değişmez öğreticisi Dr. Bedri Ruhselman´dı. Hem üyelerimizin istekleri doğrultusunda, hem de genç kuşakların bu konuda temelden bilgilenmelerini amaçlayarak Dr. Ruhselman´ın konu ile ilgi önemli bir makalesini sunuyoruz...

    Dr. Bedri Ruhselman



    Yurdumuzda hiç gereği olmayan bazı dini kuşkular yüzünden, bazılarının yeniden doğma (Reenkarnasyon) konusuna karşı güvensizlik duydukları ve hatt bu yüzden Ruhçuluk´a karşı da kuşku duyduğunu açıkça görmekteyiz. Buradaki dini kuşkuların yersiz olduğu hakkındaki görüşümüze sözlerimizin sonunda yine döneceğiz. Görüyoruz ki, dış ülkelerdeki bazı ruhçu dostlarımızda yeniden doğuşa karşı, belki yine aynı etki altında kalarak tavır alıyorlar. Ruhçular arasında bulunan bu dostlarımıza neden dünyamızda ruhun yeniden doğması olayını kabul etmek estemediklerini sorduğumuz zaman onlardan aldığımız cevaplar hiç yeterli olmuyor. Bu cevaplardan birisi şudur; başka dünyalarda evrimleri mümkün değilmidir ki ruhlar bu dünyada tekrar doğmaya mecbur olsunlar. Bu soruya ve itiraza karşı hemen arzetmek isteriz ki, dünyamazda tekrar bedenlenmeyi gerekli kılan gerçekler yukardaki sorunun içeriğindeki düşüncelerin anlamlarından daha derindir. Herşeyden önce, şuna hepimiz eminiz ki, dünyaya ruhların inerek bedenlenmelerin çok derin bir anlamı ve nedeni vardır. Bunu şöyle özetleyebiliriz; Ruhlar dünya yaşamının gerektirdiği koşullar ve zorunluluklar altında bir zaman yaşayarak, bunlardan kendi evrimleri (Tekamülleri) için gerekli kazançları elde etmek ihtiyacında ve durumundadırlar. Eğer varlıklar bu durumda bulunmasalardı, bu dünyaya bir defa dahi gelmelerine gerek olmaz ve ruhlar kendi dünyalarında evrimlerine devam ederlerdi. Oysa ruhların veya hiç olmazsa dünyadaki ruhların aramıza gelmiş bulundukları gerçek bir vakadır, bir realitedir. Bunu hiçbirimiz inkar edemeyiz. Öncelikle bu noktayı belirledikten sonra, ikinci bir noktanın üzerinde durmak istiyoruz.

    Yeniden doğmanın gerekleri arasında, aynı dünyada doğmak vardır

    Acaba bir varlık tek bir dünya yaşamında yaşadığı zaman içersinde, o dünyadan alması gereken bütün şeyleri, yani tüm evrim unsurlarını alıp, tamamlayabilir mi? Ve bir tek dünya yaşamı içinde bu dünyanın ruhlara sağlayacağı tüm kazançlar elde edilebilir mi? Sanırım bu sorunun olumlu cevabını vermek kolay değildir. Çünkü evet dediğimiz anda, arkasından cevaplandırılması birbirinden zor başka sorular gelecektir. Örneğin, dünyadaki ruhsal evrim farkları neden ileri geliyor ve dünyadan ayrılan ruhsal varlıklar neden aynı düzede değiller? Bunlara benzer daha birçok soru sorulabilir. Şu halde, hiçbir ruhsal varlık dünyada tek bir yaşamla oradan alacağı veya daha doğrusu alabileceği herşeyi almış ve alabilmiş değildir. Daha onun dünyada elde edeceği birçok kazanç, görüp geçireceği bir sürü yararlı olay ve sonuçları vardır. Bir varlık için dünyada tek bir yaşamın yeterli olmayacağını kabul etmeye bizi zorlayan noktalardan bir kısmını şöyle özetleyebiliriz; Ruhların dünyamızda uygulamaları gereken, sezebildiğimiz bazı yetenekleri vardır. Cömertlik, şefkat, sevgi ve fedakarlık gibi... Halbuki, psikolojik, pedagojik ve sosyolojik veriler bize gösterir ki, ortalama 60 yıllık bir yaşam süresi içinde butünü bu ruhsal yetileri hatta bir kısmını dahi uygulama yetisi ancak gelişebilmektedir. Öyleyse bu dünyada, ruhsal yeteneklerinin gelişimini henüz tamamlamadan yarı yolda, bazı zorunluluklar yüzünden dünyadan ayrılması gereken bir varlık, niçin ve hangi makul nedenle burada başlamış olduğu eylemi terkedip, yabancı ve başka bir dünyada devam etmeye veya tamamlamaya mecbur olsun? Böyle bir zorunluluğu biz göremiyoruz. Ahlaki ve ruhsal gözlemler aksine bunun tersini yani burada başlanmış bir eğitim olayının burada ait kısmının yine burada tamamlanması gereğini bize gösteriyor. Bir okulu bitirmek üzere oraya girmiş bir öğrencinin birinci sınıfı orada, ikinci sınıfı başka bir okulda, üçüncü ve dördüncü sınıfı ayrı ayrı okullarda okumasının mahzurları vardır. Eğer okul tek sınıflık olsaydı böyle bir mahzur olmazdı. Fakat öğretici sınıfları olan ve her sınıfında farklı bilgi düzeylerinde öğrencileri olan bir okulda bu bu sakıncalar olacaktır.

    Çok kısa yaşamların anlamını biliyor muyuz?

    Bir öğrencinin, bir okula girmesinin amacı o okulun kendisine sağlayacağı bilgileri elde etmek olduğu gibi, bir insanın dünyaya inmesinin amacı da bu dünyanın o insana sağlayacağı kazançları yani görgü ve deneyimi elde etmesidir. Bu olmazsa o varlığın dünyaya bir defa gelmesinin dahi anlamı yoktur. Her maddi gerçek gibi, dünya denen yer ruhun evrimi için bir araçtır ve her araç gibi artık gerek olmayıncaya kadar ruh bu araçtan yararlanacak ve alması gerekeni aldıktan sonra diğer maddi araçlar bunu da terk edecektir. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Bazen dünyaya gelen bir ruhsal varlık, birkaç gün hatta birkaç dakika yaşadıktan sonra geriye dönüp gidiyor. Eğer dünyaya gelişi sadece bir defalık olsaydı, bu kadar kısa bir zaman yaşamış olan bir varlığın yaşamının anlamını nasıl açıklayacaktık? Eğer bir ruhsal varlık, dünyada birkaç saat yaşayarak buradan alabileceklerini alıyor ve dünyasal evrimini tamamlayabiliyorsa niçin diğer milyonlarca ve milyarlarca insan ve varlık bu dünyaya gelip senelerce yaşıyor, sıkıntı çekiyor, yaşlanıyor ve ızdırap çekiyor? Eğer böyle çok kısa bir zaman için dünyaya gelmiş bir varlığın önceki evrim dönemini başka bir dünyada yaşadıktan sonra geriye kalan birkaç dakikalık zamanı burada tamamlıyor diye düşünülüyorsa, bu düşünce zayıf ve sakattır. Çünkü başka dünyalarda tüm evrimini yapmış ve gelişmiş bir varlık, kısa bir anlık kalan evrimini de oralarda bitirirdi. Bu kadar törenle buralara yani kendisine yabancı dünyamıza bunun için gelmesine hiç de gerek olmazdı. Kaldı ki dünyamızdaki evrim o kadar yavaş ve zordur ki, böyle yalnız bir defaya mahsus yıldırım hızıyla gelip geçmekle, buradan elde edilebilecek sonuçlara değer vermek de doğru olmaz.





    Her alışın, bir de verişi vardır

    Şu halde dünyamızdaki yaşamın bir defa doğup, yaşayıp ölmekle sınırlı olduğunu iddia etmek için, tüm diğer nedenlerle birlikte, dünyada 70 sene yaşayanlarla 70 saniye yaşayanlar arasındaki boyluğu doldurmak gerekir. Zira olaylar, deneyimler, akıl ve mantık ve bunlara ek olarak yükseklerden aldığımız ruhsal mesajlar gösteriyor ki, aradaki boşluğu doldurabilmek ancak dünya yaşamından beklenen ruhsal yeteneklerin gelişiminin uygun düzeye varması için gereği kadar bu dünyada birbirine bağlı ve bütün bir yaşam dönemi geçirmek zorunluluğunu kabul etmekle mümkün olur. Tarih boyunca dünyaya baktığımızda görürüz ki, buraya daima insanların ruhsal evrimi için ve onları karanlık yaşam labirentlerinden korumak için çalışan olgun, gelişmiş öğreticiler, ruhsal varlıklar, peygamberler ve diğer büyük insanlar gelip gitmekteler ve işte bu gerçek karşısında önümüze çok önemli bir konunun ve sorunun geldiğini görürüz; Acaba tüm bu büyük kurtarıcılar ve ilham sahibi varlıklar insanlık düzeyinin tabii ki üzerinde olan evrim düzeyine ulaşıncaya kadar, bu dünyaya daha öncelerde hiç gelmediler mi? Ve bunun ille de böyle olması mı gerekir? Dünyada evrimleşme sürecini tamamlamış bir varlık ilerde ve daha gelişmiş bir ortama girdiğinoe herhangi bir ilahi görevi kabul edip, insan kardeşlerini uyandırmak ve yardım etmek gibi yüksek bir fedakarlığı göze alıp, tekrar dünyaya inmemek ve bu ilahi görevden yararlanmamak zorunda ve durumunda mı kalacaktır? Yani ebedi evrimin en üst düzeyi olan fedakarlık ve diğerlerine yardım çizgisine ulaşmış bir varlık, bir kez buraya geldiği için mahrum mu olacaktır? Bu neden böyle olsun? Hangi gereklilik bunu icap ettirir? Eğer bazı yüzeysel düşünceler yüzünden varlıkların dünyamızda ancak bir defa yaşadıklarını kabul etmek alışkanlığından kendimizi kurtaramazsak, dünyadaki geri kalmış kardeşlerimize nasıl yardım edebiliriz? Unutulmamalıdır ki, her alış bir veriş içindir. Eğer bir dünyamızdan bazı şeyler alıyorsak, onu yine aynı yollardan sırası gelince başkalarına vermek zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz. Aksi halde büyük bir egoizmaya düşeriz ki, o zaman da ruhsal bir evrim kavramını anlayabilmek zor olur.

    Bir sineğin dahi ruhsal evrimi vardır

    Peygamberler, büyük adamlar, büyük kahramanlar fedakarlıktan başkasını mı yapmışlardır? Bu kadar büyük ve ilahi bir görevin yapılmasına engel olabilecek tekrar bedenlenmeya karşı düşencelerin gücü ve nedenleri ne olabilir? Evrimin başka dünyalarda da mümkün olduğuna göre, neden bu dünyaya defalarca gelindiği sorusuna şu soru ile cevap verilebilir. Bu dünya koşulları ve imkanları içinde başlanmış bir ruhsal evrim sürecini bitirmeden ve bu eksiklik kendisini hissettirirken neden bu dünyaya tekrar gelmemek gereği olsun? Ama bu sorunun yeterli cevabını alamayacağımız ve veremeyeceğimiz gibi, diğer yorumlar bize tekrar gelişlerin gerek oldukça yaşanabileceğini göstermektedir. Dünyamız diğer dünyalar gibi ruhların gelişime muhtaç sonsuz yetilerinden bir kısmının gelişimine yardım eden bir evrim okuludur. Madem ki burada yapılması gereken işler vardır ve bu işler için bir defa bu dünyaya gelmek gereği de vardır. O halde bu işler, burada yapılmalıdır ama dünyaya gelen her varlık aynı derecede çalışıp, aynı başarıyı sağlayamamaktadır. Az gayret gösterip, geri kalanlar da bu dünyadan diğerleri kadar etkilenirler, en iyi örnek hayvanlar dünyasıdır. Hayvanlar bizim küçük ve çok ilkel durumda olan kardeşlerimizdir. Onların da günün birinde bizler gibi belli oranda ileri bir varlık olacakları muhakkaktır. Onlar da evrim halindeler, şimdi bir sineği düşünelim, bu yaratık çok kısa süren sineklik yaşamını bu dünyada bitirdikten sonra, bir defadan fazla dünyaya gelmemesi şarttır diye hayvanlar dünyasının diğer sayısız imkanlarından yararlanamayacak ve bir daha dünyaya gelmeden hayvanlığın diğer düzeylerinin kendisine sağlayacağı ayrı yaşamları başka dünyalarda mı arayacaktır? Bu hayvanların dünyanın kendilerine verdiği evrim fırsatlarından mahrum olduklarını hangi bilimsel kanıta dayanarak ileri sürebiliriz?

    Yeniden Doğmak yöresel mi?

    Şu da var ki, varlıkların bu dünyaya nedense bir kez gelmesi mümkündür ve birden fazla doğamazlar gibi bir fikre kapıldığımıza göre bir kez dünyamızda bedenlenmiş olan bir hayvanın daha yüksek bir maddi evrim düzeyinde örneğin insanlık düzeyinde dünyaya gelmemesi gerektiğini kabul etmek zorunda kalırsak, böyle bir düşüncenin hiçbir makul açıklamasını yapmak ve kanıtlamak mümkün olmayacaktır. Bir İngiliz ruhçuluk dergisinde, yeniden doğmaya karşı yazılmış bir yazıda tuhaf bir yorum vardı. Denildiğine göre, tekrar doğmaya inananlar doğudaydılar ve oradaki dinsel inançlarda bu vardı. Bu nedenle onlara gelen ruhlar, henüz dünyasal inançlara bağımlı olduklarından daima tekrar bedenlenmelerden bahsederler. Bu görüş sakattır, öncelikle hepimiz biliriz ki, Müslümanlık yeniden doğma hakkında doğrulayıcı veya karşı çıkıcı hiçbir görüş belirtmez. Bu yüzden, Müslüman dostlarımızı ruhların tekrar doğma konusundaki mesajlarına inandıramıyoruz. Bununla beraber bize öteki alemden mesaj veren ruh dostlarımızın arasında yaşarken yeniden doğmaya karşı olanlar ve inanmayan medyumlar vardı, bunlara hepimiz tanık olduk ve oluyoruz da...

    Dinlerde söylenmesi gerekenler söylenmiştir

    Bize öyle geliyor ki, özellikle burada dini inançları öne sürerek tekrar bedenlenmeyi kabul edememek gereği ön plana geçmiş bulunuyor. Bis kimsenin dini inancı hakkında tek bir kelime söylemek hak ve yetkisini kendimizde görmüyoruz. Ancak şu kadarını hatırlatabiliriz. Hiçbir din tekrar doğmaya karşı değildir, kaldı ki her büyük dinin emirleri arasında gizli, simgesel ve allegorik anlatımlarla destekleyici bilgiler bulunmaktadır. Bunun böyle olması gereklidir zira dinler birer evrim yoludur. Orada gerçekler, zamanın, mekanın gereklerine göre ve insanların anlayış düzeylerine göre düzenlenmiş ve sistematize edilmiş emirler halinde insanlara sunulurlar. Büyük gerçekler her dinde vardır, bunu bizim göremememiz bizim hatamızdır. Dinlerde söylenmiş şeyler, ancak söylenmesi gerekenlerdir. Açık söylenmeyen şeyler, o dinin indiği zamanlarda söylenmemesi ve kapalı kalması gereken gerçeklerdir. Bunun nedenlerini o dinlerin büyükleri görmüş, değerlendirmiş ve böyle yapmışlardır. Bizim onları eleştirmeye yetkimiz olmadığı gibi gerçeği böyle bilmemiz kendi çıkarımızın gereğidir.

    Özetle bize göre, tekrar doğmalar, ruhların madde evrenindeki gelişimlerinin sayısız araçlarından birisidir. Ama asla amaç değildir. Dolayısı ile, yüksel evrim amaçları üzerinde duran büyük din adamlarının, düşünürlerin ve peygamberlerin yeniden doğma kavramının üzerinde açıkça durmamaları, onların öğretilerinin değerlerini etkilemez. Bu böyle olduğu gibi, onların yeniden doğma gerçeği üzerinde durmamış olmaları da, sayısız evrim araçları arasında yer alan yeniden doğma gerçeğinin değerini de etkilemez...



    alıntı

  2. #2
    ne ya bu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-08
    İtibar Puanı
    16
    Mesajlar
    155
    islam dinine göre yeniden doğmak diye bişey kesinlikle yoktur.kiminin 70 yıl yaşaması kiminin 70 saniye yaşaması allahı tekdiridir va ayrıca zaman sadece bu dünyada var olduğu için bu allaha göre değil insanlara göre bi problemdir.yeniden doğmanın mümkün olamayacağı zaten ahiret hayatına inancın bir gereğidir
    EY ULUBATLI...BİR İSTANBUL SENİN GİBİ BİR YİĞİDE DEĞERMİYDİ....

  3. #3
    SCARRED - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şub-07
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    İtibar Puanı
    181
    Mesajlar
    122
    Çok güzel ve öğretici bir yazı bulup paylaşmışsın Natilyus81, teşekkürler.
    Even Beethoven had his critics. Name three of them.

  4. #4
    Tecrübeli Üye shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şub-07
    Bulunduğu yer
    boyut içinde boyuttan,belki şuan yanınızda
    İtibar Puanı
    313
    Mesajlar
    4,910
    KURAN'DA REENKARNASYON YOKTUR, ÖLÜM VE DİRİLME BİR KEREDİR

    Reenkarnasyon hiçbir ilahi kaynağa dayanmayan batıl bir inançtır. Ancak sadece Hint dinlerinde değil, dünyanın her yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru olmasını isteyen insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, dine inanmayan, ahiretin varlığını inkar eden, ölümden sonra yok olmaktan veya sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkan insanların, reenkarnasyonu, bu korkularını yenmek için bir çıkar yol olarak görmeleridir. Çünkü reenkarnasyon inancının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği ve insanın yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde gerçek dışı bir telkin yatmaktadır.

    Oysa Kuran'da ölümün ve dirilişin bir kez olduğu bildirilmektedir. Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar, bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek, dünyada tüm yapıp ettiklerine göre sonsuza kadar cennette veya cehennemde kalmayı hak eder. Yani insanın bir dünya hayatı, bir de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. İnsanların öldükten sonra dünya hayatına geri dönemeyecekleri Kuran'da çok açık olarak bildirilmektedir:

    Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler. (Enbiya Suresi, 95)

    Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır. (Mü'minun Suresi, 99-100)
    --------------------
    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır
    ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir...
    (Al-i İmran Suresi, 185)


    Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, insanların bir bölümü ölüm ile karşılaşınca, tekrar dirilme ümidi içinde olacaklardır. Ancak, kendilerine bunun kesinlikle mümkün olmadığı o an açıklanacaktır. Allah bir başka ayetinde insanların ölümü ve diriltilmesi ile ilgili şunları bildirir:

    Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi o diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 28)

    Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi, insan başlangıçta ölüdür, yani yaratılışının temeli başlangıçta, toprak, su, çamur gibi cansız maddelerden oluşmaktadır. Daha sonra Allah bu cansız yığına "bir düzen içinde şekil verip" diriltir. Bu dirilişten belli bir süre sonra insan, yaşamı sona erince tekrar öldürülür ve toprağa geri döner, çürüyüp-ufalanıp toz haline gelir. Bu da insanın ikinci defa ölü haline geçişidir. Geriye ise son kez diriltilmesi kalmıştır. Bu da ahiretteki dirilmesidir. Her insan ahirette diriltilecek ve bir daha geri dönüşün mümkün olmadığını anlayarak, dünyada yaptığı herşeyin hesabını verecektir.

    Diğer ayetlerde de insanın dünyaya geldikten sonra tek bir ölümden başka ölüm tadmayacağı şöyle bildirilir:

    Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur. (Duhan Suresi, 56- 57)

    Yukarıdaki ayetler, ölümün sadece bir kez olduğunun görülmesi açısından son derece açık ve kesindir. İnsanlar her ne kadar ölüm ve ahiret korkularını yenmek ve kendilerini teselli etmek için reenkarnasyon gibi batıl inançları kabul etmek isteseler de, gerçek olan, öldükten sonra bir daha dünyaya gelmeyecekleridir. Her insan sadece bir kez ölecektir ve bu ölümünden sonra, Allah'ın takdiri olarak sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı başlayacaktır. Allah her insanı dünyada yaptığı iyilik veya kötülüklere göre, cennetle ödüllendirecek veya cehennemle cezalandıracaktır. Allah, sonsuz adalet sahibi, sonsuz merhametli ve şefkatli olandır ve herkese yaptığının karşılığını eksiksiz olarak verendir.
    Konu shadow tarafından (05-06-2008 Saat 22:17 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi
    beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi,şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni.Elif,Lâm,Râ

  5. #5
    NİFO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-08
    Bulunduğu yer
    ZEYTİNBURNU
    İtibar Puanı
    106
    Mesajlar
    580
    Bu konu enimde çok ilgimi çekenbir konu arkadaşlar belki size komik gelecek ama ben bunu yaşıyorum sanki.çok derine inmek istemiyorum ama yaşadığım şeylerle araştırmalarım uymuyor.Dinimizde yeniden doğuş diye birşey yoktur deniyor bu hadislerde de var peki bunu yaşıyan yada yaşadığını düşünenlere ne diyebilirz? bu konuda bilgisi olan arkadaşlar varsa paylaşırlarsa çok memnun olurum

  6. #6
    1melek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-08
    Bulunduğu yer
    ankara
    İtibar Puanı
    46
    Mesajlar
    364
    evet dinimizde yeniden doğuş vardır!!ama nerede yeniden doğuş yaşanacak(tabiri caizse) ahirette yaşanacak.bu yeniden doğuşun sebebi de dünya hayatı boyunca yapılanların ödüllendirilme ve cezalandırılma safhası için..
    sizin yaşıyorum dediğiniz olayları tahmin etmek zor değil şöyleki;bir takım varlıkların sizi egemenliği altına almaya çalıştığını ve bunu da dini inanışlarınızı zedeleyerek hareket ettiklerini düşünüyorum.aslında yaşamadığınız şeyleri zihnen yaşadığınızı hissettirmeye çalıştıkları ortaya çıkıyor.eğer insanlar ölüp ,sürekli başka bedenlerde varlıklarını devam ettirecek olsalardı bu dünya hayatının sonu olmazdı.ve bu durum imtihan sırrına tamamen aykırıdır.

  7. #7
    NİFO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-08
    Bulunduğu yer
    ZEYTİNBURNU
    İtibar Puanı
    106
    Mesajlar
    580
    Yorumlarınız için teşekkür ederim....Çok karmaşık bir durum hala araştırma yapmaktayım.her araştırma farklı bir yere çıkıyor doğal olarakbuda zihini ve mantığı zorluyor...

  8. #8
    Zem_heri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-08
    İtibar Puanı
    20
    Mesajlar
    2,430
    Reenkarnasyon var mı?

    -Bunu ruhsal ve fiziksel yapınıza göre iki şekilde almakta yarar var. Dini temellere göre reenkarnasyonu kabul etmek zorundasınız. (bizim dinimize göre değil )Aslında, reenkarnasyon yok. Bir insanın ölünce tekrar beden olarak doğmasına imkan yok. Çünkü aynı genlerden oluşmaya imkan yok. Spiritüel enkarnasyon yok. Beden olarak bir enerji taşıyorsunuz, bunu kullanıyorsunuz. İnsanın sıfırdan kaynaklanan bir evrimleşmesi var. Hepiniz belli kültürleri taşıyorsunuz. Reenkarnasyonun burada oluşması imkansız, çok geriye gidilirse sizin çıkış noktanız aynı olabilir, beyniniz binlerce yıl öncesini hatırlayabilir, genetik hafıza reenkarnasyon zannediliyor. Ruh enerjsinini başka kanallara aktarılması mümkün, eskilerin el vermek dedikleri gibi. Ölünce ruh bütüne döner (Alıntı)
    Shodow çok güzel açıklamışsın teşekkürler .
    bi dahası yok arkadaşlar o yüzden yapacaklarınızı bu kısa zamana sığdırmaya çalışacaksınız üzgünüm Alıntıyı aldığım adam da gerisinde saçmalamış ya ben orasını almadım herkesin her fikri doğru olmayabiliyor )

  9. #9
    kafkas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-08
    İtibar Puanı
    10
    Mesajlar
    36

Konu Kilitli

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Bağlama Büyüsü Bağlama Büyüsü Muhabbet Büyüsü Aşk Büyüsü Büyü Aşık Etme Büyüsü Medyum

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198